Bünyamin ÇELİK

İç savaş yüzünden yerlerini, yurtlarını terk edip ülkemize gelen yaklaşık 3 milyon Suriyeli, belirli şehirlerimizde yoğunlaşıyor. Bu kritik illerimizden biri de Kilis. Nüfusu sadece 90 bin 400 olan bu şirin ilimize 127 bin 200 Suriyeli yerleşmiş durumda. Şimdi sözü Kilis’in AK Partili Belediye Başkanı avukat Hasan Kara’ya bırakıyoruz: 
“Kilis, Suriye’ye en fazla sınırı olan bir ilimiz. Yaklaşık 97 km civarında sınırımız var. Bir tarafımız Suriye, bir tarafımız Gaziantep. 2023 yılı için 115 binlik nüfusa göre kurgulanmış bir şehir. Buna uygun bir altyapı kuruldu. Suriye’deki olaylarla birlikte bir anda Kilis’in nüfusu günler içerisinde artarak hızla bu noktaya geldi. Kayıtlı olmayan 15 ila 20 bin arasında göçmen olduğunu da düşünüyoruz. Bu çok enteresan bir durum. Dünya tarihinden bu yana her zaman göçler olmuştur. Dünyanın hiçbir döneminde bu nüfusların gelmesi sonucunda toplumsal olayların yaşanmadığı, asayiş olaylarının yaşanmadığı hiçbir dönem olmamıştır. Yaklaşık 5 yıldan beridir nüfusumuzdan fazla Suriyeli olmasına rağmen hiç toplumsal olayımız olmadı burada.
Asayiş olayları da Türkiye ortalamasının çok altında. Bu bence, Türkiye’ye bir örnek değil, dünyaya bir örnek ve dünya tarihine bir örnek. Yani dünyadaki insan hakları kuruluşları ve sivil toplum örgütlerinin Kilis örneğini alıp, inceleyip örnek olarak sunması gerekir. Bizim Guinness Rekorlar Kitabı’na girmemiz lazım. Nobel Barış Ödülü’ne başvurduk. Ancak dünya şimdilik bizi görmezden geliyor.”
DIŞARDAN YARDIM GELMİYOR 
“Hümanizmi, insan haklarını Avrupa insanı yazmış olabilir. Ama bu işi yaşayan ve yaşatan bir canlı şehir var. Bu canlı şehir Kilis’tir” diyen Kara sözlerine şunları ekliyor: 
“Bizde ne sol örgüt ne de PKK var. Halkı kışkırtacak halkın o ince damarlarına basacak yapı yok burada. Biz burada caddemizi, sokağımızı, evimizi, suyumuzu, havamızı paylaşıyoruz. Kakıyorsunuz birkaç günde 127 bin insanı koyuyorsunuz. Bunu yaşamak, yaşatmak ve sürdürülebilir bir hale getirmek gerçekten tarihte görülmemiş bir olay. 35 bin kişi kamplarda, 85 bin üzerinde kişi şehir merkezinde yaşıyor. Kamplardakiler şehir merkezine gelip gidiyorlar, serbest o konuda sıkıntı yok. Avrupa’dan bir tek konektör kapağı sıkıştırma makinesi aldık. Onun dışında biz ne Avrupa’dan ne de BM’den bir yardım aldık.”
