İstanbul Dostluk Derneği üyelerini Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde kabul eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Paralel Devlet Yapılanması (PDY)’nın Fethullah Gülen, Samanyolu Yayın Grubu Başkanı Hidayet Karaca, eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Yurt Atayün’ün de aralarında bulunduğu 9’u tutuklu 33 sanığın yargılanmasına başlandığı bugün sert mesajlar verdi. Erdoğan, bu arada alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimizin dünyaya teşrifinin 1445. yıldönümü vesilesiyle şunları söyledi:

"Bizi bir Mevlid-i Nebi’ye ulaştırdığı için Rabbime hamdediyorum. Hazreti Muhammed (S.A.V) efendimizi tazim ve hürmetle yad ediyorum. Salatu selam, tahiyyatü ikram, her türlü ihtiram, onun, ehlibeyti ve ashabının üzerine olsun."

Erdoğan, konuşmasında "Bu gece edilecek duaların, kılınacak namazların, akıtılacak gözyaşlarının tüm alemi İslam, milletimiz, hasreten tüm mazlum ve mağdurlar için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Rabbimden bu mübarek gecenin Suriye’den Irak’a Filistin’den Mısır’a Somali’den Libya’ya Balkanlar’dan Kafkaslara her yerde zulmün, çatışmanın, kan ve gözyaşının dinmesine vesile olmasını diliyorum" ifadesini kullandı.

Erdoğan, konuşmasında "Bu buluşma vesilesiyle bir kez daha birlikte yol yürüdüğü, dava arkadaşlığı yaptığı, bugün ahirete irtihal etmiş tüm kardeşlerimizi, ağabeylerimizi, büyüklerimizi rahmetle yad ediyorum. Eski Başbakanlardan, büyük Türkiye sevdalısı merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamızı da şükranla minnetle özlemle yad ediyorum" ifadelerini kullandı.

"DAVA TAŞINI GEDİĞİNE KOYMANIN MÜCADELESİNİ VERİYORUZ"

Kendinden önceki nesillerin gerçekten çok zor şartlar altında, tüm imkansızlıklara rağmen, baskılara aldırmadan mücadele ettiğini belirten Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Onlar hiçbir zaman yılgınlığa düşmeden, yeise kapılmadan, umudu daima diri tutarak, ’Baki kalan bu kubbede hoş bir sada imiş meğer’ diyerek, hak bildikleri yolda, halis niyetle yürüdü. Bugün burada, bir arada olabiliyorsak, böylesi müstesna bir atmosferi teneffüs edebiliyorsak şüphesiz bu önce Allah’ın takdiridir sonra da bu davaya gönül vermiş, bu uğurda çile çekmiş dostlarımızın, kardeşlerimizin fedakarlıklarının neticesidir. Rabbim onlardan razı olsun. Onları şefkati, merhametiyle kuşatsın. Biz de bir çoğunuzla 40 yılı aşkın süredir yürüdüğümüz bu yolda önceki nesillerden tevarüs ettiğimiz bu mirası sürdürmenin, üstadın ifadesiyle ’Dava taşını gediğine koymanın’ mücadelesini veriyoruz. Meselenin mevki-makam, mal-mülk sahibi olmaktan ziyade gönüller kazanmak olduğunun bilinciyle çalışıyoruz. İnşallah gelecekte de ’Hayırda yarışınız’ emrini kendimize düstur ederek bu mücadelemizi sürdürecek, bizden sonraki nesillere emaneti tevdi edeceğiz. Rabbim, şahsım için bir onur bir iftihar vesilesi olan, eşi bulunmaz bir talih olan bu yol arkadaşlığımızı daim eylesin."

"HAFIZA-İ BEŞER NİSYAN İLE MALÜLDÜR"

Tarihin herkes için çok önemli bir "ibret vesikası" olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Geçmişi bilmeden bugünü kavrayamayız. Bugünü bilmeden geleceği inşa edemeyiz. Tarihten aldığımız ders ve ilhamla geleceğe yürürüz. ’Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür’ der büyüklerimiz, yani insan unutur. Bu sebeple sık sık hafızamızı tazelemeye, fikri takip yapmaya ihtiyacımız var. Bizden önceki nesillerin başından geçenleri ve kendi yaşadığımız hadiseleri tekrar tekrar gözden geçirmeliyiz. Yakın tarihte tecrübe ettiğimiz, hepimizi derinden etkileyen, menfi olayların, acı tecrübelerin tekerrürüne mani olmak, aynı hatalara yeniden düşmemek için bunu özellikle yapmalıyız. Peygamberimiz, Müslümanın feraset ve basiretine işaret ederek ’Müslüman bir sokulduğu delikten bir daha ısırılmaz, sokulmaz’ buyuruyor. Bu aynı zamanda bizim ilke edinmemiz gereken bir emirdir. Biz de bu ilke çerçevesinde hadiseleri yorumlamalı hemen her vesileyle muhasebe ve murakabemizi yapabilmeliyiz."

