Osman ÇOBANOĞLU ANKARA
Server Vakfı'nın bir sohbet programında konuşan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Uzmanı Cuma Kısa, Türk arşivciliğinin tarihine değindi. Kısa, geçmişten bugüne arşivcilikle ilgili şu konulara dikkat çekti: “Maalesef 1930'lu yıllarda okkası 3 kuruş 10 paraya arşivlerimizin önemli bir kısmı 'hurda kağıt' olarak Bulgaristan'a satıldı. Dört milyon belgenin gittiği söyleniyor. Ancak bir milyon belgenin gittiği kesinlik kazandı. Bulgaristan aldıkları arşivlerle bölgesel bir arşiv merkezi kurmayı amaçlıyor. Bunda da başarılı olarak, bizden hurda niyetine alıp, kendilerini ilgilendiren belgeler dışında kimi ilgilendiriyorsa o ülkelere büyük paralar karşılığı satıyorlar. Neden bölgesel bir arşiv kuracaklarına gelirsek bilgiye hakim olan güce de hakim olur. Bu giden belgelerin dönüşü için protokol yaptık, bir kısmını verdiler. Arşivlerden kimin ne şekilde yararlandığı biliniyor. Amerikalıların Irak İşgali öncesi Osmanlı arşivlerini araştırdıkları görülüyor. Yavuz Sultan Selim'in Mısır seferi, yani çölü nasıl geçtikleri o belgelerde yazıyordu. O seferde ve Irak bölgesindeki insanların ne yiyip, içtikleri bilgisi vardı. Buradan da anlıyoruz ki Irak işgalinde sadece teknik açıdan değil, tarihi ve sosyolojik açıdan da hazırlanarak bölgenin coğrafi durumu ve insanların günlük yaşantısı ile de alakalı bilgi edinmişler. Arşivlemelerimizi ciddi çalışmalarla, eldiven ve maske kullanarak titizlik içerisinde yapıyoruz. 1920 yılından günümüze düşünürsek Cumhuriyet arşivinde 30 milyon belge var elimizde. Bunun şu anda 12 ya da 13 milyonu elektronik ortamda. Diğer 18 milyonu elektronik ortamda değil.”