AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik yaptığı açıklamada, "Birleşmiş Milletler ve diğer odakların Türkiye'ye 'sınırını aç' çağrısında bulunmasını büyük bir hayretle karşılıyoruz. Doğrusunu söylemek gerekirse, uluslararası toplumun tarihine geçecek bir ikiyüzlülük olarak değerlendiriyoruz. Türkiye'nin zaten sınırları açıktır. 20-30 bin mülteciyi almak için aylarca pazarlık yapanlar, bir sürü şart öne sürenler, Türkiye'nin zaten açık olan kapılarını açmasını talep etmekle, kendi sorumluluklarını gizlemekten başka bir iş yapmıyorlar" ifadelerini kullandı.

"Sürecin kendisi de son derece kıymetli"

Çelik, yeni anayasayla ilgili çalışmaların başladığına değinerek, MKYK toplantısında süreci yürütmek üzere geniş bir heyetle AK Parti'de çalışma yapılmasına karar verildiğini aktardı.

Uzlaşma Komisyonu üyelerinin de yer alacağı ve kendisinin başkanlığında geniş bir heyetle içinde hukukçuların, siyaset bilimcilerin bulunduğu bir mekanizmayla bütün bir sürecin takip edileceğini ifade eden Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Yeni anayasa meselesi, Türkiye'nin en büyük, en üst meselesi, Türkiye'nin yönetiminin yazılımıyla ilgili bir mesele. Türkiye'nin büyük meselelerinin çözümü için de referans verilmesi gereken bir süreç. Dolayısıyla Türkiye'nin yeni bir anayasaya kavuşmasını çok önemsiyoruz. Esas olarak bu sürecin kendiside son derece kıymetli. Sürecin Türkiye'nin büyük meselelerinin tartışıldığı, demokrasinin gelişmesine, sivil siyasetinin güçlenmesine katkı sağlayacak bir şekilde sevk ve idare edilmesinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Bu sebeple de AK Parti olarak bütün siyaset üretme kapasitemizle bu sürece katkı vermeye çalışacağız. Çalışmalarımıza en yakın zamanda başlayacağız."

"Hala bir 'katliam dilinden' bahsediliyor"

Ömer Çelik, özellikle Cizre ve Sur'daki olayları yakınen takip ettiklerini vurguladı.

Basında HDP sözcülerinin sürekli "Cizre'deki yaralılar meselesi"ni gündeme getirdiklerini dile getiren Çelik, şunları söyledi:

"Biz, cenazeler ve yaralılar konusunda bize hangi ihbar gelirse, hangi telefon bize ulaşırsa gereken hassasiyeti gösteriyoruz. İlgili arkadaşlarımızla konuşarak bir yerde cenaze varsa ona gereken saygının gösterilmesi, kimliği ne olursa olsun, aynı şekilde yaralılar varsa onların kimliği ne olursa olsun gereken sağlık hizmetine kavuşması için girişimlerde bulunuyoruz.

Fakat HDP, yaralılardan bahsediyor. Oraya ambulanslar gitmesine rağmen, ambulanslara ateş açılmasına, o binadan hiçbir yaralının çıkarılmamasına karşın hala bir 'katliam dilinden' bahsedip, yürüttüğü bu tutumun cenazelere dönük saygıyla, yaralılarla ilgili bir duyarlılıkla ilgilisinin olmadığını düşünüyoruz. Giden ambulanslara ateş açılması karşılığında sessiz kaldılar. Oraya sağlık hizmetinin ulaştırılmasına dönük olarak yapılan bütün çalışmaların terör örgütü tarafından engellenmesine sessiz kaldılar. Ama hala bu tutumlarını sürdürüyorlar."

"Kabul edilemez ve ciddi bir hayal kırıklığıdır"

"Türkiye'nin düşman olarak belirlediği, terör örgütü olarak belirlediği bir yapının, bir müttefikimiz tarafından 'terör örgütü değildir' diye tanımlanması kuşkusuz kabul edilemez ve ciddi bir hayal kırıklığıdır" diyen AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik şunları söyledi:

"Müttefiklik, ortak dostluk tanımları geliştirmek, müttefik ülkelerden birisine karşı düşmanca tutum içerisine giren örgüt ya da devlete karşı ortak davranış geliştirme kavramıdır, zeminidir. Bunun korunmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bu konudaki hassasiyetimizin başta Amerika Birleşik Devletleri tarafından ve bütün müttefiklerimiz tarafından ciddi bir biçimde ele alınması gerektiğini değerlendiriyoruz."

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik sözlerini söyle sürdürdü:

"Herhangi bir şekilde bu büyük güçlerin Suriye'de birbirleriyle olan bu vekalet savaşlarıyla ilgili ortaya çıkan tablonun Suriye'nin hayrına olmadığını düşünüyoruz. 'Esadlı bir geçiş olsun sonra bir hükümet kurulsun' deniyordu, şimdi ise Esad'ın içinde ve başında olduğu ama muhaliflerin içinde olduğu bir hükümet formülüne doğru birtakım şeyler Cenevre-3'te ifade edildi. Bu bir felaket olur. Bu kadar kan dökmüş birisinin hala Suriye'nin başında kalabileceğini düşünmek, bu bir felaket olur bölge için, Suriye için de bir felaket olur."