Fatih Selek İSTANBUL - Memleketi Diyarbakır'dan değil bu sefer İstanbul 3. Bölge'den milletvekili adayı olan Eski Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı M. Mehdi Eker, 1 Kasım'ı Türkiye'nin 'kader seçimi' olarak nitelendirdi. Halkın HDP'ye 7 Haziran'da barış için kredi verdiğini ancak onların bunu terör örgütüne ciro ettiğini belirten Eker, vatandaşın sandıkta bunun hesabını soracağını ifade etti. AK Parti'nin tecrübeli isimlerinden Eker ile seçimi ve gündemi konuştuk.

- Sandıktan sizce nasıl bir netice çıkacak?
 AK Parti tek başına iktidar olur ve istikrar yakalanır. Ekonomi ve terör meselesinin çözümü için Türkiye'nin buna ihtiyacı var. Bölgesel anlamda hassas bir dönemden geçiyoruz. I. Dünya Savaşı'ndan 100 sene sonra, Orta Doğu'da tarih yeniden yazılıyor. Türkiye'nin bu coğrafyada etkili olması lazım ama önce kendi içindeki meseleleri çözmesi gerekiyor. 1 Kasım, kader seçimidir. Türkiye, ya büyüyüp gelişecek ya da koalisyonların türbülansına girecek. Koalisyon türbülansı en kısa 5 yıl sürmüş. On yıl türbülans, en az 10 yıl kayıp demektir. Türkiye eğer, böyle kritik bir dönemde 10 yılını kaybederse bölgesindeki gücünü kaybeder, iç meselelerini çözmede zorlanır.

- Bu seçimde neden Diyarbakır değil de İstanbul'dan aday oldunuz. 2011'e göre İstanbul'daki oy kaybı Diyarbakır'dan daha fazla olduğu için mi?
 Bu genel merkezin tercihi... İstanbul 3. Bölge'de 5 milyon nüfus, 3.5 milyon seçmen var. Seçmenin yüzde 33.5'i Doğu ve Güneydoğu'dan. 7 Haziran'da AK Parti'nin bu bölgeden ilk 10 sırada Doğu ve Güneydoğu kökenli bir adayı yoktu. Bu seçimde hem Diyarbakır hem de İstanbul'da oy oranımızı artıracağız. Diyarbakır'da milletvekili sayısını iki üç katına çıkacak. 7 Haziran'da özel şartlar oluştu. Listelerde yanlışlar oldu. Halk, 'Nasıl olsa AK Parti tek başına iktidara gelir, oy verelim HDP de barajı geçsin, çözüme ve barışa katkı sağlasın' diye düşündü. Esas hayal kırıklığı burada başladı. Çünkü millet onları Meclis'te çözüm sürecine katkı sağlasın diye gönderdi. Onlar ise gitti bu gücü terör örgütlerine ciro etti. HDP'nin genel başkanı oy aldığı 6 milyon seçmene dönüp “Biz sırtımızı terör örgütlerine yasladık” diyebildi. Yüz yüze görüşüyorum, halk işte bundan rahatsız ve 1 Kasım'da HDP'ye bunun hesabını soracak.

- Kürt nüfusun kahir ekseriyeti dindar muhafazakâr ama HDP gibi sosyalist çizgiyi benimsemiş bir partiye oy veriyor. Burada çelişki yok mu? Bunun sebebi milliyetçilik duygusu mu, inat mı, baskı mı?
 Kırsalda silah ve baskı var. Kentsel alanda ise milletçilik duygusu hakim. Ama, kentseldeki desteğin bütünü çözüm sürecine katkı sağlayacağı umuduyla verildi. Çok az bir kısmı milliyetçilik duygusuyla hareket etti. Nitekim HDP'nin kemik oyu yüzde 5-6'yı geçmiyor. Bunu HDP'liler de çok iyi biliyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı başta olmak üzere başka birçok kesimden HDP'ye oy gitti. Ama onların amacı HDP'yi güçlendirmek değil AK Parti'ye zarar vermekti.

- Türkiye'nin en büyük Kürt kenti İstanbul. Bölünme imkânsız gibi. Peki ne istiyor Kürt halkı. AK Parti'nin demokratik açılımını yeterli buluyor musunuz?
Demokratikleşme ve sivilleşme vatandaşın beklentisi. Türkiye AK Parti ile çok büyük mesafe kaydetti. Kürtlerin tamamı bunu biliyor. PKK'nın ve HDP'nin buna dair bir talebi söz konusu değil. Son 5-6 ayda siz bir HDP sözcüsünün Türkiye'de Kürtlerle ilgili herhangi bir talep ortaya koyduğuna şahit oldunuz mu? Yok öyle bir şey. Ajandaları başka. Vatandaş, demokratikleşme ve sivilleşmenin imkânlarından memnun. Demokratik anlamda atılacak adımlar var ama bunun konuşulacağı yer Meclis'tir. Her şey konuşulur ama yeter ki şiddet içermesin. Terörü siyaset aracı haline getirdiğiniz zaman meşruiyetinizi kaybedersiniz.

- Şemdinli'de hastane bombalandı. Sağlık hizmetleri durdu. Cumhurbaşkanı da her fırsattı “Tepkinizi ortaya koyun” diyor. Halk şehirde terör estirenlere niye tepki vermiyor?
Çünkü korkuyor. Bunlar halkı kendilerine siper ediyor. Taşeron ve dublörle karşı karşıyayız. Bunları yönlendirenler Orta Doğu'da hesabı olanlar. Biz bunu bitirmek için terörün kaynağıyla mücadele ediyoruz. Başarılı da oluyoruz.

- Beyaz Toros tartışmaları var. Bu konuda ne söylemek istersiniz?
O dönem Türkiye koalisyon tarafından yönetiliyordu. Faili meçhuller, Hizbullah, JİTEM cinayetleri, hepsi de istikrarsızlık döneminde oldu. Biz o karanlıkları aydınlattık, bürokratik vesayeti bitirdik. Ama diğer partiler bu konuda bizim yanımızda yer alacaklarına AK Parti'ye vurmaya çalıştı. HDP şimdi kendi üzerinde vesayet kuran örgüte karşı duramıyor. Şimdi beyaz Toroslar yok da şehir kenarlarında kulübelerde insanların götürülmesi var, kağıtlarla insanların çağrılması var. Son operasyonlara kadar işkence de var infaz da. Şiddet ve zulüm, 20 sene önce bazı devlet görevlileri eliyle yapılıyordu, bugün terör örgütü daha kötüsünü yapıyor. Dün devletin o uygulamalarına karşı kapatılan kepenkleri polis zorla açtırıyordu. Bugün örgüt, insanlara zorla kepenk kapattırıyor. Zihniyet aynı. Başbakanı 'tehdit ediyor' diye eleştirenler önce kendi yaptıkları zulümlere baksın. Onlar kara ve karanlık Toroslarla yaşıyorlar.