"BU YAPININ MASKESİ 17 ARALIK 2013’TE DÜŞTÜ"

Erdoğan, geçen 17 Aralık Perşembe gününü hatırlatarak şunları söyledi:

"17 Aralık’ta bir kutlu günün, bir düğün gecesinin büyük mütefekkir, gönül insanı Mevlana Celaleddin-i Rumi hazretlerinin vefatının yani Şeb-i Arus’un 742. yıldönümünü birlikte idrak ettik. Aynı zamanda 17 Aralık, ülke siyasi hayatımıza tıpkı 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül ve 28 Şubat gibi kazınmış kara bir günün, bir darbe girişiminin yıldönümüdür. 17 Aralık 2013 tarihinde polis ve yargı içinde gizlenmiş çete, ipini elinde tutan üst aklın emir ve direktifleri doğrultusunda kendi örgüt çıkarları için hükümetimize darbe teşebbüsünde bulunmuştur. Devlet hiyerarşisi dışında hareket eden bir cunta, yolsuzluk ve rüşvet kılıfına büründürdüğü bu darbe girişimiyle hükümetle birlikte ülkemizin milli projelerini, milli kurumlarını ve 2023 vizyonunu hedef almıştır. 40 yıldır takiye yaparak, milletimizin ali cenablığını, iyi niyetini istismar ederek hizmet, eğitim, yardımlaşma görünümündeki bu yapının maskesi 17 Aralık 2013 tarihinde tamamen düşmüştür. Pensilvanya’daki çete liderinin büyük bir gizlilik içinde inşa ettiği ’dini cemaat’ görünümündeki bu şebekenin asıl amacını kimler tarafından, ne şekilde kullanıldığını milletçe müşahade ettik."

"HER YERDE İNLERİNE GİRDİK, GİRMEYE DEVAM EDİYORUZ"

17-25 Aralık darbe girişimi karşısında o gün millete, "Bu ihanet çetesinin inlerine girileceği" sözünü verdiğini hatırlatan Erdoğan, "Allah’a hamdolsun aradan geçen iki yıl boyunca her yerde inlerine girdik, girmeye devam ediyoruz. Kolay bir süreç değil zira devletin tüm kurumlarının içerisine sızmışlar. 40 yıllık bir çalışma. Ve 40 yıllık bir çalışmanın neticesinde ulaşabildikleri kurumlara sızma operasyonu hakikaten bizleri şu an ciddi manada yoruyor ama yorulsak da bu işi Allah’ın izniyle neticeye ulaştıracağız" dedi.

"HARAM LOKMA YEMEDİK’ DİYORLAR, ŞOV YAPIYORLAR"

İki yıl önce büyük bir hırsla büyük bir pervasızlıkla Türkiye’nin bağımsızlığına, milletimizin kazanımlarına saldıranların şu anda hukuk önünde hesap verdiğinin altını çizen Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"Bizim için harita üzerinde yer gösterip, ’yok Malezya’ya, yok Sudan’a kaçacak’ diye iftira atan kibir abideleri, bugün kendileri kaçacak delik arıyor. Biz buradayız. Hatta yargıdaki elemanlarıyla şahsımla ilgili ’dönemin Başbakanı’ diye sözde iddianame hazırlayanların, mahkeme önünde korsan bildiri dağıtanların, ’kollarına kelepçeyi önce ben takacağım’ diye meydan okuyanların kendileri aynı akıbete maruz kaldı. Devletin kriptolarını dinleyenler, Türkmenlere, Bayır-Bucak Türkmenlerine yardım götüren MİT TIR’larını durduranlar, iftirada, kumpasta, ihanette sınır tanımayanlar işte bugün yaptıklarının hesabını tek tek veriyor. Son 2 yıldır sürdürülen hukuki ve idari süreçler, titizlikle yürütülen soruşturmalar neticesinde bu şebekenin nasıl bir ihanet içerisinde olduğu, karanlık ilişkileri artık birer birer ortaya çıkıyor. Ne diyorlar, ’haram lokma yemedik.’ Şov yapıyorlar. Sınav sorularını çalmaktan yolsuzluğa, himmet paralarını Türkiye karşıtı lobilere peşkeş çekmeye kadar gırtlaklarına kadar harama bulaştıkları görülmüştür. Enteresandır, altın madenlerinde neleri, nasıl kazandıkları, kara para aklama operasyonlarını nasıl yürüttüklerinin hepsi şimdi ortaya çıkıyor. Bunları maşa olarak kullanan, iplerini ellerinde tutan çevreler gördükleri beceriksizlik karşısında kendilerini şimdi terk etmeye başlamışlardır."

