Başbakanlık Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Başkanı Ergün Turan, insanın manevi boyutunun dikkate alındığı şehirler inşa edilmesi gerektiğini belirterek, "Yüksek katlı modern binalar ve dev kuleler bugün büyük şehirlerin gerçeği olmakla birlikte, ideal kentlerin hedeflediği bir kentsel ortamı göstermiyor." dedi.

Başbakanlık Tanıtma Fonu ile Ankara Sanayici ve İş Adamları Derneği'nin (ASİAD) işbirliğinde düzenlenen Uluslararası İdeal Kentler Zirvesi, Rixos Otel'de başladı.

TOKİ Başkanı Turan, zirvenin açılışında yaptığı konuşmada, insanların maddi ve manevi ihtiyaçlarının karşılandığı, mutlu ve huzurlu olduğu, çevresel ve estetik değerlere dayalı mekanların bulunduğu yaşam alanları üretilmesinin, herkesin ortak gayesi olduğunu belirtti.

İdeal kent arayışının, yüzyıllar önce Farabi'nin eserinde olduğu gibi, bugün de devam ettiğini anlatan Turan, gelişen ve değişen kentlere, ekonomik gelişmişliğe ve yaşam tarzına bağlı olarak, daha nitelikli ve konforlu yaşam alanlarının üretilmesi için çabalarının önümüzdeki süreçte de devam edeceğini söyledi.

"TOKİ büyüklüğünde sosyal konut üreten başka bir devlet kuruluşu yok"

Yaşam ve gelişmişlik şartlarına bağlı olarak vatandaşların TOKİ'den beklentilerinin de değiştiğine işaret eden Turan, "Dünün beklentilerine dünün imkan ve kabiliyetleriyle çözüm üreten TOKİ konutlarından, daha nitelikli ve konforlu yaşam alanlarını içeren TOKİ konutlarının üretimine geçilmiştir. Bugün gerek Avrupa'da gerekse Ortadoğu ve Afrika’da devlet bütçesinden para almadan TOKİ büyüklüğünde sosyal konut üreten başka bir devlet kuruluşu yoktur." şeklinde konuştu.

Turan, TOKİ'nin bilgi ve tecrübesinden yararlanmak isteyen devlet sayısının, 90'ın üzerinde olduğunu dile getirdi.

"Şehir insanın yaşam alanıdır"

Zirveye katılan AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan da fiziksel yapı üzerinden şehirleri idealize etmenin doğru olmadığını ifade etti.

Karaaslan, "Şehir insanın yaşam alanıdır. Aslında belki de bu anlamda en ideal şehir, kendi öz kimliğini yansıtan, topoğrafyasıyla uyumlu, insana, diğer tüm canlılara ve doğaya saygılı, toplumun her kesimi, özellikle dezavantajlı gruplar için erişilebilir, kapsayıcı, kuşatıcı, kısacası özgün olandır." diye konuştu.

Son 14 yılda Türkiye'de şehircilik anlamında çok önemli mesafeler katedildiğine dikkati çeken Karaaslan, 14 yıl önce altyapı problemlerinin insan sağlığını ve hayatını olumsuz etkilediği, gecekondularla çevrelenmiş şehirlerin olduğunu, öncelikle bu temel sorunları çözerek işe başladıklarını söyledi. Karaaslan, şunları kaydetti:

"Kentsel dönüşümü, beraberinde getirdiği sosyolojik dönüşümle birlikte ele alan, her kente farklı yerel özelliklerin yansıdığı tasarım yaklaşımlarını benimsiyor, bu amaçla kimlikli şehirler oluşturma idealimizi hayata geçiriyoruz. Bir şehre yaklaşırken farklı meslek disiplinlerinin bir aradalığını çok önemsiyoruz. Mimar, şehir plancısı, kentsel tasarımcı, peyzaj mimarı, sanat tarihçisi, sosyolog ve farklı alanlara göre çeşitlenebilecek farklı bakış açılarının ayrıca yerelin sesi olan kullanıcıların yani yaşayanların karar alma süreçlerine dahil edilmesinin, alınacak kararların şehre katkısını olumlu yönde etkileyeceğine inanıyoruz. Kısacası ideal olanı, güzel olanı istemek, iyi olanı inşa etmek arzumuz, hayalimiz var."