Gaziantep yakınından Doğu Anadolu fay hattının geçtiğini hatırlatan Severoğlu, "6 parçadan oluşan bu fay hattının hemen yanı başımızda bulunan İslahiye, Nurdağı, Türkoğlu ve Gölbaşı fay hattında meydana gelecek bir hareket çok önemli sonuçlar ve sorunlar ortaya çıkarabilir. 1114 ve 1513 yıllarında iki büyük deprem yaşanan bölgemizde bulunan fay hattı 500 yıldan bu yana uyumaktadır, uzmanlar her an bir hareketlenmenin göz önünde bulundurulması konusunda uyarılarda bulunuyor" diye konuştu.
"99 DEPREMİ ÖNCESİ RUHSATLI YAPILMIŞ YAPILAR GÜVENLİ DEĞİL"
Severoğlu, Gaziantep'te gecekondu, ruhsatsız yapılan yapıların sağlıksız, çürük ve afet riski altında olmasının yanında, 1999 yılı öncesinde projelendirilmiş ruhsatlı yapıların da tamamının ve 99 depremi sonrası çıkan yönetmeliklere göre, depreme dayanıklı olmadığını belirtti. Severoğlu, "Özellikle kaçak yapılaşma alanlarında afet riski adı altında yapılan uygulamalarda temel amaç rant elde etmek üzerinden yürütülmektedir. Bu yapıların yenilenerek sağlıklı yaşam koşullarına uygun hale getirilirken, insanlar yaşadıkları yerde kalmaları temel amaç olmalıdır. Başka yerlerde yeniden sağlıksız konut yapma arayışlarına gitmeleri önlenmelidir. 99 depremi sonrası uygulamalara başlayan yapı denetim kuruluşları, mevcut yönetmeliklerle yeterli ve gerekli fonksiyon üstlenememektedir" şeklinde konuştu.
"DEPREM RİSKİNE KARŞI HAZIRLIKLI OLMALIYIZ"
Severoğlu, Gaziantep'te bulunan yapı stokunu depreme hazırlamanın ve deprem zararlarından korumanın en bilimsel ve akılcı yolu bütünlüklü bir planlama anlayışının sürdürülmesi olduğunu söyledi. Ayrıca bilimsel bilgi ve bütünlüklü bir planlama anlayışına bağlı olarak uyarılarda bulunan Severoğlu, "Mevcut yapı stokunun iyileştirilmesi, onarılması ve güçlendirilmesi, onarım ve güçlendirilme çalışmaları rasyonel ve ekonomik değilse yıkılıp yeniden yapılması, yeni yapılacak yapıların yeterli ölçüde mühendislik hizmeti alması ve denetlenmesi, deprem riskini gidermek için yapıların sigortalı olması gerekir" ifadelerini kullandı.
17 Ağustos 1999 Depremi'nin üzerinden 16 yıl geçmesine rağmen dört alanda da önemli ölçüde sorun bulunduğuna değinen Severoğlu, "2007 Deprem Yönetmeliği'nin önemli bir bölümü yapıların güçlendirilmesine ayrılmış olmasına rağmen, güçlendirme konusu neredeyse tamamen devre dışı kalmıştır. Yaşanacak bir depremde hasar görecek yapının riskini azaltmanın bir yolu olması gereken sigorta yaptırma konusunda da yetersizlik devam etmektedir. DASK kapsamında sigortalı konut oranı yaklaşık olarak \%35 seviyesindedir. Tüm yapıların sigortalanması için çalışma yapılmalıdır. Ayrıca hastane ve okullarımız başta olmak üzere diğer kamu yapılarımızın önemli bir kısmı da bugün deprem riski altında bulunmaktadır. Eski eserlerimiz, müzelerimiz, apartmandan bozma okul, dershane, klinik, üniversite binaları, yurtlar da önemli ölçüde deprem riski altında bulunmaktadır. İnsanlarımızın toplu olarak çalıştıkları endüstri tesisleri, küçük ve büyük iş yerleri, apartman altı küçük boy işletmeler de deprem riski altında bulunmaktadır. Açıkçası yapı stokumuzun durumu hiç de iç açıcı değildir. Gerekli önlemler alındığı takdirde afetleri maddi manevi kayıplar yaşamadan atlatmak mümkün olacaktır. Güvenilir ve sağlıklı yapılaşma için tüm ilgilileri duyarlı olmaya, yaşanan depremleri ve deprem gerçeğini unutmamaya davet ediyoruz" diye konuştu.