"DARBE GİRİŞİMİ, ÜLKEMİZ VE MİLLETİMİZ İÇİN ALLAH’IN TAKDİRİYLE HAYIRLARA VESİLE OLDU"

Paralel yapının yıllardır kanını emdiği milletin nazarında tüm itibarlarını kaybettiğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Rabbimiz, ’Sizin hayır bildiğinizde şer, şer bildiğinizde hayır vardır. Siz bilmezsiniz, Allah bilir’ diye buyuruyor. 17 Aralık günü fitili ateşlenen, 25 Aralık’ta bir üst aşamaya taşınan, 30 Mart seçimleri öncesinde de ayyuka çıkan bu darbe girişimi, ülkemiz ve milletimiz için Allah’ın takdiriyle hayırlara vesile olmuştur. Biz de milletimizden aldığımız güçle bu kanser hücresini vücuttan temizlemek, bir daha ülkenin başına bela olmasının önüne geçmek için var gücümüzle çalışıyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, paralel devlet yapılanmasının bir tehdit olarak Milli Güvenlik Siyaset Belgesine girdikten sonra sürecin çok daha hızlı çok daha etkin bir şekilde işlemeye başladığına dikkat çekerek, şunları söyledi:

"Bu konuda yaşanan bazı sıkıntıların gerekli kanuni düzenlemeler yapılarak kısa sürede aşılacağına inanıyorum. Şu an Amerika’da güçlü bir hukuk bürosuyla bu çalışma yürüyor ve orada da şuanda ciddi manada artık rahatsız olmaya başladılar. Paralel yapı kendine eleman devşirmek için üs olarak kullandığı okullar ve dershaneler konusunda da ciddi sıkıntı içinde. Bir dönem uluslararası basını kullanarak bilhassa Avrupa Birliği nezdinde ülkemizi DAİŞ terörüne göz yuman, destek veren ülke gibi göstermek için çok yoğun propaganda yürüttüler. Basın özgürlüğü üzerinden ülkemizi yıpratmak Batı kamuoyu nezdinde mahkum ettirmek için kapı kapı dolaştılar. Hamdolsun bu iftira kampanyalarını büyük ölçüde boşa çıkardık. Paralel örgütün uluslararası bağlantılarının üzerine de şuanda kararlılıkla gidiyoruz. Birçok ülke bu yapının faaliyetlerini ya durdurdu ya da yakın takibe aldı. Şimdi kendileriyle işbirliği halinde çalışmaları sürdürüyoruz. Artık hiçbir yerde eskisi gibi rahat hareket edemiyorlar."

"TÜM HUKUKİ SÜREÇLERİ İÇERİDE VE DIŞARIDA YÜRÜTÜYORUZ"

Erdoğan, konuşmasında konuyla ilgili hukuki sürecin devam ettiğini anlatarak, "Pensilvanya’daki çete lideri ve örgüt üst yönetiminin ülkemize iadesi noktasında da gereken tüm hukuki süreçleri içeride ve dışarıda yürütüyoruz" dedi. Başbakanlık Ofisine böcek koyanları saklandıkları inlerinde bulup yargıya teslim ettiklerini anlatan Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti:

