Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde Amasya, Antalya, Ankara, Bolu, Gaziantep, Kahramanmaraş, Muğla, Niğde, Sakarya, Şanlıurfa ve İstanbul’dan gelen muhtarlarla 21. Muhtarlar Toplantısı’nda bir araya geldi. Programda konuşan Erdoğan, Suriye’de yaşanan iç savaşın 5. yılını geride bıraktığını belirterek, "Esasen bu şimdiye kadar çoktan çözüme kavuşmuş olması gereken bir meseleydi. Suriye halkının kahir ekseriyeti kendi geleceğini kendi belirleme, demokrasi ve hukuka uygun bir yönetime kavuşma konusundaki kararlılığını en başından itibaren ortaya koymuştu fakat bölgedeki dengeleri değiştiren iki önemli ve proje ürünü olduğu her halinden belli olan gelişme bu süreci belirsizliğe ve karanlığa sürükledi" dedi.

Söz konusu gelişmelerden ilkinin Irak’taki mezhebi çatışmalar neticesinde ortaya çıkan DAİŞ örgütü olduğunu vurgulayan Erdoğan, terör örgütü El Kaide’den doğan bu örgütün rejimin göz yummasıyla Suriye’de etkinlik kazandığına dikkat çekti.

"KOSKOCA BİR YALAN"

İkinci gelişme olarak Rusya ve İran gibi devletlerin Esed rejimine güçlü destek sağlayarak Suriye halkının özgürlük mücadelesini sabote etmelerini gösteren Erdoğan, "Dikkat edin, hem DAİŞ hem de Esed rejiminin hem de PYD-YPG’nin öncelikli hedefleri birbirleri değil Suriye halkının gerçek temsilcisi olan muhalif gruplardır. Ne diyorlar, ’PYD-YPG, DAİŞ’e karşı savaşıyorlar, ondan dolayı biz PYD-YPG’yi destekliyoruz.’ Koskoca bir yalan. O zaman ben size farklı bir örnek vereceğim, El Nusra da DAİŞ’e karşı savaşıyor, peki El-Nusra’ya kötü diyorsunuz. O zaman onun da iyi olması lazım. El Nusra kötü ama PYD ile YPG iyi. Olay farklı. El Nusra’nın bulunduğu konum farklı olduğu için bunlar ne diyor, ’iyi teröristler, kötü teröristler.’ Mantık bu" ifadelerini kullandı.

ABD İLE RUSYA’NIN SURİYE’DE ATEŞKES ANLAŞMASI

Batı ülkelerinin yanı sıra Amerika, Rusya, İran, Avrupa Birliği ile Birleşmiş Milletler teşkilatının Suriye’de insan onurunun yanında dik bir duruş sergileyemediğini vurgulayan Erdoğan, "Tam aksine bu ülkelerin hepsi de burada kendi hesapları uğruna rejim ve onu destekleyen ülkelerin yarım milyona yakın masum insanı katletmesine doğrudan veya dolaylı olarak rıza gösterdiler" dedi.

"Suriye’deki sorunun çözümüne yönelik uluslararası girişimler bilinçli olarak ya rayından çıkartıldı ya da çıkmaza sürüklendi" diyen Erdoğan, ABD ve Rusya’nın Suriye’de 27 Şubat’ta yürürlüğe girmesi planlanan ateşkes anlaşmasını değerlendirdi. Ateşkes meselesinde tarih de verilerek somut bir sonuca varıldığı intibasının uyandırılmaya çalışıldığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:

