Doğuş Bektaş/ANALİZ

Bağımsız denetim, işletmelerin yıllık finansal tablo ve diğer finansal bilgilerinin Uluslararası Standartlarla denetlenmesidir. Ya da kanuni tabirle; finansal tabloların, belirlenen kriterlere uygunluğu ve doğruluğu hususunda, makul güvence sağlayacak yeterli ve uygun bağımsız denetim kanıtlarının elde edilmesi amacıyla, genel kabul görmüş bağımsız denetim standartlarında öngörülen gerekli tüm bağımsız denetim tekniklerinin uygulanarak, defter, kayıt ve belgeler üzerinden denetlenmesi ve değerlendirilerek rapora bağlanmasını ifade eder.
Bu denetim sonucunda ulaşılan bulgular da, Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına (UFRS) göre raporlanır.
Yapılan araştırmaya göre Deloitte, 43 milyar dolar gelirle dünyanın en büyük bağımsız denetim şirketidir. Bağımsız denetim (Audit), dünya genelinde şirketler için en az yönetim kurulları kadar kıymetlidir. Çünkü denetim mecburiyeti olan şirketler üç sac ayağı üzerinde durur:

Genel Kurul, iki tayin gerçekleştirir; Yönetim Kurulu ve Bağımsız Denetçi. Yönetim Kurulu bir sene boyunca belirlenen kriterlere göre şirketi yönetir, ne kadar doğru yönettiğini ise Bağımsız Denetçi, Uluslararası kriterlere göre denetler ve raporlar. Bağımsız Denetçi, raporunda, Yönetim Kuruluna olumlu görüş dışında bir görüş verirse, bunun Genel Kurul ve şirketin diğer 3. tarafları açısından mutlaka detaylı sorgulanması gerekir.
Ülkemizde maalesef bağımsız denetim raporları, zorunluluğu yerine getirmek amacıyla yapıldığı için bu derinlikte analiz edilememektedir. Kamu Gözetim Kurumu 2 Kasım 2011 yılında kurulduktan sonra bağımsız denetim konusunda “Üst Kurul” olmuştur. İlgili tarihe kadar sadece halka açık şirketler ve bazı özellikli şirketler için bir mecburiyet olan bağımsız denetim, bu tarihten sonra ciro, aktif büyüklük ve çalışan sayısı kriterlerine göre zorunluluk kapsamına alınmıştır.
Dünyada denetimin önemi, 1984 yılında AB’de alınan bir kararla “kanuni denetimin yalnızca onaylı bir kanuni denetçi veya denetim firması tarafından yapılması” ile başlamıştır.
Dünyada denetim konusunda 2002 yılında ABD’de Sarbanes Oxley Kanunu (SOA) çıkarılmış ve Halka Açık Şirketler Muhasebe Gözetim Kurulu (PCAOB) kurulmuştur. Düzenleyici kuruluşlar; American Institute of Certified Public Accountants (AICPA), sermaye piyasalarını düzenleyen kuruluş olarak da Securities and Exchange Commission’dır. Uluslararası Muhasebeciler Federasyonu (IFAC) da düzenleyici kuruluş sıfatıyla bütün üye organlarına yol gösterici mahiyette profesyonel muhasebeciler için Ahlak Kuralları Yönergesini hazırlamıştır.
ABD ve AB şirketleri; dünyada bağımsız denetim alanını, gerek kanuni gerekse ticari anlamda %90 ellerinde tutmaktadır. ABD ve AB merkezli denentim kuruluşları, Türkiye’de de piyasanın yaklaşık yüzde 88’ine hakimdir. Burada analiz edilmesi gereken üç husus ortaya çıkmaktadır:
1-Türkiye’de denetim gelirlerinde birinci olan PWC toplam 137,7 milyon TL, yani 24 milyon dolar gelir elde ederken; dünyadaki toplam gelirinin (41 milyar dolar) yüzde 1’inin de altında bir kısmını ülkemizden almaktadır. Genel dağılım diğer büyük dört denetim şirketinde de böyledir ki, bu oran, ülkemizde denetime verilen önemi anlatabilir.
2 -Kamu Gözetimi Kurumu şeffaflık raporlarından alınan bağımsız denetim gelirlerine göre ilk 20 firma içinde yerel firma sayısı altı tanedir. Ülkemizde, kendisi uluslararası denetim ağına sahip olan ve üyelik verebilen denetim firması yoktur.
3- Her şirketin atar ve toplardamarı gibi olan BAĞIMSIZ DENETİM ve VERGİ konularında, katma değer nasıl oluşturabiliriz, irdelenmelidir.
Öncelikle şunu belirlemek lazım, şirketlerimiz asla patronlara bırakılmayacak kadar kıymetli görülmeli. Şirketlerimiz en az ortakları kadar, çalışanlarına, devlete, yönetim kurullarına, yatırımcılarına, tedarikçilerine, müşterilerine, bankalarına, rakiplerine de aittir. Bir şirketi kötü yöneten patron bu grupların tamamına ihanet etmiş olacaktır. Bütün gelişmiş ülkelerde bu bilinç oluştuğu için, BAĞIMSIZ DENETİM zorunluluktur ve sonuçları analiz edilerek kararlar alınır. Bizdeki gibi KGK’dan (Kamu Gözetimi Kurumu) kurtulmak için hazırlanan bir rapor asla değildir.
Vergi çalışmaları, sadece şirket ve devlet arasındaki işlemleri ilgilendiriyor. Ancak bağımsız denetim, her şirketin tüm taraflarının, detaylı incelendiğinde tüm durumunu gösteriyor. Uluslararası Finansal Raporlama Standartlarına göre yazıldığı için, tüm taraflar bağımsız denetim raporlarına “öcü muamelesi” yapıyor, zira bizde insanlar bilmediğinin düşmanıdır. Ancak bu standartlar uzun yılların bilgi birikimi ile ticaretin olmazsa olmazıdır, dünya genelinde uluslararası görünümü ifade etmeye yarar. Devletimiz, bankalar, patronlar ve yönetim kurulları inşallah bağımsız denetimin önemini biraz olsun kavrar, sektöre de sektörün uzmanlarına da yatırım yapar...

'BAĞIMSIZ DENETİM VE VERGİ'DE NELER İNCELENİR?
VERGİ:
¥ Faturalı, faturasız her işlemi inceler ¥ Alım ve satım evraklarını inceler
DENETİM: ¥ Şirketin tamamını incelemesi yanında işlem yaptığı üçüncü tarafların da tamamını “bağımsız” prosedürlerle inceler ¥ Kimden almış, kime satmış, nasıl borçlanmışlar, zarar mı etmiş, nasıl ödemiş, stok, demirbaş vb. değerini mi düşürmüş, nakit akışını mı bozmuş, kaç çeşit riske maruz ve sonuçları ne, yapısında ne değişiklikler olmuş, yatırımlarının durumu ne?