Seçim nedeniyle 1 Kasım sonrasına bırakılan raporda, Türkiye'nin hukukun egemenliği, insan hakları ve basın özgürlüğü konusunda ileriye doğru adımlar atamadığı görüşüne yer verilirken, yeni hükümete acil eylem çağrısı yapıldı. Türkiye'nin, Suriyeli sığınmacılara yaptığı ev sahipliği konusunda övüldüğü raporda, mülteci krizinin çözümü konusundaki işbirliği nedeniyle Türkiye'nin başarısına vurgu yapıldı. Türkiye'nin iç siyasetine değinilen raporda, ifade özgürlüğünde ilerleme kaydedilemediği ve hukuki alanın zarar gördüğü aktarıldı.
Avrupa Birliği Komisyonu tarafından yapılan özetlemede, “Rapor, hukukun üstünlüğü ve temel haklar açısından tüm olumsuz eğilimleri vurgulamıştır” denildi. Türkiye'nin 28 ülkeli birliğe katılıma dair olan bağlılığının Avrupa standartlarına karşın iç eylemlere bakarak dengeli olduğu aktarıldı. Özette, “1 Kasım'da tekrarlanan seçimlerin ardından şekillenen yeni hükümetin bu acil öncelikler üzerine düşünmesi gerekiyor” denildi. Raporda gazetecilere ve yazarlara karşı davalara, basın kuruluşlarına yönelik ifadeye ve internete dair kuralların da değişmesine vurgu yapılarak, “İfade özgürlüğü konusundaki birkaç yıllık gelişmelerin ardından, geçen son iki yılda ciddi derecede gerileme görüldü” denildi.
2014 yılından itibaren yargı bağımsızlığı ve güçler ayrılığı ilkesinin de sarsıldığı belirtilerek, savcıların ciddi bir siyasi baskı altında olduğu aktarıldı.