"Suriye’de ateşkes için varılan uzlaşma ilkesel olarak elbette olumludur. Biz de Suriyeli kardeşlerimize nefes aldıracak bir ateşkesi destekliyoruz ancak bu ateşkesle ülkesinde yarım milyona yakın vatandaşının katledilmesine sorumlu Esed rejimiyle onu destekleyen güçlere açık ve güçlü bir destek verilirken muhalifler konusunda hala ikircikli bir dil kullanılması endişe vericidir. Bölgede kimin hangi muhalefet grubundan olduğunun tespitini şayet Rusya, Esed rejimi ve PYD-YPG gibi yapılar gerçekleştirecekse ortada vahim bir durum var demektir. Cellatlarla kurbanların aynı kefeye konduğu, kontrolün de cellatlara verildiği intibası doğuran bu durumun yeni ve daha trajik gelişmelerin kapısını açmasından endişe ediyoruz. Şayet bu, DAİŞ’le mücadele kılıfı altında bölgeye geldiğinden beri Esed rejimiyle bir olup ılımlı muhaliflere acımasızca saldıran Rusya’nın insafına terk edilmiş bir ateşkesse korkarız masum insanların tepesine düşen ateş hiç kesilmeyecektir. Suriye’nin gerçek sahiplerinin dışlandığı, onların fedakarlıklarının ve beklentilerinin karşılanmadığı bir ateşkes sadece Esed rejimine ve onunla birlikte hareket edenlerin ekmeğine yağ sürecektir. Zaten bu konuda rejim ve destekçilerinin sicili bozuktur. Daha önceki teşebbüsler, bu kesimler tarafından göz boyamanın, yeni yerler işgal etmenin, daha fazla masumu öldürmenin aracı olarak kullanılmıştır. Aynı şekilde bu süreçte Suriye’deki gelişmelerden en fazla etkilenen ülke konumundaki Türkiye’nin de hassasiyetlerinin dikkate alınması gerekiyor. Biz milli güvenliğimizi tehdit eden adımlara karşı bir defa müteyakkız olmaya, ateşkes sürecini yakından takip etmeye devam edeceğiz."

"PYD İLE YPG TIPKI DAİŞ VE EL KAİDE GİBİ BİR TERÖR ÖRGÜTÜ"

"Biz anlamayanlara, anlamak istemeyenlere, anlamamak için lafı döndürüp dolaştıranlara şu gerçekleri bir kez daha ve tüm açıklığıyla ifade etmek istiyorum, PYD ile YPG, tıpkı PKK, DAİŞ ve El Kaide gibi bir terör örgütüdür. Türkiye olarak PKK’ya, DAİŞ’e nasıl bakıyor ve davranıyorsak PYD ve YPG’ye de aynı şekilde yaklaşmaya ve bakmaya da devam edeceğiz" ifadesini kullanan Erdoğan, şunları söyledi:

"Bizim ısrarla terör örgütü dediğimiz, buna ilişkin bilgi, belgeleri paylaştığımız bir örgüte çok daha ısrarlı bir şekilde ’terör örgütü değildir’ denilmesi, müttefikliğin ruhuna yakışmaz. Biz imkanlarımızın en sınırlı olduğu dönemde müttefiklik sorumluluğumuzun gereği olarak binlerce kilometre uzaktaki Kore’ye gittik ve yüzlerce şehit verme pahasına üzerimize düşenleri yaptık. Binlerce kilometre uzaktaki Vietnam, Afganistan ve Irak’a kendi güvenliği için müdahale eden bir ülkenin, Türkiye’den sınırının yüz metre ötesindeki tehditler karşısında sessiz kalmasını beklemesini anlamakta zorlanıyoruz. Bu iş Türkiye için bir beka meselesidir. Müttefiklerimizin artık bu konuda bir yol ayrımına geldiklerini görmeleri için meseleyi daha açık nasıl anlatabiliriz, inanın bilmekte zorlanıyorum. Esasen DAİŞ ve El Nusra, nasıl ateşkesin dışında tutuluyorsa bunlar gibi bir terör örgütü olan PYD, YPG de ateşkesin kapsamı dışında olmalıdır. Gelinen nokta itibarıyla PYD ile YPG, Esed rejimi ve Rusya’yla bir olup muhaliflerin gücünü kırarak DAİŞ’e en büyük desteği veren odak haline dönüşmüştür. Şayet muhalifler PYD/YPG’nin saldırılarına maruz kalmayıp tüm güçleri ve imkanlarını DAİŞ’le mücadeleye hasledebilseydiler inanıyorum ki Suriye’de durum çok daha farklı olurdu. Son Ankara saldırısını ve güney bölgelerimizdeki bazı ilçelerde yaşanan eylemleri PKK ve PYD/YPG’nin birlikte gerçekleştirdikleri cümle alemin malumudur. Bu da bizim güvenlik güçlerimizin bilgisi tahtıdadır. Herhangi bir delile, ispata artık gerek yoktur. Zira her iki örgüt de bunu açıkça ilan etmektedir. PYD/YPG’nin PKK’nın uzantısı bir terör örgütü olduğu gerçeğinin artık herkes tarafından kabul edilmesi gerekiyor. Bu yıllar öncesinden bizim malumumuzdur zaten."

