OSMAN ÇOBANOĞLU

PROF. DR. GÖKSEL AŞAN: Faiz artırımını zorladılar ancak kuru bu seviyede tutamazlar
“Bir sürü atakla karşılaşıyoruz ama bu yeni atak bence Moody’s’in raporuyla başladı. Âdeta ‘biz yeni bir operasyona başlıyoruz’ raporuydu. Moody’s raporu bunun ilk sinyalidir. Ondan sonra da bu raporun bahanesi ve içeride de o anlamda destekleyip köpürtenlerin yardımıyla süreç buralara kadar geldi. Bundan bir önceki Para Politikası Kurulunda faiz artırımına yönelik çok ciddi bir atak gelmedi. Beklenti vardı ama ‘büyük ihtimalle bir şeyler yapar’ yönündeydi. O beklenti ortadan kalkınca 25’indeki kurul için Moody’s raporuyla faiz artırımını zorlamaya başladılar. Faiz artırımını zorlamak deyince yarım puan vs. kastetmiyoruz. Burada amaç daha önceden de Merkez Bankasına yaptırmayı başardıkları bir anda 3-4 puanlık anlık hızlı yükselişler. Bunu yaptırmaya çalışıyorlar. Cumhurbaşkanımız bunları ‘faiz lobisi’ diye ifade ediyor. Ben de çok katılıyorum o ifadeye. Maksadını çok güzel anlatan bir ifade. Bu atak daha önceden başladı son da olmayacak. Ancak şunu da söyleyeyim bu kadar zarar yazıp kuru buralarda daha fazla tutamazlar. Hafif bir gevşeme sinyalini aldığı anda da içerideki döviz tutanların satışa geçeceği kanaatindeyim. Dolayısıyla aşağı doğru gelecektir. Ama bir süre sonra yeni bir Para Kuruluna yaklaşınca benzer bir süreç yine olacaktır. Kur düştüğünde ‘aman Allah’ım ekonomi şahane gidiyor’ diye iş yapıp ertesi gün kurda yükseliş olduğunda ‘eyvah battık’ demelerini artık bir şekilde durdurmamız lazım. Bunun önüne geçmemiz lazım. Bunun yolu da gerçekten güçlü bir iletişim stratejisidir.”

DOÇ. DR. GÜR: Rusya’da yükselince Türkiye’de de yükseliyor
“Maalesef uluslararası yatırımcılar Türkiye ile Rusya’yı aynı risk kategorisinde değerlendiriyorlar. Yani yatırımcıların gözünde Rusya ile Türkiye benzer bir risk primine sahip. Dolayısıyla Rusya’dan çıkış yaşandığı zaman Türkiye’den de para çıkışı yaşanıyor. Kurun son 4 günde bu kadar artmasındaki en önemli etmen öncelikli olarak Rusya ve ABD arasındaki gerilimin tırmanması. Bu gerilim azaldığı zaman otomatik olarak Türk lirasına olan talep artacak, dolayısıyla Türk lirası biraz değer kazanacaktır.

Dövizdeki durum geçici
Maliye Bakanı Naci Ağbal, son birkaç haftadır küresel piyasalarda Suriye ile ilgili gelişmeler nedeniyle petrol ve döviz fiyatlarının dalgalandığını belirterek “Gelişmiş ülkelerin merkez bankalarının faiz kararları da finansal piyasalarda dalgalanmaları beraberinde getirdi. Bugünkü meseleler bir boyutuyla uluslararası piyasalardaki gelişmelerin Türkiye’ye yansıması. Merak etmeyin dalgalanmalar geçici. Bu gelişmeler, çok hızlı bir şekilde bertaraf edilecek” dedi. Ağbal, Türkiye’nin sahip olduğu ekonomik yapının herkes tarafından takdir edildiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: Sayın Cumhurbaşkanımız açıkladı, 135 milyar lira tutarında son derece stratejik 23 tane dev proje belirlendi, inşallah bu sene bu yatırımlar yapılacak. Bunlar Türkiye’nin cari açığını aşağı çekecek. Ekonomimizle ilgili bütün parametreler orta ve uzun vadeli sahip olduğumuz potansiyel itibarıyla olumluyken bir takım dışarıdaki gelişmeleri başka taraflara çekip Türkiye ekonomisi üzerinde spekülasyon oluşturmak alışık olduğumuz bir şey. Dolayısıyla kimse endişe etmesin.

