Türkiye, bulunduğu coğrafi konumu itibarıyla Orta Doğu, Asya ve Kafkasya gibi enerji kaynakları bakımından yüksek potansiyele sahip bölgelere komşu olmasından ötürü, son derece stratejik bir öneme sahip. Diğer taraftan bu konumunu avantaja çevirme noktasında yakın geçmişe kadar fazla bir ilerleme kaydedilemediği görülmekte. Son yıllarda ise Türkiye’nin gerek ulusal gerekse uluslararası projelerde aktif bir şekilde rol alması dikkat çekiyor. Yeni bir yönetim modeline geçmeye hazırlanan Türkiye; TANAP ve TürkAkım projelerinde gösterdiği başarısı, mevcut doğalgaz altyapısı ve stratejik konumu ile küresel enerji aktörleri tarafından da dikkatle izleniyor. Yeni dönemde Türkiye’nin odaklanacağı konular arasında enerji, şüphesiz ilk sıralarda bulunuyor. Ankara’nın enerjide merkez ülke olma vizyonunu gerçekleştirmesi için, şimdi “güney-kuzey koridoru” projeleri öne çıkacak. Bu bakımından Doğu Akdeniz bölgesinin enerji kaynakları önemli rol oynuyor. Türkiye açısından bu durumun farkında olan karar alıcılar, söz konusu hedefe yönelik politikalar geliştiriyor.

REZERVLER ÇOK YÜKSEK
Doğu Akdeniz, bu coğrafyada bulunan ve enerji potansiyeli bakımından önemli bir bölge... İsrail, Mısır, Lübnan, Filistin ve Kıbrıs’ın deniz kesimlerinde uluslararası enerji şirketleri tarafından yapılan arama çalışmaları sonucunda yüksek doğalgaz rezerv potansiyeline sahip sahalar keşfedildi. Türkiye’nin de bölgede çalışmaları bulunuyor. Söz konusu sahalardan elde edilecek doğalgaz, bölgenin enerji potansiyelini artırmakla beraber, küresel piyasalardaki enerji talebinin karşılanması konusunda da fırsat sunuyor. ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi verilerine göre Doğu Akdeniz bölgesinde 10-15 trilyon metreküp doğalgaz ve 1,5-3,5 milyar varil petrol olduğu tahmin ediliyor. Bu veriler dünya enerji piyasaları açısından oldukça anlamlı. İspatlanmış petrol ve doğalgaz rezervlerinin kullanımı ile ilgili projeksiyonlar, söz konusu kaynakların önümüzdeki 50-55 yıl içerisinde tükeneceğini öngörüyor. Bu bakımdan yeni keşfedilen rezerv sahaları, enerji arz güvenliğine sunacağı katkıdan dolayı dünya üzerindeki tüm ülkeler tarafından yakından takip ediliyor.

HERKES KAZANACAK
Doğu Akdeniz’i, Orta Doğu coğrafyasının Akdeniz, Karadeniz, Ege, Kızıldeniz ve Atlantik bölgelerine açılan ticaret ve enerji kapısı olarak nitelendirmek mümkün. Dolayısıyla Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de bulunan enerji kaynaklarının transferi noktasında stratejik önemi bir kat daha artıyor. Bu transferin sağlıklı bir biçimde gerçekleşebilmesi için birçok proje üzerinde çalışılıyor. Bunların başında, Türkiye üzerinden geçmesi durumunda daha verimli bir şekilde çalışacak olan Doğu Akdeniz Doğalgaz Boru Hattı (East Mediterranean Natural Gas Pipeline) projesi geliyor. Söz konusu proje ile Doğu Akdeniz’den çıkarılan doğalgazın Avrupa kıtasına ulaştırılması planlanıyor. Bu bağlamda Türkiye, hem maliyet hem de coğrafya açısından en uygun rota olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu bir proje ile “kazan-kazan-kazan” durumu ortaya çıkabilecek. Diğer bir ifadeyle hem kaynak sahibi ülkeler hem Türkiye hem de Avrupa kazanacak.

Rumların ihlali süreci zorluyor
Doğu Akdeniz platformunda enerji politikaları üretmek için, bir takım siyasi, hukuki ve askerî problemlerin aşılması gerekiyor. Türkiye, bu sorunların üstesinden gelebilmek ve tarafları ikna edebilmek için yoğun mesai harcıyor. Özellikle Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ve dolayısıyla Türkiye arasında, Münhasır Ekonomik Bölgeler (MEB) bağlamında yoğun diplomatik temaslar devam ediyor. GKRY, adanın güneyinde yer alan bölgeyi 13 parsele ayırarak petrol ve doğalgaz arama çalışmaları yapıyor. Ancak bu parsellerden bazıları KKTC’nin MEB’inde yer alıyor. Bu nedenle iki ülke arasında birtakım problemler yaşanıyor. Rum kesimi, KKTC ve Türkiye’yi saf dışı bırakarak bölgedeki enerji kaynaklarına tek başına sahip olma niyetinde... Türkiye ise bölgedeki konumunu ve siyasi gücünü kullanarak birtakım yaptırımlar uygulayabilir. Ancak enerji kaynaklarını üreten ve bu kaynaklara ihtiyaç duyan ülkeler arasında kavşak konumunu öne çıkarmak isteyen Ankara, bölgedeki meseleleri barış ve istikrarı etkilemeyecek şekilde çözüme kavuşturmak istiyor.