MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Türk-Kürt düşmanlığı  için provokasyon yapan, fırsat kollayan, ortam yoklayan mihrakların  kurguladıkları oyunlara düşmemek, yazdıkları senaryolara alet olmamak asıldır"  değerlendirmesinde bulundu.
Bahçeli, Iğdır ve Tunceli'deki terör saldırıları hakkında yaptığı  açıklamada, Türkiye'nin ölümcül bir sürecin, kanlı bir döngünün, şiddetli bir  çatışmanın tam merkezinde olduğunu belirtti.
Türkiye'nin şu anda her şeye gebe olduğunu ifade eden Bahçeli, "Bölücü  terör örgütünün kahpe ve kalleş saldırıları tüm barbarlığıyla, tüm vahşiliğiyle  devam etmektedir. Dökülen şehit kanlarının nerede duracağı, açılan kin ve nefret  kuyularının ne zaman kapanacağı belirsizdir" ifadesini kullandı.
Bahçeli, Türkiye Cumhuriyeti'nin sırat köprüsünde, Türk milletinin çok  yoğun saldırı ve suikast altında olduğuna dikkat çekerek milli vicdanın isyan ve  infial halinde olduğunu, dayanacak hal, bekleyecek ve sabredecek takat  kalmadığını vurguladı.
 
MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:
"Bugün Iğdır'ın Çamurlu Köyü'nde şerefsizler tarafından döşenen  mayınların patlatılmasının akabinde roketli ve uzun namlulu silahlarla açılan  ateş sonucunda 14 polisimiz şehit 2'si de ağır yaralanmıştır. Bugünkü  kayıplarımızla beraber, 20 Temmuz'dan bu tarafa 69'u asker, 48'i polis ve birisi  de korucu olmak üzere 118 vatan evladı şehit düşmüştür. Bu korkunç ve felaketle  bile izah edilemeyecek bir hezimettir. Dağlıca'da verdiğimiz 16 şehidimizin hemen  ardından Iğdır'da 14, Tunceli'de bir polisimizin acı verici şehadeti milletimizi  yeniden kedere boğmuştur."
Türkiye'nin ilan edilmemiş yas ve matemi yaşadığını, Türk milletinin  diken üstünde olduğunu vurgulayan Bahçeli, devletin bağımsızlığı, aziz milletin  birliği uğruna kahramanca görev yaparken şehit düşenlere Allah'tan rahmet,  yaralılara şifalar diledi.
 
Bahçeli, şunları kaydetti:
"Bu menfur saldırılardan sonra öncelikli beklentimiz, teröristler ile  işbirlikçilerinin bir an önce ele geçirilmesi ve muhtemel yeni terör  saldırılarını önlemek için gerekli tedbirlerin devlet tarafından acilen  alınmasıdır. Gerek duyulması halinde, yapılacak sıcak takibin sınır ötesini de  kapsayacak şekilde ve izin almaksızın icra edilmesi artık meşru hale gelmiş  bulunmaktadır. Hiçbir ortaklık veya işbirliğinin mazereti bir tek vatan evladının  hayatından daha kıymetli sayılamayacaktır. Siyasal tartışmaların yoğunluk  kazandığı bu zamanda, terörle mücadele artık en önemli gündem maddesi olmalıdır.
Bugüne kadar yaptığı yanlışlarla bölücü heveslerin cesaret ve ilham  kaynağı olan AKP, yalnızca terör eylemlerinin değil, siyasallaşma çabalarının da  birinci dereceden azmettiricisidir."
Türk milletinin bölücülük ve terörle mücadelede etkin, kararlı ve  kalıcı icraat beklediğini belirten Bahçeli, şunları ifade etti:
"Ne acıdır ki hükümet sıralarına PKK'lıları taşıyan Erdoğan ve  Davutoğlu'nun bunu yapmaya ne cesareti, ne dirayeti, ne de niyeti vardır. Çözüm  süreciyle PKK'nın silahlanmasına göz yuman, Kandil'in sivrilmesine çanak tutan,  İmralı canisinin öne çıkmasına hizmet eden hıyanet kadroları, akan her şehit  kanının vebalini taşımaktadır. Sarayın izbeliklerinde kaos planları yapan şahıs,  dizginlenemeyen iktidar arzuları uğruna Türkiye'yi enkaz ve viraneye  çevirmektedir.
Konya'da gülüp Van'da sahte gözyaşları döken Davutoğlu, pısırıklığının  ve korkaklığının hem diyetini ödemekte, hem de millete ödetmektedir. 400  milletvekili almak için vatanı kundaklayan, milli kimliği kurcalayan  işbirlikçilere 1 Kasım'da aziz Türk milleti demokratik cezayı kesecektir. Bu  artık ikamesi ve tehiri imkansız bir sondur. Mühürlü kalpler, icazetli vicdanlar  görmek istemese de AKP-PKK dayanışma ve ittifakıyla gelinen bugünkü zillet dolu  günler her tehdide açıktır."
 