AVRUPA’DA BU RAHATLIK YOK
“Şuanda gerek Cumhurbaşkanımızın, gerek Başbakanımızın gerekse Bakanlar Kurulu’nun verdiği destekle ayakta duruyoruz. Tamamen Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin desteği var. Onların desteği olmadığı sürece dayanmak mümkün değil. Onun içinde Nobel Barış Ödülü’nü önemsiyoruz” diyen Hasan Kara, şunları kaydediyor: “Bu yapılan iyiliğin anlatılması ve çoğalmasını istiyoruz. Kilis’te 7’den 70’e, yaşlısından ihtiyarına herkese teşekkür ediyorum. Çünkü bunu biz toplumsal olarak başarıyoruz. İki kişi çıkıp bağırsa bu düzen bozulur, toplumsal travma yaşarız. Avrupa’daki kamplar bizden çok çok kötü. Irkçılık hızla artıyor. Bu insanlar vatan istiyorlar, hayatta kalabilmek istiyorlar. Bu yaz kriz durumunu atlatabilmek için 50 milyon avroya ihtiyacımız var. Altyapı, yeşil ve temiz alan için. Çok rahat geçirebilmek için 100 milyon avro gerekli.”
SÖZ SIRASI SURİYELİLERDE:
Kilis sokaklarında, okullarında ve mülteci kamplarında Suriyelilere mikrofon uzatıyoruz. Yıllardır topraklarından ayrı kalan bu insanlar, sorularımızı içtenlikle cevaplıyor:
TÜRKİYE’DE MUTLUYUZ  AMA KEŞKE SAVAŞ BİTSE
-Abdullah, kaç senedir Kilis’tesin?
4 seneden beri.
-Neler öğrendiniz 4 sene boyunca burada?
Türkiye’ye geldim, Türkçe öğrendim.
-Peki neden Kilis’tesiniz?
Savaştan kaçtık.
-Kimlerle buradasın?
Ben ablamın yanında kalıyorum.
-Peki gelecekle ilgili ne hayal ediyorsun? 
Suriye’ye geri gitmek istiyorum. Özledim Suriye’yi.
-En çok neyi özledin Suriye’de?
Babamı.
-Baban yaşıyor mu?
Yok, öldü.
-Buraya geliş hikayeni anlatır mısın?
Bomba yağıyordu. Biz de çıktık, geldik buraya. Savaş olmasa gelemezdik, mecbur geldik. 
-Türkiye’de size iyi bakıyorlar mı?
Türkiye bize iyi bakıyor, teşekkür ederiz. Biz Türkiye’den çok memnunuz, mutluyuz da. 
HER ŞEY İÇİN TEŞEKKÜRLER
- Lina, sen nasıl geldin?
Biz Halep’teydik. Savaşa dayanamadık, buraya geldik. İlk zamanlar çok zordu, şimdi iyi geçiyor. Türkçe de öğrendik. Babamı, evimi, arkadaşlarımı ve okulumu özlüyorum. 
-Türkiye’ye ne söylemek istersin?
Her şey için çok teşekkürler. 
- Babanı neden özlüyorsun?
Onu kaybettik. 
BİR ACIKLI HİKÂYE DAHA
Osman Hüseyin savaşta yaralanmış, felç olmuş. Bütün belden aşağısı tutmuyor. 5 tane çocuğu var. Diğer kardeşleri Suriye’de kalmış, babalarıyla falan burada 18 kişi kalıyorlar. Bir tane kızı var, adı Nuray. Türkçe bir kitap okumuş zamanında, ondan çok etkilenmiş ve kızının adını Nuray koymuş. Gaziantep Devlet Hastanesi’nde yatıyor. Durumu çok kötü, umut kesilmiş durumda.
KİLİSLİLER ANLATIYOR:
Biz Kilisliler olarak onları artık çok seviyoruz. Öyle bir iç içe girdik ki, kurs yerleri açtık, birlikte bir şeyler yapıyoruz, kültürlerimizi paylaşıyoruz, birlikte oturup yemekler yiyoruz, kahvaltılar yapıyoruz. Onlar bizden, biz onlardan çok şey öğreniyoruz. Suriye’ye gitsinler istiyoruz, ama gerçekten çok özleyeceğiz. Suriye’ye gittiğim zaman o kadar çok arkadaşım oldu ki her birinde birer gün kalsam herhalde bir sene evime dönemeyeceğim. Onlarda bizi çok seviyor, sarılıp birlikte ağlıyoruz.