Ö. Faruk Bingöl İSTANBUL

Son dönemde “millîleşme” atağına kalkan Türkiye, stratejik bir alanda daha ciddi hamleye hazırlanıyor. Başbakan Binali Yıldırım’ın geçtiğimiz ay müjdesini verdiği “millî ilaç” için düğmeye basılıyor. 2016 yılından beri faaliyetlerde bulunan ve birçok projeye imza atan Amerikan Türk İş Geliştirme Konseyi  (ATBD Council), elini taşın altına koydu. “Millîleşme” konusunda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Hükûmetin ortaya koyduğu iradeden cesaret alan ATBD Council; ABD’de, başka ülkeler için ilaç molekülü çalışmalarını yürüten, bu alanda uzmanlaşmış Türk bilim insanlarına ulaştı. Konsey, Türkiye tarafında da fason ilaç üreten firmalara ve sağlık alanında hastanesi bulunan, AR-GE çalışmaları yapan üniversitelerin nabzını yokladı. İki taraftan da çok olumlu ve istekli dönüşler alan ATBD Council, her aşamayı Başbakan Binali Yıldırım ile paylaştı. Son olarak geçtiğimiz hafta Yıldırım’a brifing verildi. Önümüzdeki birkaç hafta içerisinde Başbakan himayesinde, ABD’deki Türk bilim adamları ve Türkiye’deki firmalar bir araya gelerek, “millî ilaç” için ilk adım atılacak.

YALNIZ KALMIŞLARDI
Amerikan Türk İş Geliştirme Konseyi Başkanı Uğur Terzioğlu, gazetemize yaptığı açıklamada “Türkiye’de yapılan son referandumda, ABD’de ‘hayır’ çıkmıştı. Amerikalı Türk, ülkeden uzaklaşmış. Onları arayan soran yok, hep FETÖ gibi yanlış kaynaklardan Türkiye’yi dinliyorlar. Biz orada çoğuna ulaştık. Doktorlar, mühendisler dargınlar. Başbakanımıza da anlattık, ‘Bu bilim adamları sahipsiz, kimse ilgilenmemiş, hepsi yabancı ülkelere çalışıyorlar’ dedik. O da dedi ki, ‘28 milyar lira dışarıya ödüyoruz ilaç patenti için. Bunun 8-10 milyarını bile içeride tutarsak, bu ilk aşama için büyük başarı. Gereken ne ise, yapalım…’ Hakikaten Türkiye’de ilaç üretiyoruz ama bunu yaparken yüzde 80 dışarıya patent bedeli ödüyoruz. Şimdi Sayın Başbakan yakın zamanda bu isteklileri toplayacak, ‘birlikte yola çıkalım’ diyecek. Bunun için bir fon kurulacak. Bunun, Türk Sağlık Yatırımları Fonu olması planlanıyor. Sadece finans anlamında değil. Patent üretmenin özündeki bütün konular, moleküller, formüller bu fon kapsamında olacak. Yerli ve millî molekül, bu fonla desteklenecek. Son açıklanan teşvik paketini hatırlayın. Artık sanayicimiz kendi patenti ile üretmeye başlayacak. Ve bu konuda çok istekliler. Onların yapacağı stratejik yatırımlarla cari açık ciddi anlamda kapanacak. İlaçta da bu olacak, yapacağız, hiçbir engel yok. ABD’de yaşayan Türk bilim adamlarının ilaç buluşları, bu fon tarafından desteklenecek. Mesela bir romatizma ilacı düşünün… Patenti Türk olacak, hem dışarıya para ödemeyeceğiz, hem de satarak ciddi gelirler elde edeceğiz” dedi.

Dev şirketler talip oldu
Eczacıbaşı
Abdi İbrahim
Nobel İlaç
Turgut İlaç
Turkuaz Medical
Centurion Pharma
Pharmactive
İstinye Üniversitesi

Bu hastalıklar öncelikli
Kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar
Yerel hastalıklar (Akdeniz anemisi gibi)
Kalp-damar hastalıları
Metabolizma hastalıkları (Obezite, tansiyon gibi)
Kişinin genetik yapısına özel ilaçlar