"İnşallah çete lideri başta olmak üzere diğer kaçakları da getirip adalete teslim edeceğiz. Nereye kaçarlarsa kaçsınlar Fizan’a da gitseler yaptıklarının hesabını vermekten onları hiç kimse kurtaramayacak. Bu millet birçok şeyi belli dereceye kadar makul görebilir, anlayışla karşılayabilir ancak ihaneti, sırtından bıçaklanmayı asla affetmez. Gafletin tembihle, cehaletin talimle, hatanın özürle giderilebilmesi mümkündür ama ihanetin ilacı yoktur. İnşallah biz de milletimizin bu hissiyatına tercüman olacak, bu ihanet çetesini ülkemiz, milletimiz için bir tehdit olmaktan tamamen çıkaracağız. Bunu milletimiz, geleceğimiz, istiklalimiz ve istikbalimiz için yapacağız. Bir daha bu tarz ihanet çetelerinin topraklarımızda neşvünema bulamaması, onların ipini ellerinde tutanların böyle bir şeye tekrar cesaret edememeleri için gayret göstereceğiz. Bunu hep birlikte gerçekleştireceğiz. Alınan mesafelere, şer örgütüne vurulan ağır darbelere rağmen asla rehavete kapılmadan, gardımızı indirmeden mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğiz. Paralel yapının eğitimde, hayır işlerinde, ticarette, medyada, adliyede, emniyette, bürokrasinin diğer alanlarında tahrip ettiği güven duygusunu süratle tamir etmemiz gerekiyor. Sivil toplum kuruluşlarımızdan özellikle gençlerimizin boşluğa düşmesinin önüne geçmek için çok daha fazla mesai harcamalarını bekliyorum."

"TÜRKİYE, TERÖR ÜZERİNDEN TERBİYE EDİLEMEYECEK KADAR GÜÇLÜ VE BÜYÜK BİR ÜLKE"

Paralel yapının Türk milletinin kutlu yürüyüşünü sabote etmek için kullanılan ne ilk ne de son araç olduğunu söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

"Bir dönem sağ-sol kavgasını, Alevi-Sünni çatışmasını kışkırtanlar, kardeşi kardeşe düşürenler önce Gezi olayları akabinde de paralel ihanet çetesi üzerinden amaçlarına ulaşmak istemişlerdir. Bugün de aynı çevreler PKK, DHKP-C, DAİŞ gibi terör örgütleri üzerinden oyunlarını devam ettirmektedir. Öncekiler gibi bu örgütler de Türkiye’nin istikrarını, huzurunu, güvenliğini bozmayı başaramayacaklardır. Türkiye artık eskisi gibi manipülasyona açık dengeleriyle rahatça oynanabilen zayıf bir ülke değildir. Açık ve net konuşuyorum, Türkiye terör üzerinden terbiye edilemeyecek kadar güçlü ve büyük bir ülkedir. Üzüldüğüm nedir biliyor musunuz? Maalesef bu örgütün PKK ile benzeri örgütlerle el ele olmasıdır. Bunu Güneydoğu’yu Doğu’yu dolaşırken gördüm ki, orada çok üzüldüm ve baktım ki zaten tanıyoruz kimler olduklarını. Onlarla beraber hareket ediyorlar, onlarla beraber çalışıyorlar. O bizim için ayrı bir üzüntü vesilesiydi. Çünkü biz o bildiğimiz, tanıdığımız tiplemelerin onlarla beraber olmasını kabul edemezdik. Onlar bunu ne yazık ki kendi ruh dünyalarına sindirmişler."

"HEPİMİZ YENİ TÜRKİYE’NİN İNŞASINA BİR TUĞLADA BEN KOYMALIYIM’ DÜŞÜNCESİYLE HAREKET ETMELİYİZ"

1 Kasım itibariyle artık yeni Türkiye’nin kapılarının aralandığını, inşa sürecinin başladığı bir döneme girildiğini kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:

"Allah’a hamdolsun milletçe hepimizi meşgul eden yavaşlatan ve yoran birçok meseleyi yavaş yavaş hal yoluna koymaya başladık. İnşallah önümüzdeki süreç millet iradesi üzerinde hiçbir vesayet odağının kalmadığı, sivil siyasetin tahkim edildiği bunun yeni ve sivil bir anayasa ile taçlandırıldığı çok farklı bir dönem olacak. Hepimiz el birliği içerisinde yeni Türkiye’nin inşasına ’Bir tuğlada ben koymalıyım’ düşüncesiyle hareket etmeliyiz. Ak saçlılarımızın engin tecrübesi, gençlerimizin cesaret ve enerjisiyle bu inşa sürecini inşallah başarıyla tamamlayacağız. Ben geleceğimizin bugünlerimizden çok daha aydınlık çok daha parlak olduğuna yürekten inanıyorum."