İzmir merkezli 18 ildeki "Paralel Devlet Yapılanması" operasyonuyla yeniden gündeme gelen ve aralarında muvazzaf askerlerin de bulunduğu 357 kişi hakkındaki "askeri gizli bilgi ve belge bulundurma" davasında adli süreçle ilgili usulsüzlüklerin yanı sıra Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması'nın (FETÖ/PDY) TSK, emniyet ve yargıdaki yapılanması ve üretilen sahte deliller, müfettiş raporlarıyla da ortaya konuldu.

"Askeri gizli bilgi ve belge bulundurma davası"nın hazırlık aşamasında hayatı boyunca suça karışmamış kişiler ile adli suçlara karışan kişiler arasında sahte raporlarla bağlantı kurulduğunun belirlendiğinin aktarıldığı raporda, bu kişiler haklarında "önleme dinlemesi" için karar alındığı tespitine yer verildi.

İkamet ettikleri iller farklı olmasına rağmen şahısların oturmadıkları ya da gerçekte var olmayan yerler adresleri olarak gösterilerek, sahte tutanak tanzim edildi. Meslekleri belli olmasına ve kolaylıkla tespit edilebilmelerine rağmen dinlenmelerine karar verilen kişiler hakkında, "esnaf, memur, işçi" gibi tanımlamalarla sahte tutanaklar tanzim edildi.

Örgütle bağlantısı olmayan bazı kişilerle ilgili "önleme dinlemesi"ne sona erdiğinde bile bu kişilerin "örgüt lideri" gibi lanse edildiğine değinilen raporda, şunlara yer verildi:

"Dinlemelerle ilgili kararlar, gerçeğe aykırı isim ve belgelerle alındı. Adli dinleme alınması esnasında şahıslar hakkında gerçek bilgiler, Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele birimlerine gönderilen bilgi notuna eklendi. İletişim bilgileri bilinen kişilerin kullandıkları telefonların IMEI numarası belirlendi ve bu kişiler, sahte isimlerle dinlenildi. Ayrıca, 12 aylık sürenin dolmasından sonra IMEI üzerinden dinleme kararları alınarak bu sürenin aşılması sağlandı.

Soruşturmanın başlangıcında ve detaylandırma sürecinde hiçbir şekilde ismi geçmeyen ancak 'Askeri gizli bilgi ve belge bulundurma davası'na esas teşkil eden, 'Pandora veri tabanı'nda ismi geçen kişilerin birçoğu hakkında farklı illerde farklı isimlerde önleme dinlemeleri yapıldı. Bu dinlemeler ve diğer faaliyetler esnasında gerçekleştirilen usulsüzlüklerin tespit edilmemesi için İstihbarat Daire Başkanlığının log kayıtları silindi."

-TİB kayıtlarının silinmesi

Soruşturma kapsamında adı geçen şahıslar hakkında Türkiye genelinde önleme dinlemesi yapılıp yapılmadığına yönelik Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'ndan (TİB) alınan bilgide de talep edilen evrakların tamamen karşılanamadığı öğrenildi.
2006-2012 dönemini kapsayan zaman diliminde TİB kayıtlarına girilen evrakın ve yapılan tüm iş ve işlemlerin log kayıtları silindi. İşlemlerin niteliği ve sonuçları incelendiğinde silmelerin yapıldığı koordinatörlüklerin ve sistemlerin, başkanlığın farklı birimlerinin uhdesinde olduğu, sorumlu personelin de farklı kişilerden oluştuğu ancak işlemlerin birbirini destekleyici, zincirleme ve belli tarih aralığını her bir kayıt sisteminde de yok etme hedefinde bulunduğu değerlendirildi.

Bu değerlendirmeler, TİB'deki silme işlemlerinin örgütlü olabileceği yönündeki şüpheleri güçlendirdi.

