Türkiye ve Rusya arasında çıkan uçak krizinin ardından mallarına el konulan ve kamplarda rehin tutulan Türk iş adamları yardım çağrısında bulundu. Vardanya toplanma kampında bekletilen Türkler, “Siz suçlusunuz, bizim uçağımızı düşürdünüz. Gidin Erdoğan’a selam söyleyin” denildiğini aktardı. Rus uçağının düşürülmesinin ardından başlatılan yaptırımlar ülkede faaliyet gösteren iş adamlarını olumsuz etkiliyor. Rusya’da iş yapan Türk iş adamlarının mallarına el konulmasının ardından bu kez de bizzat kendileri zorla alıkonularak götürüldükleri kamplarda rehin tutuluyor. Kamplarda çok sayıda Türk işçinin de bulunduğu gelen bilgiler arasında. Tutsak iş adamları arasında başarılı iş kadını ve ünlü köşe yazarı Leyla Liman Oruç’un eşi de yer alıyor.

İŞ ADAMLARI RUS ESARETİNİ CEP TELEFONUYLA GÖRÜNTÜLEDİ
Rus esaretini kamuoyuna duyurabilmek için kampa gizlice soktukları cep telefonuyla görüntü çeken iş adamları, yardım bekliyor. Ticari ilişkilerinin zedelenmemesi için isimlerini ve yüzlerini saklı tutan iş adamları aynı koğuşta kalan diğer Türk işçi ve esnafla röportaj yapıp seslerini kamuoyuna duyurmaya çalıştı. Görüntülerde, Türk vatandaşlarının son derece sağlıksız ve hijyenden uzak koğuşlarda tutulduğu görüldü. Yedi yıldır Rusya’da yaşayan ve düşürülen Rus uçağından sorumlu tutuldukları için rehin alındıklarını aktaran Hataylı İskender Özçelik, şöyle konuştu: “Kanuni olarak çalışma vizelerim var. İnşaatta çalıştığım gün beni yakaladılar. Bütün evraklarım kanuni olmasına rağmen çalışmama izin vermediler. Vizem var, 3 yıl oturumum var beni 5 yıllığına geri dönmemek üzere geri gönderiyorlar. Rus Konsolosluğu’na gittim. Bana dediler ki; ‘niye bizim uçağımızı düşürdüler’. Bir tek bu soru ile beni mahkemeye çıkardılar. Mahkemede dosyama dahi bakmadan bana ‘siz suçlusunuz, bizim uçağımızı düşürdünüz. Gidin Erdoğan’a selam söyleyin’ dediler.”

“BURASI TÜRK VE ÖZBEKLERİN TUTULDUĞU VARDANYA KAMPI”
Rusya’da iki yıldır bir iş yeri çalıştıran iş adamı Vahit Alan, “Bizi Vardanya kampında tutuyorlar. Vardanya kampı burası. Türkleri ve Özbekleri tuttukları kamp burası. Türk vatandaşıyım ve 2,5 yıldır burada ikamet etmekteyim. 2,5 yıldır tamamı resmi olarak çalışmaktayım. Burada resmi evlilik yaptım. Bu evlilikten sonra evraklarımı oturum için içeri verdim. 3,5 aydır resmi olarak evraklarımı bekliyorum. Bu arada bana evrakım yetişmediği için ‘turist olarak gidip gelebilirsin’ dediler. Gittim geldim ama bunun arkasından dükkanımı bastılar, mallarıma el koydular. Ayrıca bana sırf oturum vermemek için kanuni prosedürleri işletip buradan göndermeye çalışıyorlar. Ben de yasal haklarımı savunmaya çalışıyorum.”
“UÇAKLARINI DÜŞÜRDÜK DİYE BİZE İNANILMAZ HAKARETLERDE BULUNUYORLAR”
Düşürülen uçaktan sorumlu tutularak hakarete uğradıklarını belirten Alan, “Benim tek şikayetim burada Türk vatandaşlarına yapılan hakaret. Sadece onların uçaklarını düşürdük diye bize inanılmaz hakaretlerde bulunuyorlar. Bizi ikinci sınıf vatandaş olarak görüyorlar” diye konuştu.

“BİZİM MALLARIMIZA EL KOYDULAR VE BİZ BİR ŞEY YAPAMIYORUZ”
Yetkililere seslenen Alan, mallarına el konulduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:
“Bizim kimsemiz yok mu? Bizim konsolosluğumuz, dışişlerimiz, başbakanımız, cumhurbaşkanımıza sesleniyorum; bizim günahımız nedir? Burada bizim mallarımıza el koydular ve biz bir şey yapamıyoruz. Kanuni olarak kimse bize yardımcı olmuyor. Lütfen bize sahip çıkın. Bununla ilgili ön görüşmeler yapın. Burada eşimizi bırakıp bizi göndermeye çalışıyorlar. Bu nasıl devlet, bu nasıl bir kanun. Bize ne zaman yardımcı olacaksınız.”

“BANA ‘GİT BUNU CUMHURBAŞKANINA SÖYLE NEDEN BÖYLE OLDU’ DEDİLER”
Trabzonlu Muharrem Şahinoğlu ise 23 yıldır Soçi’de yaşadığını anlatarak sözlerine şöyle devam etti:
"Burada gösterdikleri şekilde resmi olarak işlerimizi yapmaya çalışıyoruz. Bazen yaptığımız işler eğer evraklar veya resmi değilse onların yönlendirdiği şekilde yapıyoruz. Ama bize dört dörtlük resmi işlem yaptırmıyorlar. Şuan burada 13 yaşında kızım var ve onu burada bırakıp gitmek zorunda bırakılıyorum. Bizi sebepsiz yere gönderiyorlar. ÜÇ ayrı resmi yere başvuruda bulundum. Üç yerden de aldığım resmi cevap şu oldu; 'git bunu cumhurbaşkanına söyle neden böyle oldu.’ Başka bir neden göstermediler. Başka söyleyebilecek sözüm yok.”