Yatırımcılar gönlünü ferah tutsun
Vatandaşların, üretici ve yatırımcıların gönlünün ferah olmasını isteyen Kalkınma Bakanı Lütfi Elvan “En ufak bir kaygı içinde olmamalarını istiyorum” diye konuştu. Elvan, Türkiye ekonomisine yönelik 2016 yılında da kötü senaryolar yazıldığını ancak ülkenin büyümeye devam ettiğini hatırlatarak Türkiye’nin hedeflerine teker teker ulaşacağını vurguladı. Elvan “Kurda biraz yükselme oldu, bu aşağı düşecektir, Türkiye ekonomisi büyümeye devam edecektir. Yılın ilk aylarındaki performansımıza bakılırsa Türkiye ekonomisinin iyiye gittiği görülür. İhracatımız ilk çeyrekte yüzde 9’luk artış gerçekleşerek 160 milyar doların üzerine çıktı. Turizm gelirlerimizde de geçen yıla oranla ciddi bir artış bekliyoruz. Yılın ilk üç ayında turist artışı var. Geçen yıl 22,5 milyar dolarlık bir turizm gelirimiz söz konusuydu, bu yıl 27 milyar dolara ulaşan bir gelir elde etmeyi hedefliyoruz. Biz neyi nasıl yaptığımızı çok iyi biliyoruz, bundan sonraki adımlarımıza da nasıl ve ne şekilde atacağımızı çok iyi biliyoruz” dedi.

Kurda yükselişe karşı çok yakında tedbir geliyor
Hükûmet kurda yaşanan oynaklığa karşı harekete geçiyor. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem, önümüzdeki günlerde bu konuda adımların atılacağını belirterek “Nisan sonuna kadar bunları göreceğiz” dedi. Türkiye’nin bütün makroekonomi verilerinde iyileşme olduğunu ve ihracatın tempolu bir şekilde artmaya devam ettiğini dile getiren Ertem “‘Nefes Kredisi’ çok iyi gidiyor, faizler de düşmeye başladı. Bu tür adımlar çoğaltılmalı ama adının nefes olmaması lazım, ‘İyileştirme Kredileri’ diyelim” diye konuştu. KGF geri dönüşlerinin iyi olduğunu ve yaklaşık 90 milyar TL’yi geçen bir dönüş ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Ertem büyüme rakamlarına da değinerek “2018 ilk çeyrekte büyümenin yüzde 7,4-7,5 olmasını bekliyoruz. Bütçe dengesi kapsamlı büyümeyi destekleyen ve ikisi arasında doğru korolasyonu gerçekleştiren bir yerde gerçekleşiyor. Bütçede gelir tarafında çok ciddi iyileşme var. Hazine’nin şu andaki nakit rezervi 2018, 2019’da yetecek durumdadır, hatta 2018’de hiç borçlanmasına bile gerek yoktur” ifadesini kullandı.

Bankacılık sektörü kredileri yönetecek güç ve kabiliyette
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı Mehmet Ali Akben, Ülker ve Doğuş Grubu’nun borç yapılandırma haberleriyle ilgili olarak bankacılık sektörünün bunları karşılayabilecek güçte olduğunu söyledi. Kredi ödemlerinde zaman zaman şirketlerin nakit akımlarına bağlı olarak erken kapamalar olduğu gibi bazen vade uzatımlarının da gündeme gelebildiğine dikkat çeken Akben, bu tür hususların doğal karşılanması gerektiğini ifade etti. Akben “Döviz kurlarının yükselmesi, uluslararası gelişmeler ve kaynak vadelerinin kısa olması nedeniyle bir kısım büyük gruplara ait kredilere ilişkin ortaya çıkan hususlar münferit olaylar olup, toplam kredileri 2,2 trilyon lira seviyesine ulaşan bankacılık sektörü bu tür kredileri yönetebilecek güç ve kabiliyettedir. Sektörün aktif kalitesinin en temel göstergelerinden olan takibe dönüşüm oranı yüzde 2,89 ile tarihî düşük seviyelerdedir. Kredilere ilişkin olarak kurumumuzca yapılan stres testi, senaryo analizleri ve diğer çalışmalarında, kötü koşullarda dahi, oluşabilecek olumsuz etkiler, bu kredi büyüklüğü içerisinde yönetilebilir seviyelerde kalmaktadır” dedi.