Kuş gribi salgınında Türkiye aşı bulamamıştı
ABD’de 1998’den beri bulunan Dr. Kemal Oğuz Kalafat, millî ilaç projesinin önemli isimlerinden… Aynı zamanda Amerikan Türk İş Geliştirme Konseyi Başkan Yardımcısı da olan Dr. Kalafat, 2012 yılında beri ABD’de ilaç sektörünün içinde bulunuyor. Bu alanda birçok ‘start-up’ projeye tanıklık etmiş, bazılarına dâhil olmuş, bütün süreçleri çok iyi biliyor. Dr. Kalafat da, gazetemize şu açıklamalarda bulundu: Cumhurbaşkanımızın ‘babayiğit’ çıkışının ardından cesaretlendim ve bu yola koyuldum. ABD’de 150-200 Türk bilim insanı var. Bunlar, molekül alanında çok iyiler. Bu zamana kadar hep İsrail’den, ABD’den, Japonya’dan destek almışlar. Türkiye’de kapı kapı dolaştılar zamanında. Onlara dönüp bakmadılar, ilaç firmaları buna kafa yormadı, AR-GE’ye geçemediler, fasona devam ettiler. Bizim bu çalışmamızla iyi bir noktaya geldik. 37 tanesiyle konuştuk, hepsi çok istekliler. Hatta bunu duyan birçok bilim insanımız da bize ulaşmaya başladı, hepsine umut olduk. Sayıları çok artacak. Tamam, bir ilaç üretmenin maliyeti 100-300 milyon dolar arasındadır. Ancak ABD bunu yaptı ve bugün dünyadaki her 10 ilacın 8’i, ABD’den çıkıyor. Bakın, ilaç çok stratejik bir alan. Mesela kuş gribinde, biz tedavi için gerekli ilaca ulaşamadık, ülkeler kendilerine sakladı. Bir de fiyat yönü var. Molekülü elinde bulunduran, istediği fiyatı çekiyor. Onun için millî ilaç diyoruz. Biz bir tane bile moleküle ulaşsak, cari açığa 500 milyon dolarla 1,5 milyar dolar arasında katkı sağlarız. Hedefimiz, 3-4 yıl içinde ilk millî ilacı üretebilmek. 2023 yılına bunu yetiştireceğiz…

Hedef yüzde 100 yerlileşmek
Başbakan Binali Yıldırım, İlaçta Yerlileştirme Projesi ile ilgili yaptığı açıklamada, “Türkiye, ilaçta dünya standartlarında üretim yapabilecek altyapı ve kapasiteye sahip. 2017’de tükettiğimiz her 100 kutu ilacın 80’ini, yerli üretmeyi başardık. 2017’de ilaca verdiğimiz her 100 liranın 45 lirasını da, yerli ilaca harcadık. Türkiye’de üretilebileceğini öngördüğümüz ilacın değeri ise 6,1 milyar lira. Daha önce yurt dışına aktarılan bu rakam artık millî ekonomiye akacak. Şimdiye kadar yerlileşen ilaçların toplam değeri yaklaşık 3 milyar lira. Hedefimiz, önümüzdeki süreçte ilaçta yüzde yüz yerlileştirmeyi sağlayabilmek. İlaçta ithali sona erdirip, imalata geçişi sağlayınca dövize bağımlılığımız ortadan kalkacak. Türkiye ayrıca bu adımla yeni istihdamların da kapılarını açmış olacak. Türkiye, çok uluslu firmaların ilaç yatırımları için çok cazip bir noktada. Firmalar da yeni yatırım teklifleriyle geliyor. Ülkemizin ilaç sanayisini küresel bir güç hâline getireceğiz” ifadelerini kullanmıştı.

İmplantta merkez olabiliriz
Ağız-Diş Sağlığı Cihaz ve Ekipmanları Fuarı (IDEX İstanbul), CNR EXPO Yeşilköy’de açıldı. Son teknolojik ürünlerin sergilendiği fuarda, 150 milyon dolarlık ticari bağlantı hedefleniyor. Diş Malzemeleri Sanayicileri Derneği Başkanı Ali Çakır “Sektörde yerli üretim oranı yüzde 20’lerde, bu rakamı yüzde 50’lere çıkarmalıyız” dedi. Ditron İmplant Türkiye Distribütörü Gökhan Yamaner de “Türkiye’de yılda yaklaşık 600 bin implant uygulanıyor, pazarın büyüklüğü 500 milyon TL’yi buluyor. Ancak bu implantların yüzde 80’i ithal. Bu işi en iyi bilenlerle çalışarak, son teknolojiyi ülkemize getirerek, yerli üretimi geliştirmemiz lazım. Bu alanda altyapı, sanayi, iş gücü, üniversiteler, bilim insanları... Her şeye sahibiz. Bilimi ve teknolojiyi temel alarak, Türkiye’yi bulunduğu bölgede implant üretim üssü yapabiliriz. Buradan iç talebi karşılar, ciddi ihracata imza atabiliriz. Bu arada ihracat belgesi almak, 8 ayı buluyor. Sektörün gelişimi için bunun da kolaylaşması lazım” diye konuştu.