Mahmut ÖZAY

Bir gece çamaşırlarımızı dahi alamadan bu memleketten nasıl kovulduğumuzu düşündükçe fena olurum. İnsan hizmetçisini bile kovarken eşyalarını almasına müsaade eder. 600 senelik bir ailenin bu memlekette hiç mi hakkı yoktu? Osmanlı hanedanına mensup kızlar ve kadınlar, atıldıkları Avrupa memleketlerinin kendilerine yabancı olan şehirlerinde açlıktan kıvrandılar, süründüler; fakat namuslarından asla fedakârlık etmediler." Böyle söylüyordu, Şehzâde Selim Efendi'nin kızı Emine Nemîka Sultan… O hazin günlerin acısını yaşamış biri olarak… 200’e yakın hanedan mensubu bu hak edilmez olayı yaşadı. Hanedanın bütün üyelerinin sürgünde neler yaşadığını, Osmanlı tarihine dair yazdığı yazıları ve yaptığı televizyon programlarıyla tanınan hukuk tarihçisi Ekrem Buğra Ekinci, “Sürgündeki Hanedan” isimli kitabında kaleme aldı. Kendisi ile bu konuda yaptığımız röportajı siz değerli okuyucularımız ile paylaşıyorum.
¥ Osmanlı bize doğru aktarılmadı. Gerçek tarihimiz okullarda ne zaman okutulmaya başlar?
Her ihtilâlden sonra maalesef böyle olur. Fakat Türkiye’deki biraz uzun ve sert oldu. Millet dilinden, tarihinden, dininden ve ananelerinden habersiz yaşadı. Bu, büyük bir travmadır. Bütün dezavantajlarına rağmen, globalleşme sayesinde, demokrasi ve sosyal refah arttıkça insanlar artık doğru bilgiye daha kolay ulaşacaktır. İnsanlar okuduklarına çok dikkat etmeli, gerekirse çapraz okumalar yapmalıdır. Bir de tarihi anlamak için, dil, din, sosyoloji, edebiyat da bilmek lazım. Bazı tarihçilerin yanılgıya düşme sebebi de budur.
¥ Osmanlı hanedanı ile ilgili yapılan çalışmaları değerlendirebilir misiniz? 
Bir kere bu mevzuda yapılan çalışma çok azdır. Bir-iki kitap ve iki televizyon programı, üç-beş tane de gazete tefrikasından başka elde sadra şifa kaynak yoktur. Bunların hemen hepsi o zamanın imkânları içinde iyi niyetle hazırlanmış eserlerdir. Hiçbirinde hanedanın sürgün safahatı, sürgünde yaşadıkları bir bütün olarak ele alınmış değildir. Ben, hanedanla alakalı hemen her mevzuyu ele aldım. Kitap bir hanedan tarihi gibi oldu. İkinci olarak bu eserler hanedan ferdlerinin tamamını ihtiva etmez. ben hepsini yazdım. Ama bu eserler için bir kusur değildir. Mesela Kadir Mısıroğlu’nun Osmanoğulları’nın Dramı, bu vadide bilinen ilk eserdir. Bende de çok derin tesirler uyandırmıştı. Hatta hanedanın yaşadıklarına olan alakam, biraz da 1974 senesinde neşredilen bu kitap sayesinde olmuştur.
¥ Niçin böyle bir kitap yazma ihtiyacı hissettiniz?
 Hanedanın sürgününün üzerinden neredeyse bir asır geçti. Çok kimse için tesirlerini hâlâ acı bir şekilde sürdüren sürgün, neredeyse unutuldu. Evvelemirde bu mühim hâdiseyi gözler önüne sermeyi düşündüm. Bu haksızlığa dikkat çekmek istedim. Hem de hanedan ve sürgünle alakalı merak edilen, bilinmeyenleri paylaşmayı düşündüm. Ayrıca Osmanlılar bu coğrafyada yaşayan herkesin minnet borcu olduğu tarihî şahsiyetlerdir. Onların evladına yapılan haksızlıkları dile getirmek, manevî bir mesuliyetti bizim için.
¥ Bilgilerin derlenmesinde en çok hangi safha sizi zorladı? 
