Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu, Konya’da, "Hazreti Mevlana'nın 742. Vuslat Yıl Dönümü Programı"na katılarak önemli mesajlar verdi.
Erdoğan konuşmasında, “Bugün, İslam aleminin başına musallat olan örgütlere baktığımızda, hepsinin de Mevlana'nın temsilcisi sevgi medeniyetimizin düşmanları olduğunu görürüz” diyerek şunları ekledi: “DAEŞ, Boko Haram, Eş-Şebab, El Kaide gibi örgütlerin İslam'a ve Müslümanlara verdiği zararı tarih boyunca pek az düşman gerçekleştirebilmiştir. Bin yıldır bu topraklarımızın vatanımız olarak kalmasını, ölümü düğün gecesi olarak gören işte bu idrake borçluyuz. Bizim tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet vurgumuz ilhamını bir tarafıyla Mevlana'dan, Yunus'dan, Hacı Bayram'dan bir tarafıyla da Sultan Alparslan'dan, Osman Gazi'den, Fatih'ten, Kanuni'den, Gazi Mustafa Kemal'den alıyor."
Başbakan Davutoğlu da şunları kaydetti: DAEŞ gibi İslam ile irtibatlandırılmayacak terör örgütleri, Müslümanlara ve insanlara zulmediyor. Bugün İslam medeniyetinin büyük şehirleri yakılıp yıkılırken, biz Şeb-i Arus'da Mevlana'nın deva olan sesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç hissediyoruz.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Konya Mevlana Meydanı’nda yaptığı konuşmada doğu bölgelerimize kâbus yaşatan teröristleri ve onların hamilerini sert sözlerle eleştirdi. Şehirleri köstebek yuvasına çevirip güvenlik güçleriyle çatışan PKK’lılara “Açtığınız hendeklerde yok olacaksınız” diyen Erdoğan, muhalifliği vatana ihanet raddesine taşıyanlara da “ülke düşmanları” diye yüklendi. Erdoğan özetle şunları söyledi:
CHP’YE YAZIKLAR OLSUN
 Bu ülkede, ‘Cumhuriyetle yaşıtım’ diyen bir partinin milletvekili (Eren Erdem), yabancı bir televizyon kanalında kendi devletini, ‘terör örgütlerine kimyasal silah vermekle’ suçlayacak kadar ihanet çukuruna batabiliyor. Mensubu olduğu partiden bir ses var mı? Neyi bekliyorlar? Bu nasıl bir ihanettir? Sen nasıl olur da bu ülkeyi, bu devleti Suriye gibi katil Esed’in başında olduğu bir terör devletine sarin gazı vermekle suçlayabilirsin? Ve bunu partisinin içinde barındırabilenlere, şahsım, milletim adına ‘yazıklar olsun’ diyorum. Türkiye’nin başı hangi ülkeyle sıkıntıya düşse gidip hemen o ülkenin yanında saf tutanları ibretle takip ediyoruz. Kendi ülkelerine ve milletine ihanet, bunların adeta iliklerine işlemiş. Bu hastalıklı ruh hallerini Tayyip Erdoğan düşmanlığıyla perdelemeye çalışıyorlar ama hayır, bunların asıl düşmanlığı bu ülkeye ve bu milletedir.
BEDELİNİ ÖDEYECEKLER
Doğuda bazı bölgelerde belediyeler, milletin, devletin iş makineleriyle hendekler açlıp, oradaki Kürt vatandaşların hayatını zindan ediyor. Ve bir eşbaşkan utanmadan, sıkılmadan gidenlere ‘geri dönemezsiniz...’ diyor. O insanlar geri dönecek ama o evlerde, binalarda, o açtığınız hendeklerde yok olacaksınız, bedelini de ödeyeceksiniz. Tüm güvenlik güçlerimizle birlikte operasyonlar, oralar tertemiz hale gelinceye kadar devam edecektir. 
BENİ BÖYLE KABUL EDİN
Yetkilerimin sınırını elbette Anayasa belirliyor ama sorumluluğum da milletime karşıdır. 40 yıllık bir siyaset tarzım var. Üslubum bu. Milletle bu şeklide iletişim kuruyorum. Kimse şu saatten sonra benden başka biri gibi hareket etmemi beklemesin. Yeni Türkiye, yeni anayasa, başkanlık sistemi tartışılmalı. Milletimiz yeni anayasa talebini güçlü bir şekilde ortaya koyduğunda, buna hiçbir partinin kayıtsız kalabilmesi mümkün değildir. Şayet kayıtsız kalırlarsa, bedelini öderler.