Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Amerika ve Rusya başta olmak üzere vekalet savaşlarına katılan bütün güçleri uyardıklarını belirterek, "Eğer Suriye'deki soruna insani bir çözüm bulunamazsa, herkesi tatmin eden bir barış düzeni oluşturulamazsa artık vekalet savaşları sona erer ve bu ülkeler doğrudan doğruya savaşın tarafı haline gelir" dedi. Kurtulmuş, Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) tarafından düzenlenen istişare toplantısında yaptığı konuşmada, 21. yüzyılın başında bütün dünya ölçeğinde önemli krizlerle karşı karşıya kalındığı bir dönemden geçildiğini belirterek, kısa vadede bu işin çözümüyle ilgili sihirli anahtarın bulunmadığının küresel ölçekte görüldüğünü kaydetti. 

Yaşanılan krizlerin bir kısmının sistematik olduğunu, diğer kısmının ise dünya ekonomisinin yapısından kaynaklandığını ifade eden Kurtulmuş, şunları anlattı:

"Bu krizlerin mahiyetini öncelikle iyi anlamak mecburiyetindeyiz ki bunlara ilişkin hem ulusal hem de küresel ölçekte çözümlerimizi rahat ortaya koyabilelim. 1990'da Doğu Bloku'nun çökmesi, iki kutuplu dünya sisteminin sona ermesiyle gelişen süreçte beklentilerin aksine dünya ekonomisinde, siyasal sisteminde tek kutuplu, barışa, karşılıklı anlayışa dayalı bir sistemin kurulamadığını görüyoruz. 3 temel krizle karşı karşıyayız. Bunlardan birisi ekonomik kriz. Bu kriz 2008 yılından bu yana bir türlü stabil hale gelmeyen ekonomik kriz, belirsizlik süreciyle yaşıyoruz. Bu süreç bugün itibarıyla gelişmiş ülkelerden daha çok gelişmekte olan ülkeleri etkiliyor. Dünya ucuz finansal kaynakların olmadığı bir dönemden geçiyor. Gelişmiş ülkeler kendileri bakımından 4.0 dedikleri yeni düzene geçmeyi deniyorlar ama epeyce süredir sanayi ekonomisi ülkelerin getirdiği yapısal sorunları çözme yetenekleri yok."

Kurtulmuş, ekonomide ciddi krizler yaşandığını, gelecek dönemde de krizlerin devam edeceğini aktararak, bunun büyük oranda yapısal sorun olduğunu dile getirdi. 

Başta gelişmiş ülkeler olmak üzere yeni döneme ilişkin sistematik mekanizmaların geliştirmek mecburiyetinde olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Bu dönem kendi kurallarıyla kendi sistematiği içerisinde işleyen küresel ekonomik sistem oluşturamazsa parası olanların, finansal kaynaklara sahip olanların dahi bundan istifade edemeyeceği bir düzene evrilme ihtimali mümkündür" dedi. 

Dünyada yeni bir ekonomik küresel düzen kurulması

Kurtulmuş, dünyadaki hiçbir ekonominin birbirinden uzak ve rekabet anlamında kapalı bir ekonominin söz konusu olmadığını belirterek, "Herhangi bir ekonomik bölgedeki değişiklik, mesela Çin, ABD, Avrupa, Ortadoğu ekonomisinde alınan bir karar, gelişmeler bütün dünya ekonomisini yakından etkilemektedir. Dünyada yeni bir ekonomik küresel düzen kurulana kadar dünya sisteminin bütün ülkeleri içine alacak şekilde bu krizlerle yaşayacağı dönemden geçtiği aşikardır" diye konuştu. 

Dünyanın önemli siyasal krizler de yaşadığına dikkati çeken Kurtulmuş, bu siyasal krizlerin sadece ülkelerin kendi aralarındaki rekabetin çok yoğunlaşmış olmasından, hatta bu rekabetin sıcak savaşlara dönüşmesinden kaynaklanmadığını, dünya siyasal sisteminin küresel dengeye oturmamasından kaynaklandığını söyledi. 

Kurtulmuş, Yemen, Suriye'deki çatışmanın, Myanmar'daki sorunun da dünyada barışa dayalı küresel sistemin mevcut olmamasından ortaya çıktığını ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:

"İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra oluşan dünya sistemi fiilen çökmüştür, ama bunun yerine siyasal sistem kurulamamıştır. Sadece güçlülerin hakim olduğu sistem öngörülmüş. Herhangi bir meseleyi çözmek için dünya sistemi BM'nin o güçler dengesi içerisinde hareket ediyor. Bu mekanizma nerede bir denge oluşturuyorsa orada da sonuç geçici olsa da çözülebiliyor. Şimdi sorun, dünya sistemi Soğuk Savaş'ın sona ermesinden sonra tek kutuplu dünya sistemi kuramamış, mevcut BM teşkilatı ve dünyanın diğer uluslararası kurum ve kuruluşlarına denge oluşturma yeteneğini yitirmiştir. Avrupa'nın göbeğinde Ukrayna krizi çözülememiştir. Bunun çözülememesi Rusya tarafından oldu, bitti ile geçiştirilmiştir ama şu unutulmasın ki zaten pamuk ipliğinde hayata tutunan dünya küresel siyasal sistemine çok büyük darbeler vurmuştur. Suriye krizinin 5 yıllık sürede çözülememesi önemli sorunlar ortaya çıkarmıştır. Bu sorun Suriye kaynaklı olmaktan uzak, küresel terör tehditleri haline dönmüştür. Bu çerçevede Suriye krizini çözemeyen küresel siyasal sistemden bahsediyoruz."

