Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, eş rızası alınmadan aile konutu üzerine yaptırılan ipoteğin geçersiz sayılacağına hükmetti. Kararda, konutun sahibi eşin, evdeki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, gayrimenkulu ipotek ettiremeyeceği, bu işlemin ancak diğer eşin açık rızasıyla yapılabileceği kaydedildi.

Bursa'da bir kişi, bankadan kredi aldı ve teminat için tapusu kendi üzerine olan evini ipotek ettirdi. Borcun ödenmemesi üzerine bankanın icra takibi başlatmasının ardından bu kişinin eşi, ipotek edilen evin aile konutu olduğunu belirterek, ipoteğin kaldırılması talebiyle dava açtı.

Gemlik 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, davayı reddetti. Yerel mahkeme kararında, ev sahibinin birden fazla taşınmazının olduğu, davalı bankanın söz konusu evin aile konutu olduğunu bildiğinin kanıtlanamadığı belirtildi.

Türk Medeni Kanunu'nda eşlerin birbirleri ve üçüncü kişilerle hukuki işlemlerinde özgürlük alanı tanındığı ancak bazı hukuksal işlemlerin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kuralı getirilerek, aile birliğinin korunmasının amaçlandığı kaydedildi.

Kararda, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Aile konutunun maliki olan eş, aile konutundaki yaşantıyı güçlüğe sokacak biçimde, aile konutunun ipotek edilmesi gibi 'tek başına' bir ayni hakla sınırlandıramaz. Bu sınırlandırma ancak diğer eşin açık rızası alınarak yapılabilir. Her ne kadar ipotek doğrudan doğruya aile konutundan faydalanma ve oturma hakkını engellemiyorsa da hak sahibi eşin kötü niyetli ve muvazaalı işlemleriyle aile konutunun elden çıkarılma tehlikesi nedeniyle ipotek işlemine diğer eşin açık rızası şarttır."