Doğu ve Güney doğu Anadolu'da terör örgütü PKK'nın saldırılarına tepki gösteren sivil toplum örgütü temsilcileri ve vatandaşlar, Çözüm Süreci ile sağlananhuzur ve güven ortamının devam etmesini istiyor.


Eğitim-Bir-Sen Muş Şube Başkanı Mahir Barışan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Çözüm Süreci'nin bölge insanının içini rahatlatıp, geleceğe güvenle bakmasını sağladığını söyledi.


Çözüm Süreci'nin, barış ve kardeşlik projesinin hiçbir hesaba, egoya, menfaate kurban edilmemesini istediklerini dile getiren Barışan, yeni kurulacak hükümetten bütün insanları kuşatan, temel hak ve özgürlükleri barındıran yeni bir anayasa beklediklerinin altını çizdi. Barışan, "Çözüm Süreci'nin başarıya ulaşabilmesinin yegane şartı, yeni bir anayasanın mutlak surette yapılmasıdır" ifadesini kullandı.


İllegal unsurların silahı bırakmasının ve sınırların dışına çıkmasının şart olduğunu vurgulayan Barışan,  "İnşallah bu topraklarda yaşayan bütün vatandaşlarımızın temel hak ve özgürlüklerini yine bu devlet verecektir. Biz ona inanıyor ve kanaat getiriyoruz. Şiddeti, silahı istemiyoruz çünkü bu noktada tedirginiz. Mutlak surette PKK'nın silah bırakması gerekir ki bir normalleşme sağlansın" diye konuştu.


Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Muş Şube Başkanı Aydın Suna ise PKK'nın silah gölgesinde algı çalışmaları yürüttüğünü ifade ederek, "Bu, kabul edilemez bir durum. Silahın gölgesi altında Çözüm Süreci'ni yürütmek mantıklı ve mümkün değil. Başta silah bırakılıp ondan sonra çözüm başlatılmalı" dedi. 


Esnaf Fırat Başaran ise son günlerde yaşanan olayların üzücü olduğunu belirterek, "Kan dökülmemesini, olayların bitmesini istiyoruz, huzur istiyoruz. Polis olsun asker olsun hepsi bizim ailemiz, kardeşimiz. Analar ağlamasın. Olaylar iyi gitmiyor. PKK'nın silah bırakması lazım" şeklinde konuştu.


Cengiz Taşdemir ise Çözüm Süreci'nin devam etmesi gerektiğini belirterek, "2-3 yıldır kan durmuştu. Son olaylarda polislerimiz, askerlerimiz ağır bir yara aldı. İki taraf için de çok kötü. Sonuçta dağda ölen de bizim kardeşimiz, ovadaki de bizim kardeşimizdir. Bu kanın durmasını istiyoruz" dedi. 


"Bir gemideyiz, batarsak hepimiz batarız"


Van'da yaşayan Seyfi Seyhan, çatışma ortamından yorulduklarını dile getirerek, "Bizler, Kürt'ü, Türk'ü, Ermeni'si, Arap'ı, Alevi'si ile hepimiz bir geminin içerisindeyiz. Eğer batarsak hepimiz birlikte batarız" değerlendirmesinde bulundu.


Kürtçe yaptığı konuşmada barışın önemine değinen Abdulbaki Yıldırım ise "Barış olmazsa biz rahat olamayız. Biz barışı, insanlığı istiyoruz. Biz kimsenin birbirini öldürmesini istemiyoruz. Asker kim? Asker de benim, senin, onun kardeşi. Diğerleri de kandırılmış oralara gitmiş olanlar. Biz insanlık istiyoruz. Biz olayları istemiyoruz. Barış, barış, barış" diye konuştu.


Ardından sürecin olumlu sonuçlanması yönünde dua eden Yıldırım, "Allah'ım bu ateşin üzerine bir su serpsin. Hepimiz Müslümanız, Kelime-i Şehadet getiriyoruz. Barış, kardeşlik gelsin" dedi.  


Geçimini çiftçilikle sağlayan ve aşırı sıcak hava nedeniyle ekinini gece biçmek zorunda olan Metin Gültepe ise Çözüm Süreci'nde çok huzurlu olduklarını belirtti. Gültepe, "Çözüm Süreci boyunca rahat rahat gece gündüz çalışıyorduk ama şimdi aynı şeyleri söylemek mümkün değil" şeklinde konuştu.  


