Zirve Yayınevi'nde biri Alman uyruklu 3 kişinin boğazının kesilerek öldürülmesine ilişkin davanın tutuksuz sanıklarından İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Görevlisi Ruhi Abat, "Zirve Yayınevi cinayetleri dosyası, cinayeti açığa çıkarma davası değildir. Bu dosya, paralel yapının Avrupa'da, Amerika'da meşruiyet kazanabilmesi için hazırlanmış stratejinin yol haritasıdır" dedi.


Abat, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Zirve Yayınevi davasına iki boyutlu bakmak gerektiğini söyledi.


Bakılması gereken ilk boyutta cinayetleri işledikleri öne sürülen 5 zanlının, ikinci boyutta da ek iddianameyle, "zoraki, yalan ve iftirayla, sahte belgelerle" dosyaya dahil edilen sanıkların bulunduğunu savunan Abat, kendisinin ikinci kategoride olduğunu belirtti.


"Ek iddianameyle dosyaya dahil edilen insanlara kesinlikle bir paralel tuzak olduğundan hiç şüphe duymuyorum" diyen Abat, menfur cinayetleri fakülte olarak sürekli telin ettiklerini anlattı.


Fetullah Gülen'in 2004 yılında bir gazetede yer alan açıklamasında, "Türkiye'de çok önemli cinayetler olacak, kan gövdeyi götürecek. Bunu da 300 yıldır bu milletin kaderine hükmeden cemiyet-ı sırrıyeler yapacak" dediğini, aynı beyanları 2005'te başka bir gazeteye verdiği röportajda da yinelediğini savunan Abat, olayların 2006'da Danıştay saldırısıyla başladığını, Cumhuriyet gazetesine bomba atılması, Rahip Santoro, Hrant Dink ve Zirve Yayınevi cinayetleriyle sürdüğüne dikkati çekti.


 "Paralel tezgah"


Eski İstanbul Terörle Mücadele Şube Müdürü Yurt Atayün ve ekibinin hazırladığı 32 sayfalık raporun mahkemeye gönderildiğine işaret eden Abat, "Mahkeme heyeti, 'İki polisin kaleminden çıkmış, tamamen duygusal, tamamen hamaset' dedi. Bunlar 24. celse tutanaklarında var. Bunlar hiçbir maddi delile dayanmadığı için reddedildi. O 32 sayfalık rapor, İlker Çınar'a ifade yapıldı, ona okutturuldu. Rapora delil niteliği kazandırılmaya çalışıldı. Bu paralel tezgah değil de nedir?" ifadesini kullandı.


Emniyet Genel Müdürlüğünün, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine hazırladığı Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) raporuna dikkati çeken Abat, "Satır aralarını okuduğumda karşımda Türkiye Ulusal Stratejiler ve Harekat Dairesini (TUSHAD) buldum. TUSHAD'ı çek, FETÖ'yü koy. İddianamede 'TUSHAD, bütün kamu kurumlarına sızmış' diyor. Ne yapmış? Soru çalıp, 'Fetih (Suresi) okuyacağız' diye gece öğrencileri mi toplamış? 'Teheccüd namazına kalkacağız' diye çağırıp hırsızlık yapıp soru mu vermiş? Yurt dışına milyarlarca dolar para mı kaçırmış, her ile imam mı atamış?" değerlendirmesinde bulundu.


İddianamede TUSHAD'ın, "devlete rağmen, devlete paralel bir yapı" olarak tanımlandığını anımsatan Abat, "Zirve Yayınevi cinayetleri dosyası, cinayeti açığa çıkarma davası değildir. Bu dosya, paralel yapının Avrupa'da, ABD'de meşruiyet kazanabilmesi için hazırlanmış stratejinin yol haritasıdır" dedi.