Diyarbakır’ın Sur ilçesinde simgeleşen ve diğer bazı Güneydoğu ilçelerinde tekrarlanan çatışma süreçleri, bölgeyi harabeye çevirdi. Kent merkezlerinde bütün acımasızlığıyla devam ederken terörün kalıcı barışa dönüşmesi için yapısal konuların ele alınması gerektiği söyleyen Atılım Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, uluslararası örneklere işaret etti. Daha önce teröre sahne olan İsrail, İrlanda, Lübnan gibi kentlerde yürütülen planlama ve dönüşüm çalışmalarının Türkiye’ye için önemli dersler içerdiğini belirten Savaş Zafer Şahin, “Kentsel çatışmaların çok daha uzun süredir yaşandığı ülkelerde, son otuz yıl içerisinde yürütülen planlama ve dönüşüm çalışmaları, Türkiye için önemli dersler içeriyor. Bu örneklerin derinlemesine incelenmesi, çatışmaların azaldığı ya da dindiği dönemde yapılması gerekenler ve oluşturulacak strateji ve politikalarla ilgili olarak önemli çıkarımlar yapılmasına olanak tanıyacaktır. Ayrıca, Diyarbakır Sur örneğinde olduğu gibi çatışmanın taraflarının yereldeki insanlığın ortak mirası ve kentsel yaşanabilirlik temelinde bir tartışma zemininde buluşması kentsel çatışmayı süreklilikten uzaklaştıracak bir yöntem olabilme olanağı sunmaktadır. Bu sebeple son otuz yıl içinde İsrail’in Kudüs, Lübnan’ın Beyrut ve İrlanda’nın Belfast kentlerindeki kentsel politikaları ve stratejileri irdeleyerek Türkiye için sonuçlar çıkarmalıyız. Bu üç kent de çatışmaların ve terörün varlığı, kültürel miras ve etnik gerilimler açısından Sur ile benzerlikler taşımaktadır” dedi.

“BARIŞIN TEMELLERİ: KENTSEL MEKÂNIN YENİDEN KEŞFEDİLMESİ”

Bugüne kadar Güneydoğu ile ilgili tüm çatışmalı süreçlere yerel mekândan kopuk çözümler arandığını söyleyen Şahin, “Hem merkezi hükümet düzeyindeki ekonomik kalkınma söylemlerinde hem de Kürt siyasi hareketinin savunduğu demokratik özerklik yaklaşımında bu tür mekânın özelliklerini dikkate almayan tavırlar izleniyor. Oysa Sur örneği, hem merkezi hükümetin hem de alandaki yerel yönetimlerin özgünlüklere dayalı olarak yeni ve barışçı bir süreç inşa etmesi için öncü bir uygulama olarak öne çıkma potansiyeli taşıyor. Kentsel yaşanabilirlik temelinde yapılacak bu tür çalışmalar, çatışmaların son bulması sonrasında en azından çatışmaların sürekliliğinin kırılmasına katkıda bulunabilir. Uzun vadeli barışın temelleri kentsel mekânın yeniden keşfedilmesi yoluyla atılabilir” dedi.

BELFAST, BEYRUT VE KUDÜS’TEN ÇIKARILABİLECEK DERSLER

Doç. Dr. Savaş Zafer Şahin, son otuz yıldır deneyimlenen kentleşme ve kentsel dönüşüm politikaları incelendiğinde ortaya çıkan temel çıkarımları şöyle sıraladı:

- Kentsel çatışmalar dinmeden, mevcut kentsel dönüşüm uygulamalarını bir çözüm olarak sunmak, çatışma sürecini meydana getiren dinamiklerin meşrulaştırılmasına hizmet edebileceğinden, kentsel mekâna ilişkin politikaların tartışma zemininin oluşabilmesi için öncelikle çatışmaların dinmesi beklenmelidir.

- Çatışmaların dinmesini takiben vakit kaybetmeksizin kentsel mekâna ilişkin politikalar masaya yatırılmalıdır. Bu politikaların tartışılması yeni bir tartışma zemini oluşturabilme potansiyeli taşımaktadır.

