OSMAN ÇOBANOĞLU

Döviz ve altında yaşanan dalgalanmaya karşı ekonomi cephesi tedbirlere hız verdi. Hem Merkez Bankası hem de Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) piyasaları dengeye sokmak için ardı ardına kararlar alıyor. Daha önce elindeki bütün araçları piyasalardaki aşırı oynaklığın azaltılması doğrultusunda kullanacağını belirten Merkez Bankası, yeni bir adım atarak piyasa yapıcı bankalara Açık Piyasa İşlemleri için tanınan limitleri sıfırladı. BDDK ise salgın döneminde bankacılık sektörünün reel ekonomiyi kredilendirme faaliyetlerini en etkin şekilde yerine getirmesini sağlamayı amaçlayan Aktif Rasyosu (AR) uygulamasında düzenlemeye gitti. AR hedefi, mevduat bankalarında yüzde 100'den yüzde 95'e, katılım bankalarında yüzde 80'den yüzde 75'e düşürüldü.

AYAĞI GAZDAN ÇEKTİK
SETA Ekonomi Araştırmaları Direktörü Doç. Dr. Nurullah Gür atılan, Türkiye ekonomisinin beklenenden hızlı toparlandığını söyleyerek “Merkez Bankası raporlarında da buna atıf var. Dolayısıyla iki üç ay öncesine göre piyasanın krediye olan ihtiyacında, özellikle de tüketici tarafında bir azalma var. Bununla birlikte kredi genişlemesinin bu süreçte enflasyon ve cari açık üzerinde bazı yan etkileri oldu. Döviz kurunda yaşanan son gelişmelerden sonra da Merkez Bankası ve BDDK bazı adımlar attı. Piyasadaki likidite fazlası çekilmeye çalışılıyor. Yani Merkez Bankası’nın, bankaları ve finans piyasalarını fonladığı mekanizmada vade kısıtlamasına gidiliyor. Merkez Bankası bankalara artık eskisi kadar uzun vadeli finansman imkânı sunmuyor. Ayrıca diğer finansman imkanlarının da maliyetini artırıyor. Dolayısıyla piyasa faizleri artmış oluyor. Bu da ister istemez mevduat ve kredi faizlerini yukarıya taşıyor ve kredi büyümesini dizginliyor. Merkez Bankası frene tamamen bastı diyemeyiz ama ayağını gazdan belli ölçülerde çekti” dedi.

KREDİLERE SINIR
BDDK’nın son kararlarına ilişkin de açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Gür “Mart ve nisan aylarında özellikle özel ve yabancı bankaların kredi verme iştahları çok fazla yoktu. Bu dönemde piyasaların da krediye ihtiyacı olduğu için, BDDK, aktif rasyosunu ortaya koyarak bankaları kredi vermeye teşvik ediyordu. Şimdi artık piyasaların krediye olan ihtiyacı görece azaldığı ve dövizde yaşanan gelişmeleri de dikkate almak gerektiği için, BDDK, bu aktif rasyosunda bir gevşemeye gitti. Bu, eskiye nazaran bankaların daha az kredi vermesi anlamına geliyor. Son atılan adımlarla birlikte ‘Kredi verme konusunda daha temkinli hareket edebilirsiniz’ mesajı verildi. Bundan sonra BDDK aktif rasyosunda biraz daha gevşeme yapabilir. Bu da bankaların, özellikle tüketici kredilerini azaltması anlamına gelebilir" diye konuştu. 

MANİPÜLASYON VAR
Ekonomist Prof. Dr. Seyfettin Erdoğan ise son ekonomik gelişmelerde uluslararası çevrelerin rolünü değerlendirerek şunları söyledi: Türkiye’nin uluslararası düzeyde ses getiren operasyonları var. Ayasofya, Akdeniz gibi... Bu sebeple kur atağıyla karşı karşıya kalıyor. Manipülasyonlar söz konusu olmaya başladı. Bunlar dolara talebi daha da artırdı. Dünyada dolar değer kaybederken Türkiye’de artması, tam olarak bunun göstergesi. Ancak Türkiye ekonomisine derin hasar vermez, geçicidir. Kurumlarımız burada manipülasyon yapanlara ve iç piyasaya mesaj vererek ‘Ben kur ataklarına karşı elimdeki silahları kullanacağım’ diyor. Kredi daralması konusu son derece yerinde ve doğru adım... Çünkü kredilerde genişletici politikaların ciddi maliyeti var. Para; altına, dövize, konuta, otomobile gidiyor. Bu da enflasyon olarak geri dönüyor. Şunu da belirtelim, öncelikle resesyonla mücadeleyi seçtik ve bu sebeple atılan adımlar gerekliydi.