Toner, günlük basın toplantısında, Yeni Şafak ve Yeni Akit gazetelerinin binalarına eş zamanlı olarak silah ve molotofkokteyli ile gerçekleştirilen saldırıların hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini söyledi.
Toner, “Özgür ve çok çeşitli basın, demokratik toplumların bir parçasıdır. Yeni Şafak ve Yeni Akit, herhangi bir saldırı korkusu hissetmeden, her gazetecinin hakkı olduğu gibi yayınlanmalıdır” ifadesini kullandı. Rusya'nın, Münih'de varılan antlaşmaya rağmen “teröristlere” karşı savaşmaya devam edecekleri yönündeki açıklamaları üzerine konuşan Toner, Rusya'nın daha öncede benzeri durumları görmezden gelerek saldırılarına devam ettiğini söyledi. Toner, “Beşşar Esed'e verilen desteğin son bulmasını istiyoruz. Bölgedeki durumu daha karmaşık bir hale getiriyor dedi.
Toner, antlaşmanın savaşı durdurarak politik çözüm arayışlarını hedeflediğini belirterek, “Dün yapılan antlaşma önemliydi fakat bunu sahada da görmeliyiz. Rusya'nın sağlam adımlar atarak son üç aydır sözle varılmış vaatlerini yerine getirmesini istiyoruz” dedi.
Esed'in Fransız AFP ajansına bugün verdiği röportajda, “Bütün ülkeyi geri alıncaya kadar savaşacağım” yönündeki sözlerine de değinen Toner, Esed'in bu yorumlarını “Esed kandırılmış” şeklinde değerlendirdi.
Toner, ABD ve Rusya başta olmak üzere Suudi Arabistan ve Türkiye gibi ülkelerden oluşan görev gücüne şans verilmesi gerektiğini belirterek, “Bu görev gücü bugün başladı. Genelde Rusya ve İran'ın Esed üzerindeki etkisinden bahsediyoruz fakat odada Türkiye ve Suudi Arabistan da vardı” ifadesini kullandı.
Mark Toner, konuya ilişkin sözlerini tekrarlayarak bu süre içerisinde, “Kimin hangi tarafta ve kimin teröre karşı savaştığını göreceğiz” değerlendirmesini yaptı. Toner, “Dün odada bulunan bütün tarafların çıkarına olan ve kabullendiği nokta, Suriye'nin bir bütün olarak barış içinde ve seküler olmasıdır” dedi.
Suriye'de savaşan muhaliflerin kendilerini seküler olarak tanımlamadığı ve bunun ABD tarafından nasıl yorumlandığına ilişkin bir soru üzerine ise Toner, “Burada bahsettiğimiz (sekülerlik) nokta, hiç kimse, grup ya da etnik grubun bütün kontrolü ele geçirmemesi” ifadesini kullandı.