- Kentlerde farklı topluluklar arasındaki yarıklar mekândaki çatışmaya dönüşmektedir. Çatışmaların fiziki kalıntıları ve izleri uzun vadeli ihmal ve çöküntü alanlarına dönüşebilmektedir.

- Bu çöküntü alanlarının ortadan kaldırılması için birleşmiş ve kozmopolit bir kent imajı yaşatılması, bunun da ortak ve renksiz kamusal alanlarla gerçekleştirilmek istenmesi beklenmeyen yeni karşıtlıklar yaşatabilir.

- Kentin rehabilitasyonu için mükemmel projeler peşinde koşulmasındansa alttaki toplumsal fay hatlarına ve marjinalleşmiş toplulukların ihtiyaçlarına odaklanmalı ve hassasiyet göstermelidir.

- Kentsel doku uzun yıllar varlığını sürdürmüş olan çatışmayı yeniden üretecek simgeselliklere sahip olabilir. Ancak bu ağır müdahalelere gerekçe olmamalıdır. Çünkü yerel nüfustan çok dış ziyaretçilere ve turistlere yönelik müdahaleler yeni ve daha travmatik çatışmaları körükleyebilir.

- Mekâna dönük dönüşüm çalışmalarının yönü çoğu zaman çatışmadan en fazla etkilenen kesimleri daha da marjinalleştirebilir. Soylulaştırmalar sonrasında çatışma kentin başka bir bölgesinde yeniden ortaya çıkabilir.

- Özellikle tarihi kent merkezlerinin kentin bütününden yalıtılmış bir yaklaşımla salt turistik amaçlarla ele alınması bölünme çatışmaları derinleştirilebilir. Bunun açık örnekleri Kudüs’te izlenebilmektedir.

- UNESCO gibi uluslararası kuruluşların gözlemciliği ve yerel katılımcı süreçlerle mekâna ilişkin stratejilerin belirlenmesi daha uzun vadeli ve çatışmadan uzak yaklaşımların uygulanmasına katkıda bulunabilir.

- Kamusal alanları değil salt özel mülkiyete dönük yaklaşımlar da kent merkezlerinin çöküntüleşmesi ve sahiplik sorunları yaşatabilmektedir. Bunun örnekleri Hırvatistan Vukovar kenti gibi örneklerde izlenebilmektedir.

- Çatışma olan bölgelerde kapalı ve güvenlikli sitelerin oluşturulması hayalet mahalle ve kent kısımlarının oluşmasıyla sonuçlanabilmektedir.

- Çatışmaların süreklilik kazanmasına karşılık olarak, kentin barış odaklı olarak yeniden ele alınmasında uzun vadeli kurumsallaşma, yerel otoritelerle işbirliği, yerel halkın meslek edindirme ve sosyal gelişim programları ile desteklenmesi gibi bütünsel yaklaşımlar benimsenmelidir.

- Çatışma mekânlarının yaşanabilir kılınması için çaba gösterilmesi çatışan tarafların samimiyetlerinin sınanması ve somut mekânsal göstergeler üzerinden yaşam alanlarının oluşturulması için bir fırsat olabilmektedir.”

UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ’NDE

Diyarbakır surlarını da içine alan Sur İlçesi, çatışma süreci başlayana kadar, merkezi hükümet ve yerel yönetimler arasında kentsel politikalar açısından önemli bir işbirliği ve müzakere sürecine sahne olmuştu. Önce, Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri; Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Sur belediyelerinin işbirliği ile UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alındı. Bu süreç devam ederken, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yine aynı belediyeler, Sur içinde kentsel dönüşüm süreçlerinin nasıl tanımlanacağı konusunda ortak çalışmalar yürütmekteydiler. Bu çalışmaların önemli bir kısmı sit alanı için hazırlanan koruma amaçlı imar planı ve Bakanlık tarafından yürütülen kentsel dönüşüm ana planı çalışmaları ile eşgüdüm içerisinde yürütülmüştü. Yani halen çatışmaların devam ettiği Sur içinde çağdaş koruma yaklaşımlarına büyük ölçüde uygun bir işbirliği örneği görülmekteydi. Ancak, herhangi bir uygulamaya geçilmeden terör olayları ve çatışma süreci başladı.