"HADİ BAKALIM EY RUSYA, SEN ŞİMDİ BUNU NEYLE İZAH EDECEKSİN?"

"Bu örgütün terör örgütü olduğunun kabulü için illa PKK/PYD’nin bombalarını Ankara’da değil de başka başkentlerde mi patlatması lazım? Böyle bir vicdansızlık böyle bir duyarsızlık olabilir mi?" diye soran Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Paris’te patlayan bombalar için gösterilen tepkiyle Ankara’daki bomba için gösterilen tepkilerin dozu ve samimiyeti arasındaki farkı biz görmüyor muyuz? Başsağlığı dileyelim, güzel ama tedbirler nerede?Hala kalkıp da ’PKK’yı bir terör örgütü ilan ettik.’ Güzel, peki PYD ile YPG’yi niye ilan etmiyorsun? Hadi bunları da ilan edin. PKK ile yapamadığınızı PYD ve YPG ile mi yapmak istiyorsunuz? Olayın şu anda geldiği nokta budur. Ama şundan emin olun, yarın asla temenni etmeyiz, Washington’da, Moskova’da, Brüksel’de benzer olaylar yaşandığında biz en az Ankara’daki kadar üzüntü duyarız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Çünkü biz terör örgütleri arasında ayrım yapmadığımız gibi acılar arasında da asla ayrım yapmıyoruz. Artık bu komediye, bu gülünç oyuna bir son verilmelidir. ’Ben PKK ile birlikte hareket ediyorum’ diyen bir örgüte, ’Hayır, senin PKK ile bir ilgin yok’ demek bizim de tüm dünyanın aklıyla alay etmektir. Bizimle de kimsenin alay etmeye hakkı yoktur. Nitekim daha önce yayımlanan belgeler, açıklanan raporlar bu bağlantıyı, bu ilişkiyi net bir şekilde ortaya koymaktadır. Birkaç sene öncesine kadar aynı organizasyon şeması içinde yer alan örgütler, bugün nasıl birbirinden farklı değerlendirilebilir. Aynı şekilde bölgeye geldiğinden beri Esed rejimiyle bir olup muhalifleri ve sivilleri insafsızca bombalayan Rusya’ya, ’DAİŞ’le mücadele ediyor, terör örgütleriyle mücadele ediyor’ demek komedinin ta kendisidir. Buyrun, şuanda işte PYD’nin, YPG’nin ofisini Moskova’nın göbeğinde Rusya açtırdı. Hadi bakalım ey Rusya sen şimdi bunu neyle izah edeceksin? Yarım milyon insanı öldüren bir rejimle, bunun karşısında hayatta kalma mücadelesi veren insanları aynı kefeye koymak için herhalde vicdansız olmak gerekir."

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN MUHTARLARI COŞTURAN SÖZLERİ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz bin yıldır bu bölgede yaşayan, aynı topraklar üzerinde Selçuklu, Osmanlı, Türkiye Cumhuriyeti olarak üçüncü devletini kurmuş bir milletiz. Acısıyla tatlısıyla bölgenin gerçeklerini gayet iyi biliyoruz. Bunu kimse bizim kadar bilemez. Eğer bu ülkede olup biten nedir, ne değildir bu öğrenilecekse bu bizden öğrenilecek. Biz, çok zor bir coğrafyada uzun yıllardır yaşıyor olmanın verdiği tecrübeyle bu süreçte edindiğimiz melekelerle bugünkü sorunların da Allah’ın izniyle üstesinden geliriz. Ama şu veya bu beklentiyle coğrafyamıza gelip kısa bir sürede kendilerine etkili ve kalıcı alanlar açabileceklerini hesap edenlere bir kez daha düşünmelerini, hesaplarını iyi yapmalarını tavsiye ederiz" dedi.

