Son dönemde ABD’nin körüklediği ticaret savaşları; AB, Çin ve Rusya gibi etkili ülkelerde “millî para” refleksini geliştirdi. Geçtiğimiz günlerde Fitch tarafından yapılan analizde “ABD, gümrük vergilerini artırarak küresel ticaret savaşlarını ilerletirse; diğer ülkeler de kendi para birimleriyle ticarete başlayacak. Böylece doların, rezerv para olma statüsü büyük yara alacak” görüşüne yer verilmişti. Nitekim geçen hafta AB, Rusya ve Çin; kendi aralarındaki ticarette kendi paralarını kullanma konusunda çalışmalara başladı. Türkiye de son yıllarda sıklıkla, millî paralarla ticareti gündeme getiriyordu. Bugün yaşanan gelişmeler, artık dünyayı bu yöne doğru sürüklüyor. Ancak bu süreçte Türkiye’nin de yapması gerekenlerin olduğu belirtiliyor.
Dünya çapında 30’dan fazla ülkede örgütlenen, kâr amacı gütmeyen ve parasal sistemler konusunda uluslararası fikir koalisyonu olan “Bağımsız ve Millî Para Platformu”nun (IMMR) Türkiye Temsilcisi Dr. Artuğ Çetin “Bugünkü para sistemi, ekonomilerdeki varlık fiyatlarını şişiriyor. Şişen varlık fiyatları da patlıyor. Her ülke, para sisteminde değişimi yapabilir. Türkiye de bunu yapabilme şansının yüksek olduğu ülkelerden” dedi.

BAĞIMLILIK BİTECEK
15 Haziran tarihinde İsveç’in başkenti Stockholm’de yapılan IMMR zirvesinde açıklamalarda bulunan Artuğ Çetin “Mevcut sistem, bankaların dışarıdan dövizle borçlanarak, içeride kaldıraçlı şekilde kredi sunması şeklinde gelişti. Paranın özünde kredi var artık. Borçlanılmadan para üretilmiyor. Sistemin yanlışı budur. Borcu siz piyasaya sürdüğünüz zaman, o borç ödenmek zorundadır. Eğer ödenmezse sistem çöker. Bu yüzden 1974 yılından bugüne dünyada 425 tane finansal kriz yaşanmış. Bugün de paranın merkez bankaları yerine ticari bankalar tarafından üretilmesi ve kredi vermek suretiyle kullanıma sürülmesi, dolayısıyla buna bağlı olarak ticari bankaların alım gücü üretmesine dayalı problemler yaşıyoruz. Hâlbuki, bütün piyasa işlemlerinde karşılıklı olan şey değerlidir. Dolayısıyla karşılıklı bir para yapısına geçildiğinde, her kredinin karşılığında tek bir işlem olduğunda, kaldıraçlı işlemleri durdurduğumuzda dövize bağlı veya farklı şekilde borçlanmalara ihtiyaç duymayacağız. Paramız da bağımsızlığına kavuşacak ve değer kazanacaktır” şeklinde konuştu.

175 MİLYAR DOLAR SAF DIŞI
Rusya ile AB arasındaki yıllık ticaret hacmi, yaklaşık 300 milyar dolar. Bunun yüzde 54’ü dolarla gerçekleşiyor. Rublenin payı yüzde 8,3, avronun ise yüzde 34,4 seviyesinde... Her iki taraf da ticaretin tamamını kendi paralarıyla yapmaya başlarsa, karşılıklı olarak 150 milyar doları kullanmaktan vazgeçecekler. Bu arada Rusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi, 100 milyar doları aştı. Haziran başında ikili ticarette ruble ve yuan kullanımının daha da yaygınlaştırılması amacıyla, hükûmetler arası bir anlaşma imzalandı. Burada da yakın zamanda yüzde 25’lik bir hedefe ulaşılması öngörülüyor. Böylece yakın gelecekte toplamda 175 milyar dolar para, küresel ticarete aracı olamayacak.