-Adli soruşturma sürecindeki usulsüzlükler

"Askeri gizli bilgi ve belge bulundurma davası"nın adli soruşturma sürecinde de önemli usulsüzlükler ortaya çıkarıldı.
Soruşturma konusuyla ilgili ilk ihbar, farklı isimler ve IMEI numaraları üzerinden alınan önleme dinlemesine son verildiği gün Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğüne gönderildi.

Konuyla ilgili asayiş birimlerince, İstihbarat Şube'den bilgi talep edildi ancak bu süreçte Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesine verilen bilgilerin tamamı yerine yüzeysel, eksik ya da gerçeğe aykırı bilgilerle üretilmiş sahte bilgiler sunuldu.

Verileri kontrol eden asayiş birimi, sadece asayiş kaydı olanlar ve İstihbarat Bilgi Formunda açık kimliği verilmeyen diğer şahıslarla ilgili "fuhuş" suçundan adli dinleme talep etti ancak savcılık bu soruşturmanın CMK'nin 250. maddesi kapsamında KOM birimince yapılması talimatını verdi.

Evrak, insan ticareti konularıyla ilgili işlemlerini takip etmesi gereken KOM Mali Şuçlar Büro Amirliğine intikal etti, bu şube de istihbarattan istenilen bilgi iletim formu, KOM Mali Suçlar Birimi yerine Organize Suçlar Büro Amirliğine intikal ettirildi.

Raporda ayrıca şu değerlendirme yer aldı:

"Organize birimince mevcut veriler ışığında adli dinleme talebinde bulunuldu ancak hiçbir araştırma yapmadan ve hiçbir yerden bilgi almadan N.K isimli şahsın araştırma raporuna iletişim dinlemesi talep yazısı monte edildi. Adli dinlemeler sırasında bazı kişilerin 'askeriyeden neden atıldığı ve kendilerini atan kişiden intikam alması'na yönelik aralarında yaptıkları görüşmeler, 'askeriye içerisine sızma' ve 'bilgi alma faaliyeti' gibi yorumlanarak, algı oluşturulması ve konunun 'casusluk suçu' olarak değerlendirilmesi yönünde yeni adli dinlemeler için karar alınması sağlandı.

Bu süreçte "TSK içerisinde çeşitli ahlaksızlıklar yapıldığı"na yönelik ihbarlar geldiğine, dinlemeler sırasında da özellikle ön plana çıkarılan bazı askeri personelin gizli bilgi ve belge sızdırdığına dair raporlar düzenlendi. İncelemelerde, haklarında ihbar bulunanların çoğunun, FETÖ/PDY üyelerince, 'Pandora veri tabanı'nın hazırlanmasında görev alan kişilerce doğrudan irtibatlandırıldığı belirlendi. Ayrıca Hava Teknik Okullar Komutanlığı'nda rapor düzenleyenler ile KOM Şubeye iletim formu gönderen İstihbarat Şube yetkililerinin, belgelerin gönderiliş zamanı, içeriği dikkate alındığında birbirinden habersiz olmadıkları değerlendirildi."

-Adli soruşturma casusluğa evrildi


Söz konusu belgelerle KOM birimi, soruşturmayı "fuhuş ve insan ticareti" kapsamından çıkararak, "casus"luk soruşturmasına dönüştürdü.

Adli soruşturmanın "casusluk suçu"na evrilmesiyle sözde örgütün yurt dışı bağlantısı algısı oluşturdu. Bu aşamada A.G.K isimli zanlının konuşmalarında yurt dışına hediye olarak pelüş ve tabak gönderdiği bilgilerinin yer almasıyla, dışarıya bilgi servisi yapıldığı izlenimi verilmeye çalışıldı.

Rapora göre, yüzbaşı A.K ile N.K arasındaki telefon konuşmalarının önemli bölümleri alıntılanarak "casusluk faaliyeti" olarak değerlendirildi.

