İsmail SONSUZ ANKARA
Güvenlik güçlerinin terör örgütüne karşı mücadelesi kararlı bir şekilde devam ederken, Diyarbakırlı olan ve Güneydoğu’yu en iyi bilen siyasetçilerden AK Parti Ekonomi İşlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker’le bölgedeki gelişmeleri konuştuk. Hendekler açıp barikatlar kurarak polisle, askerle çatışan kişilerin ‘Mahallenin çocukları’ değil ‘kadrolu teröristler’ olduğunu söyleyen Eker, örgüt ve örgüt uzantılarının olayları farklı anlattığına dikkat çekti. Eker’in değerlendirmeleri şöyle: Örgüt ve örgüt uzantıları olayları ulusal ve uluslararası medyaya farklı şekilde anlatıyor. Maalesef örgüt bunda da yer yer başarılı oluyor. HDP yöneticileri ve milletvekilleri bölgedeki gelişmeleri, “PKK’nın planlı bir eylemi değil, oradaki mahalledeki çocukların yaptığı bir karşı itiraz. Devlet de bunlara müdahale ediyor” şeklinde anlatıyor ve ulusal medya bunları böyle aktarıyor. Bu toplumun aklıyla, zekâsıyla alay etmektir.
VATANDAŞ ZULÜMDEN KAÇIYOR
Mayın ve bombalarla doldurdukları hendeklerin-barikatların gerisindeki vatandaşlara zulmediyorlar. Vatandaşların kapılarını kapatmalarına izin vermiyorlar. Onları kalkan gibi kullanıyorlar. İnsanların malına mülküne el koyuyor, yağmalıyor. Eşyasını isteyenleri de ‘siz malın mülkün peşine düşmüşsünüz’ diyerek kovuyorlar. Orada, Kürt kardeşlerimiz PKK’nın zulmünden kaçıyor. Devlete, Türkiye’nin diğer bölgelerinde yaşayan Kürt olsun Türk olsun kardeşlerine sığınıyor. Eğer iddia edildiği gibi vatandaşlar başka bir sebeple buralardan çıkmış olsalar o zaman İstanbul’a, Ankara’ya değil de Kandil’e giderlerdi.
PKK bu eylemleri kitleselleştirmeye çalışıyor. Ama PKK’nın yaptığı bütün zorlamalara rağmen sözde ‘özyönetim’ eylemlerinde şimdiye kadar toplayabildikleri en büyük destek 2 bin kişiyi geçmedi. 15-20 kişilik, 30 kişilik, 100 kişilik gruplarla artık toplantılar yapıyorlar. Bu onların örgütlü tabanlarının ve HDP’ye oy vermiş insanların da bundan rahatsız olduğunu gösteriyor.
PKK KÜRT İTTİHATÇISI
PKK, kendi politik çıkarları için Kürt vatandaşlarını ve onların demokratik taleplerini bir araç bir nesne olarak kullanıyor. İnsanların bir kısmına, toplumun bir kesimine zarar verme pahasına daha geniş kitleler üzerinde bir sempati oluşturma çabasındalar. Bunlar bir tür ittihatçıdır, Kürt İttihatçılığı yapıyorlar. Zarar gören insanlar bunun suçlusunun PKK olduğunu biliyor. Bunların yaptıkları zulümdür. Zulüm ile abat olunmaz.

Partilerinin kapatılmasıyla büyüdüler

Mehdi Eker, son günlerde HDP’li milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına yönelik tartışmaları da değerlendirdi. AK Parti olarak partilerin kapatılmasına karşı olduklarını ve bu konuda ilkeli bir duruş sergilediklerini söyleyen Eker şunları kaydetti: “Bunlar partilerinin kapatılmasıyla büyüdüler. Mağduriyet üzerinden ve devletin geçmişte yaptığı yanlışlar üzerinden büyüdüler ve bunu sürekli kullandılar. 2010 yılındaki anayasa referandumunda parti kapatılmasını engelleyecek düzenleme yapılmasına oy vermemelerinin altındaki temel sebep de bu. Yaptıkları gayri vicdani ve gayri insani, hiçbir meşrutiyeti olmayan bütün söylemler, eylemler partilerinin kapatılması durumunda unutulacak ve toplumsal vicdanda uluslararası vicdanda ‘Türkiye bunların partilerini kapatıyor, bunların siyaset yapmasına izin vermiyor’ şeklinde bir algı oluşturulacak. Bunu istiyorlar. Bu kadar kışkırtıcı ve provokatif konuşmalarının altındaki sebep bu. Bu PKK’nın tezgâhıdır. Bu tuzağa düşmememiz lazım. O yüzden ‘partiler değil şahıslar cezalandırılmalı’ diyoruz.”