" Türk milleti teröre haklı olarak tepki göstermektedir"
Türkiye'nin iç savaşın puslu ve uçurumlarla çevrili kıyısında olduğunu  belirten Bahçeli, açıklamasına şöyle devam etti:
"Erdoğan ve Davutoğlu aklını başına almaz, işlemiş oldukları suç ve  günahlarından dolayı pişmanlık duymazlarsa kabaran milli çığın altında kalmaları  mukadderdir. Her ne olursa olsun, ucu nereye ve kime dayanırsa dayansın süreç  ihanetinin hesabını AKP kadroları vermelidir. 1 Ağustos 2009'dan itibaren yıkım  ve çözülmede kimin, hangi bedbahtın dahli ve payı varsa burnundan getirilmelidir.  Medyada boy gösteren PKK severlerin, bölücülüğün kazanını kaynatan, Kandil'e  uşaklık yapan satılmış yorumcu, yazar ve kalem sahiplerinin daha fazla ekranlarda  gösterilmesi, gazete sütunlarında zehir saçması teröre zımnen onay ve destektir.  Bunun yanında, PKK'ya sunulan taviz ve vaat listelerinin, Oslo'dan İmralı'ya  kadar yürütülen müzakerelerin acı sonucuna devleti yöneten çürümüşler muhakkak  katlanmalıdır.
Bu maksatla; yıkım projesinin elebaşısı Beşir Atalay başta olmak  üzere, 2013 yılından sonra, çözüm süreci zaafa uğramasın bahanesiyle PKK'nın  güçlenmesini göz ardı eden, lojistik ve ikmal kanallarının süratle çalışmasını  seyreden, terörle mücadeleyi ağırdan alan mülki idare amirleri ve diğer devlet  görevlileri hakkında gerekli hukuki işlemler başlatılmalıdır."
Türkiye'nin devlet olma hak ve vakarına leke sürdüren kim varsa, yetki  ve sorumluluğu her ne ise mutlaka ve derhal işine son verilmesi gerektiğini  vurgulayan Bahçeli, terörle mücadelede yürekli, milli, atılgan, kararlı ve  donanımlı kadroların gecikmeksizin göreve getirilmesi gerektiğine işaret etti.
"Iğdır'a yerleştirilen 1 ton bombayı fark edemeyen, sarayın siyasi  hesaplarına memur edilerek tevdi edilen istihbarat vazifesini layıkıyla ifa  edemeyen bürokratlar azledilmelidir" diyen Bahçeli, "Terör örgütü silahlanıp  vatanın her tarafına bomba yığınağı yaparken hükümetin süreç sakızı çiğnemesi,  olan biten alçaklıkları hafife alıp uyuşması en az terörist eylemler kadar  sorunludur. PKK'ya cephanelik ikram edenlerin, buna sessiz kalanların, silahlar  gömülsün çağrıları eşliğinde alçakların eline silah tutuşturanların sığınacak  hiçbir mazereti yoktur" ifadesini kullandı.
Türkiye'nin çok yüksek ve eşi benzeri nadiren görülmüş bir hıyanet  çemberinin ortasında olduğunu belirten Bahçeli, bölgesel gelişmeler kapsamında  görevini hakkıyla yapması gereken istihbarat mekanizması sahadan topladığı bilgi  ve bulguları tam ve zamanında güvenlik unsurlarına ulaştırmakla mesul olduğunu,  tersi durumda atıl halde kalan istihbaratın Türkiye'nin kuyusunu kazanların  ekmeğine yağ süreceğini kaydetti.
 
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, açıklamada şunlara yer verdi:
"24 saatlik süreyle oluşturulan özel güvenlik bölgesi ilan edilmesi  gibi uyduruk ve pansuman yöntemlerden cayılarak, Doğu ve Güneydoğu'da can ve mal  güvenliği sağlanana, iç huzur ve asayiş temin edilene kadar Anayasal bir çare  olan sıkıyönetim uygulaması hemen devreye sokulmalıdır. Türk milleti teröre haklı  olarak tepki göstermektedir. Bayraklar evlere asılırken, milli ve demokratik  itirazlar yurdumuzun her köşesinde beklendiği üzere yeşermekte, mesafe  almaktadır.
Bunlar oluyorken, etnik kavga ve karışıklığının önü de açılmamalıdır.  Taşkınlıktan ve ölçüyü kaçıran heyecan selinden uzak durmak, sağduyulu ve  soğukkanlı hareket etmek herkesin en temel tarzı olmalıdır.
Önemle dikkat lazımdır ki bir kıvılcım Türkiye'nin yanmasına, iç  kargaşaya çakılmasına yetecektir. Türk-Kürt düşmanlığı için provokasyon yapan,  fırsat kollayan, ortam yoklayan mihrakların kurguladıkları oyunlara düşmemek,  yazdıkları senaryolara alet olmamak asıldır. Bu hususta milliyetçi-ülkücü hareket  titizlikle davranacak, karanlık mahfiller tarafından organize edilen anonim  kalabalıkların dümen suyuna girmeyecektir. İçimiz alev alsa da parti binalarının  taşlanmasından boyut ve yönü karmakarışık eylemlere kadar Türkiye'nin aleyhine  olan gelişmeler hızla tırmanabilecektir."
 
