Yücel Kayaoğlu ANKARA
AK Parti’nin ilk iktidara geldiği 2002 Kasımından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın en yakınındaki isimlerden biri olan eski Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer, asker-sivil arasında yaşanan olayların bilinmeyen yönlerini yazdığı kitapta anlattı. Dinçer, “Türkiye’de Değişim Yapmak Neden Bu Kadar Zor?” isimli kitabında şunları anlattı: “Kamu Yönetimi Reformu’nu anlatmak için dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı İlker Başbuğ’a gittim. 16 Ekim 2003 günü Nabi Avcı ve Emin Kuz’la yanına gittik. Nazik bir üslup içinde kamu yönetiminin nasıl olması gerektiği şeklinde talimatlarını verdi. Soru sormadı, açıklama istemedi. Ama ısrarlar sonucu bir atölye çalışması yaptık. Israrlarımıza rağmen bu toplantıya da katılmadı. Tartışmalar sürerken 21 Haziran 2004’te dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök, Başbakana hitaben “Kişiye özel, ivedi ve gizli” damgalı bir mektup yazdı. Mektupta tasarının yasalaşması halinde terör örgütünün güçleneceğini aktardı; bir kez daha değerlendirilmesini istedi. Başbakan Erdoğan, üniter devlet yapısının korunacağı cevabını verdi. 
Asker, görevden alınmamı istiyordu. Bunun için planlı çaba yürütülüyordu. Bir toplantı sırasında Milli Savunma Kanunlar Daire Başkanlığı Şube Müdürü Hakim Yarbay Nail Oral, tasarıyı sert şekilde eleştirdi. Sözünü hiç kesmedim. Sonra çay arası verdim ve aynı sertlikle herkesin göreceği şekilde Nail Bey’i yanıma çağırdım. ‘Burada kimseye ders vermeye hakkınız yok. Eğer ders vermek gerekirse ben veririm’ dedim. 8’inci AB uyum paketi ile asker-sivil ilişkileri yeniden düzenlenmiş, kamu kurumlarındaki askerî üyelerin görevlerine son verilmişti. Bu düzenlemeden en çok emekli askerler etkilendi. Çünkü hem ikinci bir maaştan olmuşlar hem de özel görevlerini icra edemez duruma düşmüşlerdi. Bana vedaya gelmişlerdi. Kızgınlıkları hissediliyordu. Nitekim özel kalem personelim  emekli subayların odamdan çıktıktan sonra ‘irtica ile mücadele bitti’ diyerek dış kapıyı tekmelediğini haber verdi. Yine müsteşarlığım döneminde değişik zamanlarda tam üç kez evime hırsız girdi. Son olayda, evin koruma altına alınmasını, gerekli işlemleri bizzat yaptıracağımı söyledim. Ama ertesi sabah lojmanın baştan sona temizlendiğini şaşkınlıkla gördüm. Birkaç metre ötede jandarmanın nöbet tutuğu evimize bilinmeyen şahıslar girmiş ve hiç iz bırakmadan gitmişlerdi. Daha önemlisi, arkadan bir başka ekip gelip görev icabı diyerek lojmanı temizlemişti.”