Bosna Hersek'e bağımsızlık yolunda liderlik eden ve derin bilgi birikiminden dolayı "Bilge Kral" olarak anılan İzzetbegoviç için Kağıthane Gültepe Kültür Merkezi'nde anma etkinliği düzenlendi.
Etkinlik kapsamında açılan Aliya İzzetbegoviç'in hayatından kesitleri içeren fotoğrafların bulunduğu sergi, katılımcılar tarafından gezildi. İzzetbegoviç'in hayatını anlatan belgesel gösteriminin ardından, moderatörlüğünü gazeteci yazar İsmail Kılıçarslan'ın yaptığı söyleşiye geçildi.
Kılıçarslan, ölümden saatler önce İzzetbegoviç'in o dönem Başbakan olan Recep Tayyip Erdoğan'la 13 dakikalık bir görüşme yaptığını anlatarak, "Bilge Kral"ın Bosna Hersek'i, başta Erdoğan olmak üzere tüm Türklere emanet ettiğini söyledi.
- "Hayatı boyunca sahip olduğu tek mülk eviydi"
Konuşmacılardan eski AK Parti Milletvekili Süleyman Gündüz de İzzetbegoviç'in hayatını barış ve esenlik içerisinde kurduğunu belirterek, bütün mücadelesinde bu barış ve esenlik iklimini oluşturmak için uğraştığını dile getirdi.
Gündüz, Aliya İzzetbegoviç'in "doğu ile batı arasında İslam'ın yeniden inşasının gerektiğini belirten liderler arasında olduğunu" aktardı.
1979'dan bu yana coğrafyalarının yetiştirdiği birçok liderle tanıştığını ifade eden Gündüz, "Tanıştığım liderler arasında beni en çok etkileyen Aliya'dır. Hem davranış olarak hem de düşünce ufkumu değiştiren liderdir" dedi.
İzzetbegoviç'in hayatından kesitlere değinen Gündüz, "Bilge Kral"ın söylediğini, yazdığını yaşayan bir lider olduğunu, yaşamadığı ve yazmadığı bir şeyi asla söylemediğini belirtti.
Aliya İzzetbegoviç'in çok sade bir hayat yaşadığını dile getiren Gündüz, "Aliya yer yatağında yatardı. Odasında televizyon ve çalışma masasından başka bir şey yoktu, hayatı boyunca sahip olduğu tek mülk de eviydi" diye konuştu.
- "Bosna'nın varlığını gazete haberiyle öğrendim"
Yazar Yusuf Armağan ise 19 yaşına kadar Bosna diye bir yerin varlığından haberi olmadığını bildirerek, "Üniversiteye başladığım zaman bir gazetede gördüğüm Bosna savaşını anlatan haberden sonra, Bosna diye bir yerin olduğunu öğrendim" dedi.
Misak-ı Milli sınırları içerisine gömülen Türk halkının Bosna'daki savaşa ancak 1993 yılında adapte olabildiğine işaret eden Armağan, "Turgut Özal ve İHH gibi kurumların ön ayak olması sayesinde Türk halkı Bosna'daki savaştan haberdar oldu" değerlendirmesini yaptı.