İncelemelerde kaymakam kızı olan S.K'nın üsteğmen O.S ile yaptığı görüşmede, Yüksek Askeri Şura kararları sonrası terfi eden V.K adlı subayın eşini tanıdığı ve terfisi nedeniyle mutlu olduğu yönündeki ifadeleri ise bu kişilerin "askeriye içerisindeki kararlara müdahale ettiği" şeklinde yorumlanarak, dava dosyasına eklendi.

- Sahte deliller üretildi

Müfettiş raporlarının adli süreçle ilgili delillerin üretilmesi bölümünde, haklarında arama kararı bulunanların adreslerinde yapılan aramada iki kişi hariç tamamında dijital veriler bulunduğuna dikkat çekildi.

Raporda şu bilgilere yer verildi:
"Marmaris'teki adrese gidilmeden önce ekibin başındaki amir, personele verilerin bulunacağı yeri tarif etti. Daha sonra materyallerin bulunabileceği buzdolabı veya beyaz eşyaların sökülebilmesi için gerekli alet ve edavatın da yanlarına alınması konusunda uyardı. Aramalar esnasında bazı görevliler kamera açısından çıkarak evin değişik bölümlerine girdi. Sistematik olarak dağınık şekilde yapılan aramalarda delil bütünlüğü sağlanamadı. Materyaller, tamamen çıplak elle ve eski parmak izlerini silecek şekilde elden ele dolaştırıldı, poşetlere konulmadı.

Adreslerinde dijital veri bulunan kişilere talep ettikleri halde bir sureti verilmedi, böylece savunma hakları engellendi. Aramalar sırasında görüntüler kesik kesik kayda alındı, atlamalar oldu. Aramalar sırasında delilin bulunduğu yere aynı anda gidenlerin materyalleri bizzat koydukları anlaşıldı, bu kişilerin panik ve heyecan anları anlaşıldı. Bazıları detay araması yaparken kimi doğrudan verilerin olduğu tarafa yöneldi. Materyallerin kendilerine ait olmadığını belirten kişilerin taleplerine tutanaklarda yer verilmedi. Aramalardaki tutanaklarda elde edilen CD sayısı inceleme yapılan CD sayısı birbirini tutmadı."

-Operasyon

İzmir merkezli 18 ilde "Paralel Devlet Yapılanması"na yönelik operasyon kapsamında aralarında merkez valileri, mülkiye müfettişi, emniyet müdürü ve polislerin de bulunduğu 57 kişi hakkında gözaltı kararı çıkartılmıştı. Şüphelilerden 49'u gözaltına alınmış, 13'ü ifadelerinin ardından savcılık talimatıyla serbest bırakılmıştı. Dosyada örgüt lideri olarak aranan Fetullah Gülen'de dahil 8 kişinin firari durumda olduğu öğrenilmişti.

İzmir Cumhuriyet Savcılığı, zanlıların, "Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması"nın (FETÖ/PDY) yönlendirmesi ve talimatları doğrultusunda, "İzmir Askeri Casusluk Davası" olarak bilinen davaya ilişkin soruşturma sürecinde, taraflı ve kasıtlı usulsüzlükler yaptıkları, bu davanın şüphelilerinin kamuoyunda itibarsızlaştırılarak devlet bürokrasisinden ve Türk Silahlı Kuvvetlerinden tasfiyesini amaçladıkları yönündeki iddialar üzerine gözaltına alındıkları bildirilmişti.

Şüpheliler hakkında, "Terör örgütü kurmak, yöneticisi olmak, üyesi olmak, terör örgütünün faaliyetleri kapsamında devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmak, iftira, suç uydurmak, kamu görevlisi tarafından resmi evrakta sahtecilik, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirmek, kaydetmek, yasaklanan bilgilerin açıklanması ve kamu görevlisi tarafından suç delillerinin yok edilmesi, gizlenmesi, değiştirilmesi" iddiaları yer alıyor.