Urartu Krallığı'nın başkenti Tuşba'da yapılan kazılarda bir evin altında yaklaşık 3 yıllık olduğu tahmin edilen köpek iskeleti bulundu.
Kültür ve Turizm Bakanlığının izniyle Van Kalesi'nin kuzeyindeki höyükte İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Van Bölgesi Tarih ve Arkeoloji Merkezi Müdürü Doç. Dr. Erkan Konyar başkanlığında yürütülen kazılarda bulunan eserler ve kalıntılar, Urartu Krallığı ve dönemin yaşamıyla ilgili yeni bilgilere ulaşılmasını sağladı.

Höyükte süren kazılarda bulunan ve yaklaşık 3 bin yıllık olduğu tahmin edilen köpek iskeleti, 6 yıldan bu yana Van Kalesi ve çevresindeki tarihi mekanlarda kazı çalışmaları yürüten ekibi şaşırttı.
Doç. Dr. Konyar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, höyükte yaklaşık bir ay süren kazılar sonucu, Urartu'nun sivil mimarisi olan aşağı yerleşmeleri ortaya çıkarmaya çalıştıklarını söyledi.
Halkın yaşadığı alanlar olarak görülen bölgenin, aslında o dönemin elit kesiminin yaşamını sürdürdüğü yerler olduğunu ifade eden Konyar, ortaya çıkardıkları buluntu, kil tablet ve süs eşyalarının bunu ortaya koyduğunu dile getirdi.

Son aşamada buldukları bir köpek iskeletinin ise kendilerini hayrete düşürdüğünü anlatan Konyar, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Daha önceki Yonca Tepe kazıları gibi Van havzasındaki nekropol alanlarda bu tür örneklerle karşılaşıyorduk ama burada çok ilginç ve sıradışı bir durum var. Mekan içine köpeğini gömme durumu var. Bu da Urartuların hayvanseverliğini ortaya çıkarıyor. Küçükbaş hayvancılıkla ilgilenen bir toplumdan bahsediyoruz. Burada köpeğe değer verildiği anlaşılıyor. Belki de çok değerli bir köpekti. O yüzden mekan içerisine gömüldü."
Daha önce nekropol alanlarında bu tür buluntularla karşılaştıklarını anımsatan Konyar, ilk defa Urartulunun yaşadığı alana gömdüğü köpek iskeletini, olağan biçimiyle bulduklarını kaydetti.
İskeletin, Urartu kültürünün küçükbaş hayvancılık ve o çerçevedeki yaşam biçimi anlamında çok önemli bir buluntu olduğunu kaydeden


Konyar, şunları söyledi:
"Urartularda insanların yaşadığı alanda ilk defa bir köpek gömüsüyle karşılaşıyoruz. Yani evinin tabanına köpeğinin cesedini gömüyor. Muhtemelen bu bir çoban köpeği. Urartularla çoban köpeği arasındaki ilişkinin varlığı, daha önce nekropol alanlarında biliniyordu. Ama bu yerleşme yerinde, yani köpeği evine gömmesi, apayrı bir ilişkinin, daha özel bir ilişkinin varlığını gösteriyor. Bu günümüz ölçülerinde tanımlayamayacağımız kadar sağlam bir ilişkiyi gösteriyor. Bu sosyal yaşam açısından oldukça etkileyici. Hayvanseverlik açısından baktığınızda bu Urartuların ne kadar hayvansever bir toplum olduğunu da ortaya koyuyor. Çatalhöyük'te, erken kültürlerde insanlar yakınlarını, yaşadıkları alanın hemen altına gömerdi. Urartular ise hayvan gömmüş. Bu ilginç bir bağlantı."