Ülkemizin çözüm bekleyen meseleleri hakkında rapor ve analizler hazırlayan Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Başkanı Akkan Suver artan terör olaylarını gazetemize değerlendirdi: “Türkiye bir ateş çemberinden geçiyor” diyen Akkan Suver, “Tıpkı istiklal savaşında olduğu gibi. Yüze yakın evladımızı şehid verdik, ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu büyük sosyal patlamanın enine boyuna değerlendirilmesi lazım. Ben uluslararası alanda Türkiye'yi temsil eden bir sivil toplum kuruluşunun başkanıyım, dünyanın dört bir yanından mesajlar alıyorum “Türkiye neler oluyor” diye soruyorlar.
Mâlum Hükümet bir iyi niyet yolculuğuna çıktı, hulus-i kalp ile kalkıştığı denemeden sukutuhayal ile çıktı.
Birileri bölgeyi malı gibi görüyor, ülkenin, askerini, polisini, jandarmasını yok sayıyor, kendilerini vali, kaymakam, savcı yerine koyuyorlar. Bununla da yetinmiyor haince cinayetler işliyorlar. Bunları 80 öncesine benzetmeyelim orada sağa inanmış insanlarla, sola inanmışların itişmesi kakışması vardı.  PKK, IŞİD'den daha büyük tehdit sadece Türkiye'yi değil bütün bölgeyi huzursuz ediyor.
Bu günlerde sabırlı olmalı teenni ile hareket etmeliyiz. Evet tepkimizi koyalım ama bunu eyleme dönüştürmeyelim, dün Şırnak'ta, Cizre'de olanlar yarın Antalya'da Bodrum'da karşılık bulursa bir iki aile değil bütün Türkiye zarar görür.
öfkeyle kalkan...
Tavrımızı kırmadan dökmeden ortaya koymalıyız, Sivil Toplum Örgütleri insanları aklı selime davet etmeli. Bizim işimiz tespitten ibarettir, tarafsız olmalıyız. 
PKK bir kardeş kavgası çıkarmak ve Türkiye'yi Bosna Hersek'e çevirmek istiyor. Otobüs esnafını garaja sokmayarak bölücü ile mücadele olmaz. Otobüsçünün camı kırılmış PKK'nın umurunda mı? Zaten istediği bu, malzeme çıkıyor ona. Devletin hakimi savcısı var gereğini yapar. 
 PKK İLE KÜRT'LERİ AYIRMALIYIZ
Büyük bir acı yaşıyoruz bazı Batılılar bundan keyif alıyorlar. Kim bilir belki de düğmeye basan onlar. Ama şurası açık: Kandil ve İmralı seçimden sonra arka planda kaldıklarını hissettiler. HDP'nin öne çıkmasını kaldıramadılar. Halbuki biz büyük bir olgunlukla hazmettik, hiç de rahatsız olmadık.
Cizre'de o bakanların işi ne? Kendisinin de içinde bulunduğu bir hükümetin aldığı kararı kırmaya çalışmak insafsızlıktır. Devlet sana bakan sıfatı vermiş insanlar kabul etmiş gocunmamışlar. Biz bunu buna vermeyelim dememişler Anayasa'nın gereğine uymuşlar. Ama sen yangına benzinle gidersen olmaz. Bu arkadaşların niyetleri Türk milletinin başına çorap örmek, zora sokmak.
Son yıllarda Türkiye ekonomisi bir ivme kazandı bundan cesaret alan Hükümet Çözüm Sürecini başlattı. Sükuneti büyük bir fedakârlıkla sürdürdü bazı şeyleri içine attı. Biz PKK ile Kürt vatandaşları ayırmak zorundayız. Hepsi kargaşadan hoşlanmıyor, ancak dış destek ortada, 80 öncesi kimsenin elinde roket atar yoktu ama şimdi var. Silah lojistiği Avrupalıların desteğini ortaya koyuyor. İran, Ermenistan ve Suriye de yara kaşıyor ayrıca.
Türkiye 2 milyon Suriyeli göçmene bakarken bütün Avrupa 160 bin göçmeni hazmedemedi.
Türkiye çok büyüdü, benim diyen Avrupa ülkelerinin havaalanları Ağrı Havaalanından daha iyi değil. Avrupa kupası maçı olduğu gün 25 bin kişi yurda girdi, böyle bir kalabalığı kaç havaalanı kaldırabilir dünyada. Onlar da görüyor, çekemiyorlar.
G20 KAPIDA
15 Kasım'da ABD ve Çin Devlet başkanlarının da bulunduğu G-20 ülkeleri Türkiye'ye gelecek. Onları sükûnetle ağırlamalıyız. Raiting uğruna TV'lerde sesini yükselten milleti geren arkadaşlar bunun neye mal olacağını düşünseler iyi yaparlar.
Yüz yıldır başımız ağrımadan burnumuz kanamadan gittik, elbette bizi bize düşürmek isteyecekler. Aydın tespitini doğru yapacak, velev ki fikri yapısına uymasa da. Özetlersek çekilen acıların bedelini günahsızlara ödetmemeli tekrar kucaklaşmalıyız, bunu başarırız benim inancım tam.”