 Sürgünler dünyanın dört bir yanına dağıldı. Bazıları hakkında biyografik malumat bulmak, bilhassa fotoğraf temin etmek çok zor oldu. Bazısının nesli devam ediyor. Bu kişileri bulup haberleştim. Bazılarının nesli kesilmiş. Ne yapıp ederek, imkân ve kudret nispetinde ulaşabildiğim bütün malumatı kayda geçirmeye çalıştım. Bulduğunuz bilgiler bazen bölük pörçük oluyor. Bazen de birbiriyle tezat taşıyor. Bu tezatları gidermeye çalışmak lazım. Bir de hassas bir mevzu bu. 

¥ Sizi en çok hangi sürgün hikâyesi, neden etkilemiştir?
 Sultan Vahideddin’in herkesçe malum olan tabutuna haciz konulma hâdisesinden başka, Sultan Abdülhamid’in oğlu Ahmed Nuri Efendi’nin bir parkta açlıktan ölü bulunması bana çok tesir etmiştir. Sefaletten hastalanıp yataklara düşen Fehime Sultan’ın cariyesi, gece sokaklarda dilenip üç beş kuruş getiriyor ve velinimetine bakıyor. Sultan Aziz’in torunu Gevheri Sultan, annesine kavuşmak (ölmek) için dua ediyor. Hem Sultan Hamid’in hem Gazi Osman Paşa’nın torunu Fatma Âliye Hanım Sultan, gece çöpten yiyecek topluyor. Bunları anlatırken bile insanın dudakları titriyor, gözleri yaşarıyor. 
¥ Sürgünlerin Avrupa'daki yansıması nasıldı? Bu konuyla alakalı çalışmalarınız oldu mu?
 Sürgünün başlarında Avrupa matbuatı hâdiseye bir politik mesele gibi baktı. Ankara’nın atraksiyonları çerçevesinde takip etti. O zaman Avrupa, Ankara ile anlaştığı için, siyasî hoşnutsuzluğa sebebiyet vermekten çekindi. Nötr davrandı. Ama zamanla aktüalitesini kaybetti. Hanedan efradı çileli hayatıyla baş başa kaldı. Bir de miras meselesi var tabii. Ailenin yurt dışında kalan mallarını elde etmesi, milletlerarası bir ittifakla engellenmiştir. 
¥ Sultan Vahideddin Han’ın naaşı haciz yüzünden kaçırılarak mı Suriye’ye götürüldü?  
 Sultan Vahideddin, San Remo’da borç içinde vefat etti. Cenaze evden çıkmadan tabuta alacaklılar haciz koydu. Bir halifenin gayrı müslim memlekette defni düşünülemezdi. Tabutun haczi ise defni geciktiriyordu. Bu sebeple yakınları tarafından cenaze gizlice kaçırıldı. O zaman için defnin en müsait olduğu Şam’a götürüldü. Dedesinin asırlar evvel inşa ettirdiği Süleymaniye Câmii haziresine defnolundu. Şamlı bir aile buraya gönüllü bakıyor. Bir problem olmadığını duyuyoruz. Ama iç savaş sebebiyle bu bilgi net değil elbette. 
¥ Osmanlı hanedanı, sürgün edilmeseydi, şimdi İngiltere’de olduğu gibi temsilî olarak kendini devam ettirebilir miydi? 
 Zaten 1918 itibarıyla Osmanlı siyasî sistemi İngiltere gibi taçlı demokrasi idi. Ankara hareketi olmasaydı, bu haliyle devam etmesi mümkündü. Bu da memlekette sosyal, politik ve etnik çekişmeleri büyük ölçüde önlerdi kanaatindeyim. Dünyada en istikrarlı memleketler monarşinin bulunduğu memleketlerdir. Avrupa’da cumhuriyet ilan edilen yerlerde bile, hanedana böyle ağır muamele yapılmadı. Vatanlarında ve mallarının üzerinde yaşadılar. Ama yeni rejim, tam manasıyla halkın desteğini arkasında bulmadığı ve kendisini emniyette hissetmediği için, hânedanı ve eski devrin tüm temsilcilerini tesirsiz hale getirmeyi düşünmüştür. Ayrıca o zamanki global güçler, saltanat ve hanedanın varlığını,  kendi siyasetleri cihetinden bir engel olarak görmüşlerdir.
 ¥ Yeni çalışmalar düşünüyor musunuz?  
 Elimde kitaba derc etmediğim bazı bilgiler ve vesikalar var. Hanedan fertlerinden bazılarına dair. Bunları daha küçük ebatta kitap hâline getirmeyi istiyorum. Bir de Osmanlı padişahlarını başka cihetlerinden tasvir eden muhtasar bir kitap yazmak emelim var.-