"Kader anı gelmiştir"
Bahçeli, masum ve son derece makul şekilde gerçekleşen teröre lanet  yürüyüşlerinin demokratik sınırlarda kalmasının da elzem olduğuna dikkat çekerek  şöyle devam etti:
"Eğer ülkemize yönelen hain ve hasmane saldırıların önü alınamaz,  Erdoğan'ın komplo ve tuzakları ısrarla devam ederse benzerlerine birçok ülkede  rastlanan tarihi nitelikli büyük saray yürüyüşünün icrası da kaçınılmaz  olabilecektir. Bu yakın tehlikeye herkes samimiyetle ve özenle dikkat etmelidir.  1 Kasım'da yenilenecek milli irade, varlığını devam ve idame ettirmek istiyorsa  ilk önce AKP zulmünden, saray tasallutundan kurtulması vazgeçilmez bir şarttır.  Aksi halde, dış mihraklar tarafından kiralık olarak kullanılan terör Türkiye'yi  yutacak, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü imha edecektir. Bunun  sonucunda, Ortadoğu'daki karanlık tablonun, çalkantı ve silahlı boğuşmanın bir  benzeri Türkiye'de vuku bulabilecektir. Şayet terörle mücadelede milliyetçi bir  ruh ve şuur vasat bulmazsa, kapatılması mümkün olmayan derin yaraların açılacağı,  milli birlik ve bütünlüğümüzün zedeleneceği, kardeş kavgasının zemin bulacağı çok  sancılı yeni bir süreç önümüzdedir. Yıllarca etnik bölücülüğe cesaret veren ve  güvenlik güçlerimizin terörle mücadelesini zaafa uğratan Erdoğan ve Davutoğlu  bugünkü kanlı tablonun baş mimarlarıdır."
Türkiye'nin en büyük talihsizliğinin terörün siyasi ve manevi  sorumluluğunu omuzlarında taşıyan böyle bir kadro tarafından idare edilmesi  olduğunu belirten Bahçeli, milli güvenliğin sağlanmasının sorumluluğunu üstlenen  Başbakan'ın Anayasal görev ve sorumluluklarını yerine getirmede acze düşmesinin,  üzerinde ayrıca durulması gereken bir Anayasa suçu olduğunu ifade etti.
 
Devlet Bahçeli, açıklamada şunlara yer verdi:
"Terörle etkili bir şekilde mücadele gereklerinin yerine  getirilmemesi, tarihin ve Türk milletinin affetmeyeceği bir gaflet, dalalet ve  ihanet olacaktır. Kaldı ki bu ihanet adres ve muhataplarını çoktan bulmuştur.  Başbakan'ın ve peşi sıra Erdoğan'ın başkanlığında, üstelik katılmasının hangi  amaca matuf olduğu müphem olan TBMM Başkanı'nın da bulunduğu güvenlik  zirvelerinin göz boyama amacına yönelik olduğu kesindir. MHP, Türkiye'yi  böldürmemeye, milli birliğimizin temellerine dinamit konulmasını önlemeye ve  büyük Türk milletinin huzurunu ve güvenliğini sağlayacak şartları hazırlamaya  kararlıdır ve buna da muktedirdir. Türkiye'nin karşısındaki bu husumet cephesiyle  tarihi hesaplaşma çok yakında yapılacaktır. Kader anı gelmiştir.
Türkiye'nin kurtuluşu için bir milat olan ve ertelenmesi için siyasi  kumpas yapılan 1 Kasım 2015 Milletvekilliği Genel Seçimlerine sayılı günler  kalmıştır. Ağlayan Türk milleti ağlatan ve tuzak kuran alçakları sandığa  gömecektir. Köhneyen ve kadavraya dönen iktidar zümresi milli depremle  sarsılacak, ihanet saltanatı Allah'ın izniyle nihayete erecektir. Bu kez olacak,  bu defa Türkiye kazanarak demokrasi mayası sandıkta tutacaktır."