Bu siyasal sistemin sorun çözme yeteneği içerisinde olmadığını anlatan Kurtulmuş, "Bunun sonucunda Suriye'de iç savaş başladı, arkasından vekalet savaşları dediğimiz savaş son 3 yıldır sürdürüldü. Şimdi onun da sonuna gelindi. Ben çeşitli vesilelerle şu uyarıları yapmıştım, bazıları belki yanlış anladı; Amerika ve Rusya başta olmak üzere vekalet savaşlarına katılan bütün güçleri uyarıyoruz. Eğer Suriye'deki soruna insani bir çözüm bulunamazsa, herkesi tatmin eden bir barış düzeni oluşturulamazsa artık vekalet savaşları sona erer ve bu ülkeler doğrudan doğruya savaşın tarafı haline gelir. Yüreğimiz yanarak, Suriye krizinden etkilenen bir ülke olarak ifade etmeye çalışmıştım. Bu zorluk ilgili taraflar tarafından da görülüyor. İnşallah cuma günü bir barış sürecinin başlangıcıyla ilgili mutabakat öngörülüyor. Umarız ki gerçekten bir ateşkes sağlanır, 6 aylık süre içerisinde Suriye'de barış görüşmeleriyle, sonra 18 aylık geçici hükümetin Suriye halkının istediği şekilde imkan sağlayan bir düzen olur" şeklinde konuştu. 

"(BM) 5 ülke istediği gibi dünyayı şekillendirecek peki 195 ülke ne olacak?"

Kurtulmuş, Suriye sorunu çözülse bile dünya sisteminin böyle devam ettiği takdirde yarın başka bir ülkede kriz çıkabileceğini vurgulayarak, haklının değil, güçlünün her türlü imkana sahip olduğu küresel sistemin sürdürülebilir olmadığını kaydetti. 

Sürekli olarak Birleşmiş Milletler'in yapısının değiştirilmesi gerektiğini ifade ettiklerini anımsatan Kurtulmuş, "Dünya 5'ten büyüktür' derken hep bunu söylüyoruz. 5 ülke istediği gibi dünyayı şekillendirecek peki 195 ülke ne olacak? Bu ülkelerin hakları yok mu? Eşit insanlar olarak dünya sisteminden istifade etme imkanları yok mu? Maalesef bugün yok. Kimin gücü varsa onun istediğinin olduğu bir sistem herkesi daha fazla güç toplamaya sevk eder. Soğuk Savaş sona erdikten sonra Balistik füze ve nükleer silahların azaltılması sürecini tam tersine çevirir. Küresel sistemin herkesin hakkaniyet içerisinde içinde bulunabileceği bir şekile dönüştürülemezse, küresel adalete dayalı bir siyasal sistem oluşturulamazsa dünyada daha fazla silahlanma olacak, belki nükleer silahlar artacaktır ve maalesef bu anlamda krizler, krizlerden beslenen güç elde etme isteği güçlerin artırılarak bu artırılan güçlerin rekabet ortamında çıkarak çatışma ortamına döneceği çok tablo ile karşı karşıya kalabiliriz."
Yeni bir küresel sistemin kurulabilmesi için başından beri Türkiye olarak sözlerini en üst perdeden söylemeye devam ettiklerini anlatan Kurtulmuş, bütün bu tablo içerisinde Türkiye'nin güçlenmesine devam edeceğini kaydetti. 

Kurtulmuş, Türkiye'nin 3 bin dolar seviyesinde kişi başına düşen milli geliri varken "Dünya 5'ten büyüktür" dediğinde kıymetinin olmayacağını, artık 10 bin dolar seviyesinde kişi başına düşen milli geliri bulunan Türkiye olarak konuştuklarını söyledi. 
Allah nasip eder, bu ekonomik ve siyasi istikrarı sürdürüp her türlü tehdit ve meydan okumaya rağmen yoluna ısrarla devam eden bir Türkiye'nin, kişi başına düşen milli gelirinin 25-30 bin dolarlar seviyesinde olduğunda dünya sistemine ilişkin söylenilen her sözün daha etkili olacağını ifade eden Kurtulmuş, doğru olanları söylemeye, doğru olanı ortaya koymaya mecbur olduklarını söyledi.