"Birbirimize kenetlenmemiz lazım" 


Diyarbakır'da yaşayan ev hanımı Vesile Baran, kan dökülmesini istemediklerini vurgulayarak, "Analar ağlamasın. Niye polisler, askerler ölüyor? Hepsi gençtir, yazık günah değil mi? Çözüm yine devam etsin, durdurulmasın. Hiç kimse ölmesin" ifadelerini kullandı.


Karadeniz'den Diyarbakır'a gezmeye geldiğini ifade eden Turan Karaçal kızın Bingöllü bir aileye verdiğini anlatarak, "Öyle Kürt'müş, Türk'müş diye bir ülke değil burası. Herkes kardeştir" dedi.


Esnaf Ahmet Sapmaz 6-7 Ekim olaylarında DAEŞ'i bahane edip dindar halka saldırıldığını ifade ederek, "Bunların amacı, Müslümanları buradan yok etmektir. Derin güçler ortada. Selahattin Demirtaş, sözde Kürt temsilcisidir" diye konuştu.


Herkesin sağduyulu olması gerektiğini belirten Sapmaz, "Allah, birlik ve beraberliğimizi sağlamamız için bize yardımcı olsun. Birbirimize kenetlenmemiz lazım" dedi.


Seyyar satıcı Hüseyin Demir, barışın dünyanın en güzel şeyi olduğuna işaret ederek, "Çatışma, gençlerin ölmesini istemiyoruz, huzur istiyoruz. Bir ay önce daha iyiydi, çatışmasızlıktı, kimse kimseyi öldürmüyordu, daha güzeldi, barışçı bir dönemdi ama şu anda insanlar ölüyor. Çatışmalı ortam devam ederse daha kötü olur. Türkiye kaybeder, bizler kaybederiz. İnsanlık kaybeder" ifadelerini kullandı. 


 Üniversite öğrencisi Bünyamin Erim, Çözüm Süreci ile barış ortamının geldiğini, can kaybının olmadığını, Diyarbakırlıların mutlu yaşadığını söyleyerek, "Son dönemdeki gelişmeler üzücü. Tekrar bir çatışma ortamı, yani bundan kimse mutlu değil. Çözüm Süreci'nin devam etmesi lazım, çatışma ortamının bitmesi lazım" değerlendirmesinde bulundu. 


"Sağduyulu halkımız ülkesine sahip çıkacaktır" 


Adıyaman'da yaşayan Mustafa Ay, silah almakla, insan öldürmekle çözüme ulaşılamayacağını vurguladı. 


Bölge halkı olarak "barış süreci"nin devamını istediklerini vurgulayan Ay, "Polis ve askerleri şehit etmekle, yol kesmekle, arabaları yakmakla barış gelmez" dedi.


Ramazan Polat, HDP'lilerin söylemlerinin bir fiyasko olduğunun ortaya çıktığını ifade ederek, halkın, kimin barışı istediğini gördüğünü belirtti.


Tahsin Çatan, ülkenin 1990'lı yıllara götürülmek istendiğinin altını çizerek, "Bölge insanı huzur, istikrar ve Çözüm Süreci'nin devamını istiyor. Kardeşçe yaşayarak savaşın son bulmasını arzuluyoruz" diye konuştu. 


Şanlıurfalı Bahtiyar Sönmez, Çözüm Süreci'nin karanlık güçlerce baltalanmak istendiğini belirterek,  "Karanlık güçler devreye girdi ancak sağduyulu halkımız ülkesine sahip çıkacaktır" ifadesini kullandı.


 Diyarbakırlı İş adamı Recep Öner ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu'nun kalkınmasının kalıcı bir barıştan geçtiğine işaret ederek, ülkede barış ve istikrarın hakim olmasını istediklerini vurguladı. 


Şehmuz Dalkılıç, bölge halkının barışın daha çok gelmesi için HDP'ye destek verdiğini belirterek, "Çok ümitliydik fakat HDP bizi hayal kırıklığına uğrattı. HDP barışa yanaşmadı, verdiği sözde durmadı. Bu sürecin bozulmasında tek suçlu HDP'dir" dedi.