Oğlunu 11 yıl boyunca terör örgütü PKK'nın Kuzey Irak'taki kamplarında arayan baba Sömer, oğlunu saldırının olduğu gün fotoğrafının yayınladığı televizyonda gördüğünü ancak kimseye bir şey diyemediğini beyan etti. 
Ankara'da 29 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısını gerçekleştiren canlı bomba Abdulbaki Sömer'in babası Musa Sömer'in, Van Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'nde alınan ifadesi ortaya çıktı. 8 çocuk sahibi Musa Sömer, bombacı Abdulbaki Sömer'in 20 yıl önce vefat eden ilk eşi Sitti Sömer'den olduğunu söyledi. Baba Sömer, oğlunun 2005 yılında, 16 yaşında dağa çıktığını anlattı. 
Terör örgütü PKK ile aileden kimsenin bağlantısı olmadığını söyleyen baba Sömer, ifadesinde çiftçilik yaptığını, aylık gelirinin 300 lira olduğunu söyledi. Aslen Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinden olduklarını ancak iki nesilden beri Van'da ikamet ettiklerini söyleyen baba Sömer, aileden PKK terör örgütü içerisinde faaliyet yürüten hiç kimse olmadığını beyan etti. 
2005 YILINDA DAĞA ÇIKTI 
Ankara'daki bombalı terör saldırısının faili olduğu kesinleşen oğlu Abdulbaki Sömer'i anlatan baba Musa Sömer, "Hatırladığım kadarıyla 2005 yılı Eylül ayında Van Gürpınar ilçesi Tüzek Köyü'nde birlikte bağ bahçe işleriyle uğraşmaktayken bana, 'Van'a giderek Cumhuriyet Lisesi 2. Sınıf kayıt yenileme işlemini yapacağım' dedi ve yanımdan ayrıldı. Bu tarihten iki gün sonra kızım Saliha Sömer köyümüze servis yapan minibüs şoförü ile bana haber göndererek oğlum Abdulbaki Sömer'in iki gecedir eve gelmediği yönünde haber ulaştırdı. Bunun üzerine bende minibüs şoförüne bizzat giderek kızımın ona söylediklerini kendi kulağımla duydum. Bu olaydan 1 gün sonra Van'a giderek şuan kapalı olan 2005 yılında ismi Cumhuriyet Polis Karakolu'na giderek oğlum Abdulbaki Sömer'den 2 gündür haber alamadığımı beyan ederek kayıp müracaatında bulundum" dedi. 
"ÖRGÜTÜN BAŞKA BAŞKA KAMPLARINA GİDEREK OĞLUMU SORDUM" 
İfadesinde akrabalarının Kuzey Irak bölgesindeki yerleşim yerlerinde yaşadığını söyleyen baba Musa Sömer, şöyle devam etti: 
"Bu akrabalarımı ziyaret amacıyla defaaten pasaportumla bazen bölgenin giriş noktalarında örgüt tarafından oluşturulmuş nizamiyedeki örgüt mensuplarına ulaştım. Her seferinde örgütün başka başka alanlarındaki nizamiyelerine giderek oğlumu sordum. Hatırladığım kadarıyla bir defasında da nevruz münasebetiyle ortak alanda toplanmış olan örgüt mensuplarının bulunduğu alanın nizamiyesine giderek oğlum Abdulbaki Sömer'i nizamiyedeki kişiye sordum ve oğlumun fotoğrafını bu militanlara göstererek oğlumun burada olup olmadığını, oğlumu tanıyıp tanımadıklarını sordum. Onlar da bana hiç görmediklerini söylediler. Şunu da belirtmeliyim ki soruşturma kapsamında bana oğlumun örgüt içerisindeki kod ismi ve 'Hezen Taybet' yani fedai birimlerinde görev aldığı ile ilgili herhangi bir bilgi vermediler. Ben oğlumun 'Zinar' kod ismini kullandığını, bu olayla birlikte konuyla ilgili medyadaki haber bültenlerinden öğrendim. Kuzey Irak'taki araştırmalarım neticesinde ve Van'daki yaşamım boyunca oğlumla ilgili herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşamadığım gibi örgüt ya da örgüt tarafından gönderilmiş kişilerden bir bilgi elde etmediğim için oğlumun akıbeti hakkında 2005 yılından bu yana herhangi bir bilgi sahibi değilim." 
"OĞLUMU TELEVİZYONDAN TEŞHİS ETTİM" 
Ankara'daki saldırıyı oğlu Abdulbaki Sömer'in gerçekleştirdiği yönündeki bilgiyi kimden aldığı sorulan baba Sömer, "Bu eylemle ilgili evimde televizyon seyretmekteyken televizyondan olayın faillerine ait kişilerin fotoğraflarının yayınlanmasıyla birlikte oğlumu bu fotoğraflarda teşhis ettim. Bu konuyu kimseyle paylaşmadım ve bu konu hakkında kimseye hiçbir şey söylemedim. Benim gibi yakın akrabalarım da televizyondaki haber programlarından edindikleri bilgiler ve televizyonlardaki haber bültenlerinde yayınlanan fotoğraflar neticesi benim gibi aynı şüpheye kapılarak evime gelerek 'Başın sağolsun, bizim Abdulbaki Sömer'e benziyorlar' dediler. Ben de sizin gibi aynı şüphelerle ilgili endişeler yaşadım" ifadelerini kullandı. 
"GİTTİĞİM TÜM KAMPLARDAN HİÇBİRİNDE OĞLUMUN OLMADIĞINI ÖĞRENİP GERİ DÖNDÜM" 
Oğlu Abdulbaki Sömer'i aramak için gittiği terör örgütü PKK kamplarına gidişlerinde kendisine yardım eden kimse olup olmadığı sorulan baba Sömer, "İfademin akışında bahsetmiş olduğum ve oğlumu aramak için gittiğim PKK terör örgütünün kamplarına gitmemi hiç kimse söylemedi. Ben bu kamplarda oğlumu bulur ve ikna edip geri getiririm umuduyla gittim. Van ilinden Silopi sınır kapısına otobüs ile gitmiştim. Buradan Kuzey Irak'ta bulunan Duhok iline servis araçlarıyla kendi pasaportumla geçtim. Duhok'tan da ticari taksiye parasını ödeyerek zaman zaman gitmiş olduğum Zap alanına 2011 yılında, Gare alanına 2013 yılında, Metina alanına 2014 yılında, Haftanin alanına ise 2008 yılında oğlumu bulmak ümidiyle gitmiştim. Sürekli de gidiş yöntemim Duhok'tan ticari taksiye binerek bu kamplara ulaşma şeklinde olmuştur. Kimse bana öncülük etmemişti. Ben bu alanlarında yer alan kamp içerisine girmeden kampın girişinin güvenliğini sağlayan silahlı, üzerinde şalvar yelek bulunan şahıslardan oğlumun siz görevlilere rızaen teslim ettiğim fotoğrafını göstererek oğlumun kamplarda olup olmadığını soruyordum. Ancak bu gitmiş olduğum kamplardan hiçbirinde oğlumun olmadığını öğrenip geri dönüyordum" dedi. 
Babadan kan alınarak DNA incelemesi sonucu Ankara'daki 29 kişinin hayatını kaybettiği saldırının failinin Abdulbaki Sömer olduğu kesinleşmişti.