Bu coğrafyanın birçok medeniyete beşiklik eden kadim bir coğrafya olduğunu dile getiren Erdoğan, şöyle devam etti:

"Bu coğrafya mümbit bir coğrafyadır, cazip bir coğrafyadır ama aynı zamanda bu coğrafya medeniyetler, devletler, ordular, milletler mezarlığıdır. Kimler gelip kimler geçmedi ki buradan. Biz işte böylesine meşakkatli bir coğrafyada hamd olsun bugüne kadar ayakta durmayı başardık. İnşallah ilanihaye bu toprakları ebedi vatanımız olarak muhafaza etmeye devam edeceğiz. Aynı coğrafyayı paylaştığımız komşularımıza, kardeşlerimize sahip çıkmayı da sürdüreceğiz. Bazen aramıza suni mesafeler girse de kardeşlerimize gönül birliğimizi, kader birliğimizi mahşere kadar devam ettirmek kararındayız. Varsa aynı bedelleri ödemeyi göze alan, buyursun gelsin. Biz onlarla da komşuluk yapmaktan imtina etmeyiz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu sözleri üzerine salonda bulunan muhtarlar ayağa kalkarak alkışlar eşliğinde "Allah sizi başımızdan eksik etmesin", "Türkiye seninle gurur duyuyor" tezahüratlarında bulundu.

"ORDULARINIZ BİR SÜRE SONRA BU COĞRAFYADA HİÇBİR İŞE YARAMAZ HALE GELİR"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ’Ben bedel ödemem, sadece çıkarıma bakarım’ diyorlarsa kusura bakmasınlar, onlar çok yanlış yerdeler. Ordularınız, silahlarınız, ekonomik gücünüz ne kadar büyük olursa olsun bir süre sonra bu coğrafyada hiçbiri de işe yaramaz hale gelir. Çünkü bu 780 bin kilometrekarelik vatan toprakları gelmenin kolay, tutunmanın zor olduğu bir yerdir. Bunun böyle bilinmesi lazım" diyerek sözlerine devam etti.

Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethine atıf yapan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Kalpleri fethetmedikten sonra şehirleri, limanları işgal etmişsiniz ne fayda. Biz kalelerle birlikte hatta kalelerden önce kalpleri fethettiğimiz için bin yıldır bu topraklardayız. Bizim akıncılarımızın hassasiyeti, özelliği buydu. Onun için Fatih Sultan Mehmet, Edirnekapı surlarından içeri giren biliyorsunuz Hristiyan hanımlar, kadınlar ellerinde çiçeklerle nasıl karşılıyorlardı, diyorlardı ki ’Başımızda kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi arzu ediyoruz.’ Böyle karşıladılar. Çünkü Fatih, İstanbul’a girmeden önce elçileriyle, akıncılarıyla bir defa gönülleri fethetmişti. İş önceden bitmişti. Bu gerçekleri anlamayanlar bize hala kimin dostumuz kimin düşmanımız olduğunu dikte etmeye çalışıyorlar. Biz dostumuzu da düşmanımızı da gayet iyi biliriz. Asıl onlar arkalarında durduklarından hangilerinin dost, hangilerinin düşman olduğunun farkında değiller. Bunu bir gün mutlaka öğreneceklerdir ama nasıl bir bedelin karşılığında öğreneceklerdir, onu yaşayıp göreceğiz. Biz duruşumuzu, kararlılığımızı asla bozmayacağız. Kardeşlerimize sahip çıkmaktan, terör örgütleriyle mücadele etmekten, vatanımızı korumak için gereken her şeyi yapmaktan, hedeflerimiz doğrultusunda çalışmaktan kesinlikle vazgeçmeyeceğiz. Şehitlerimiz ve gazilerimiz bin yıldır olduğu gibi bugün de bekamızın birer mührü olarak kalplerimize kazınmaktadır. Biz asla savaş yanlısı, savaş heveslisi bir ülke değiliz. Tarihimizde bunun hiçbir örneğini göremezsiniz. Tam tersine biz bölgemizde ve dünyada barışın, huzurun, istikrarın, güvenin, refahın hakim olması için çalışıyoruz."