Sanırım Turgay ağabeyin, kendisine Berlin Panteri unvanını kazandıran başarısının etkisi olmuştur. Turgay ağabeyden ve Galatasaray futbol takımı oyuncularından imzalı formaları almak beni hem çok mutlu etti hem de memleketime hasretimi yeniledi. Çalışmalarım dolayısıyla Türkiye’ye ziyaretlerim önceden belli olmayabiliyor. Genelde de yaz başı geldiğim için lig bitmiş oluyor o zamanlarda. 2016’da, 19 Mayıs’ta Türkiye’de olacağım. Geliş tarihim kesinleştiğinde, 8 Mayıs’taki Beşiktaş ya da 22 Mayıs’taki Kayserispor maçlarını izlemek güzel olabilir. Özellikle lig şampiyonluğu için önemli maçlar olur kanaatindeyim" dedi.

"MANCHESTER MAÇININ GOLLERİNİ HALA İZLİYORUM"

Galatasaray’ın özellikle 90’lı yıllardaki başarılarının kendisini gururlandırdığını ifade eden Aziz Sancar, "UEFA Şampiyonu olduğu sene bazı maçlar Galatasaray’ın büyüklüğünü herkese gösterdi. Herkes finalden bahseder ama ondan önce çok önemli ve keşke orada olsaydım dediğim maçlar vardı. Leeds maçlarını görmek isterdim. Aslında her şey Milan’ı 3-2 yenerek başlamıştı o sene. Tabii ondan önce de çok gurur verici maçlar oldu. 90’ların başında o müthiş Manchester United maçı vardı. Onu alabilirdik. İki dakika kala golü yedik. Yine de harika bir maçtı. Hala ara sıra golleri seyredip mutlu oluyorum" şeklinde konuştu.

"O KADROYU KİM UNUTABİLİR?"

90’lardaki kadroyu unutamadığını ifade eden Sancar, "Zaten o kadronun yeteneği UEFA Kupası’yla perçinlendi. O kadrodan ilk aklıma gelenler Tugay Kerimoğlu, Bülent Korkmaz, Gheorghe Hagi, Gheorghe Popescu, Arif Erdem, Okan Buruk ve Hakan Şükür. Son zamanlarda ise Arda Turan’ı çok beğeniyle izliyorum. Müthiş bir yetenek. Galatasaray’da en çok takdir ettiğim oyuncular ise Turgay Şeren, Metin Oktay, Tanju Çolak, Gheorghe Hagi, Zoran Simoviç, Hakan Şükür, Hakan Ünsal ve Arda Turan" dedi.

"KİŞİYE ÖZEL DNA ONARIM HARİTASI"

’Allah kısmet ederse bizim araştırmalarımız herkesin kendi genom DNA onarım haritasına sahip olmasını sağlayacaktır’ diyen Sancar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bunlar şüphesiz tanı ve tedavide faydalı olacaktır ama bu biraz daha zaman alacaktır. Biz ve yüzlerce bilim insanı daha bu tür araştırmaları yapıyoruz. Umarım 10 yıl sonra kanseri daha iyi anlamış oluruz. Anlayınca da tedavi yöntemi geliştirmek nispeten daha kolay olur. Türkiye’de bilimin bizi Avrupa ve Amerika uygarlık düzeyine götürecek tek yol olduğuna inanıyorum. Bunun bizim insanlığa olan borcumuz olduğu kanısındayım. Kendimize sormamız gerek; niçin penisilini veya cep telefonunu biz icat etmedik? Bu gibi katılımları yapmak hem memleketimize hem de insanlığa olan borcumuzdur. Hep dışarıdan gelen keşif ve icatlarla memleketimiz ne kalkınabilir ne de biz bir Amerika veya Batı Avrupalı özgüvenine sahip olabiliriz."