CEREN KENAR

Avrupa Birliği üyelerinin katılımıyla Brüksel’de düzenlenen toplantıya iştirak ettikten sonra yurda dönen Başbakan Ahmet Davutoğlu, uçakta gündeme ilişkin gazetecilerin sorularını cevapladı. 
 Joe Biden, Amerika olarak Türkiye’nin Musul’dan askerlerini çekmesini talep ettiklerini söyledi. Siz bu konuda ne söylersiniz?
 Biden’ın böyle bir açıklaması gelmedi bana. Başka bir açıklama olabilir. Biden ile iki görüşme yaptım. Hiçbirinde bana askerleri çekmemiz gerektiğini söylemedi. Yani böyle bir şey yok. ‘Irak hükümeti ile uzlaşarak bunu yürütürseniz iyi olur’ dedi. Şu gerçeği kabul etmek durumundayız. Türkiye’nin sınır güvenliği sınır ötesinden başlıyor. Yani muhatabımız devletler, Irak ve Suriye sınırlarını kontrol edemiyor. Keşke kontrol edebilseler de askerimiz oraya gitmek zorunda kalmasa. Eğer o hat üzerinde biz DAEŞ ve PKK’yı kontrol edebilecek bir güvenlik atmosferi oluşturamazsak Türkiye içinde de güvenlik oluşturamayız. Düşünün şimdi; Cizre’de, Silopi’de operasyonlar yürüyor. Acaba Irak’ta, Suriye’de muhatap alınabilecek devlet otoriteleri olsaydı oraya o kadar silah girmesi mümkün olabilir miydi?  Başika’ya yapılan saldırı, aldığımız askeri takviye kararının ne kadar doğru olduğunu gösteriyor. Çünkü bize 1 hafta kadar önce bir istihbarat bilgisi geldi. Irak’tan izin alsaydınız diye bir argümanın karşılığı yok. Çünkü o askerin güvenliği amacıyla bunun mahremiyet içinde yürütülmesi lazım. Irak’la prensipte anlaşmış olduğumuz için bunun bir sorun teşkil etmeyeceğini düşündüm. Irak’ın Suriye’nin istikrarından Türkiye’den fazla etkilenecek başka ülke var mı? Yok. Dolayısıyla biz bu hareketimizi devam ettireceğiz.
 Yeni bir temas var mı Irak’ta?
 Her gün bilgileri paylaşıyoruz kendileriyle. Meselenin Irak olduğunu, Irak hükümeti olduğunu düşünmüyorum. Irak’ta etkili bazı üçüncü tarafların bu meseleyi tırmandırdığını söylemek isterim. Bu üçüncü tarafların kim olduğunu tahmin edersiniz.
 Türkiye’nin Kuzey Irak’ta yaklaşık 20 yıldır askeri var. Neden bugün Türk askeri orada problem oluyor? Bir de Güneydoğu’ya tanklar sokuluyor, şehirleri yıkılıyor gibi bir algı oluşturma çabası var.  
 Neden sorun olduğu, bizim de sorduğumuz bir soru. Diyelim Başika’dan çekildik. Yerimize gelecek olan DAEŞ’tir. Eğer Irak askerleri gelirse çiçeklerle karşılar, orayı onlara teslim eder ve çekiliriz. Türkiye’deki operasyonlara gelince... Demokratik hukuk devleti kuralları içinde yürüyor. Amerika’da da Florida’da olaylar olduğunda birçok yerde sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Paris’te terör olayı olduğunda askere “Paris’e girin” emri verildi. Ankara’da DAEŞ saldırısı yaşandığında hemen hemen aynı sayıda vatandaş kaybettik. Ama hiçbir asker, Ankara meydanına inmedi. kaldı ki Paris’in yanıbaşı Suriye değil. Mesela Cizre’de konvansiyonel olarak çevik polisle operasyon yapmamız mümkün değil. Mahalle bazlı yaptığımız operasyonlarda örgüt bu sefer başka bir mahalleye gidiyor. Yüz bin kişilik ilçelerden bahsediyoruz. Netice alana kadar sürecek. Eskiden olduğu gibi bu hendek ve barikatlar temizlendikten sonra geri çekilme yok. Orada kalınacak. Yani gerekiyorsa her sokakta güvenlik sağlanacak. Türkiye’ye sadık vatandaşlarımıza gerekli destekler de verilecek.  
 AB liderlerinin gündeminde Güneydoğu’daki operasyonlar var mıydı?
 Hiç gündeme gelmedi. Ben sadece zikrettim. Oradaki istikrarsızlıklar sebebiyle hem mültecilerle hem de terörle uğraşıyoruz diye. Dayanışma içindeyiz.

 RUS LİDERE TEPKİ: Putin’in sözlerini ciddiye almıyorum

Putin, Türkiye’ye karşı çok agresif bir dil ve aşağılayıcı ifadeler kullanıyor. Türkiye-Rusya ilişkileri bu kapsamda nasıl devam edebilir?
 Putin, bir ay önce bu açıklamayı yapar mıydı? Birdenbire Türkiye’nin İslamlaşma içerisinde olduğunu; ABD ile yakın ilişkiler kurduğunu hatırladı. Şimdi bir konuşmayı ciddiye almak için o konuşmanın konjonktürel şartların dışında gerçekleşmesi lazım. Dolayısıyla Putin’in bu konuda söylediği hiçbir şeyi ciddiye almıyorum. Çok açık. Bir ay önce geçersiz olan şeyler şimdi söyleniyorsa hele hele çok çocukça bir tavırla... Bunu önceden darbeciler yapardı, şimdi Putin yapıyor. Türkiye içinde güya muhalefet oluşturacak. Soğuk savaş dönemini aşmış, demokratik Rusya’ya seçilmiş bir lider değil de Sovyetik bir zihniyet görüyorum. KGB günlerinde kaldı herhalde Putin. Ama KGB de, Sovyetik propaganda dönemi de geride kaldı. Yaptığı her açıklamayla dünyada tebessüm uyandırıyor. Alaycı, müstehzi bir tebessüm. Ben de sadece tebessüm ediyorum. Açıklamalarını ciddiye almak hakaret olur.,