Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Al Jazeera" kanalında gazeteci Cemal el Şayyal'ın gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Ankara'daki terör saldırısının failinin 24 saat içinde belirlenmesine ilişkin bir soruya Davutoğlu, saldırının ardından soruşturma başlattıklarını ve intihar saldırısını yapan kişinin kimliğinin belirlendiğini anlattı. Davutoğlu, "Bu YPG ve PKK’nın ortak teşebbüsüdür. Zaten YPG de PKK’nın bir uzantısı. Hiçbir şüphemiz yok" dedi. "Hükümetin halkını koruyamadığı" eleştirilerinin hatırlatılması üzerine Davutoğlu, şunları söyledi:

"Bizi eleştirenler, Türkiye’nin çevresinde hükümetlerin topraklarının tümünü kontrol edemediği altı ülke olduğunu unutmamalı. Sadece Irak ve Suriye ile bin üç yüz kilometrelik sınırımız var ve Türkiye’nin etrafında bir yangın var. Türkiye’de daha fazla risk var çünkü diğer taraftan kontrol edilemeyen sınırlarımız var. Aynı zamanda Türkiye’de iki milyon altı yüz bin mülteci de var"

'İyimser değiliz'

Davutoğlu, Suriye'de ateşkesin sağlanıp sağlanamayacağına yönelik bir soruya "Elbette ki Suriye’de ateşkes ve barış istiyoruz. Bu konuda Türkiye kadar etkin başka bir ülke yok. Ama ne kadar iyimser olduğumu soruyorsanız; gerçekçi olmalıyız. Biz iyimser değiliz çünkü şu ana kadar bütün bu diplomatik müzakereler rejim, Rusya, İran ve sahadaki İranlı unsurlar tarafından daha fazla insanı öldürmek üzere suistimal ediliyor" yanıtını verdi.

Türkiye'nin Suriye halkına desteği

Suriye iç savaşının gidişatına ilişkin Davutoğlu, "Suriye rejimi ve destekçilerinin zafer kazanıyor olduğu algısı varsa, bu doğru değil" dedi. Rusya'nın hava desteğine rağmen rejim güçlerinin başta İdlib ve Halep olmak üzere birçok şehir ve ilçeyi ele geçiremediğini belirten Davutoğlu, şunları söyledi:

 

"Eğer Suriye halkına Türk desteği yoksa kendilerini nasıl savundular? Eğer bugün gerçek Suriye ılımlı muhalefeti varsa bu, Türkiye’nin desteği sayesindedir. Eğer geçen hafta Rusya’nın DAEŞ’i hedef almadan Tel Rıfat, Halep ve Azez’e 500 uçuşla yaptığı ağır bombardımana rağmen Suriye halkı hala oradaysa ve topraklarını savunuyorsa, bizim desteğimiz sayesindedir. Biz bu desteğe devam edeceğiz. Yani sadece kınamıyoruz, onları destekliyoruz"

Davutoğlu, "Yapabildiğimiz kadar bu insanları sınırın diğer tarafında Suriye toprağında tutacağız ve onlara orada yardım edeceğiz. Ancak yine de gelmek isterlerse ve o bölgede hayati tehlikeleri olursa sınırımızı asla kapatmayacağız. Suriyeli kardeşlerimizi barbar rejimin, DAEŞ’in, İran’ın ya da sahadaki diğer güçlerin insafına bırakmayız" dedi.

Suriyeli muhaliflerin Türkiye’nin desteği sayesinde  Rusya, İran,  Hizbullah ve rejim saldırıları karşısında hâlâ ayakta durduğunu belirten Davutoğlu, “Eğer bugün rejim ülkenin tüm topraklarını kontrol edemiyorsa bu Türkiye’nin sayesindedir. Bu desteği sürdüreceğiz” dedi.

Suriye’ye askeri müdahale sorusunu yanıtlarken ise Başika krizinde Türkiye’yi kınayan Arap ülkelerini eleştirdi. “Eğer  Suriye’ye askeri müdahalede bulunursak Arap ülkelerinin bizi savunacağının ve destekleyeceğinin garantisini bize kim verecek?” diye soran Davutoğlu, Türkiye’yi tehdit eden bir durum olursa kimsenin iznini ve yardımını istemeden gereğinin yapılacağını söyledi.

Davutoğlu’na göre 25 Şubat’ta yeniden başlaması planlanan  Cenevre görüşmeleri için Ankara ‘iyimser değil’. Ateşkes görüşmelerinin rejim ve Rusya tarafından suiistimal edildiğini belirten Başbakan, Rusya ile ilişkilerin normalleşmesinin ise Rusya'nın elinde olduğunu söyledi. Rusya’nın hava saldırılarıyla Suriye’nin kuzeyinde etnik temizlik yapmayı amaçladığını dile getiren Başbakan, Türkiye’nin bu sebeple sınıra akın eden Suriyelileri sınırın diğer tarafında tuttuğunu, ancak hayati risk olursa sığınmacıların Türkiye’ye alınacağını belirtti.