İsrail'in saldırgan tutumlarının arttığı bir dönemde yapıldığı belirtilen zirveye ilişkin değerlendirmesi sorulan Kurtulmuş, Kudüs ve Mescid-i Aksa başlıkları altında gerçekleştirilen toplantının önemli olduğunu belirtti. 

Kurtulmuş, İsrail'in son dönemde Filistin'deki saldırılarını yoğunlaştırdığını hatırlatarak, bunların kabul edilemez olduğunu söyledi. Özellikle fanatik Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girmelerine İsrail güvenlik kuvvetlerinin göz yumduğunu ifade eden Kurtulmuş, bunu uluslararası hukukun ihlali olarak değerlendirdi.

İsrail'in son dönemde Filistin şehirlerine saldırılarla yeni Yahudi yerleşimcilerin önünü açtığını vurgulayan Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Oradaki Müslümanların arazileri üzerinde, kendi hakları olmayan yerlerde yeni yerleşim alanları açmaya başladılar. Yeni yerleşimciler konusunda bütün dünya kamuoyunda defaatle uyarılar geldi, 'Bunu yapmayın, bu uluslararası hukuka aykırıdır' denilmesine rağmen İsrail, bunları en ufak şekilde hiç duymadan yoluna devam etti. Dolayısıyla burada İslam ülkelerinin kendi aralarında gerçekten hem Mescid-i Aksa'nın hem Kudüs'ün hem de Filistin topraklarının korunması konusunda aşırı hassasiyet göstermeleri şarttır. Bu anlamda da buradaki toplantı bu anlayışta düzenlenmiş toplantıdır. Ama ne yazık ki Müslümanlar bir araya gelip toplanıyorlar, görüşüyorlar, fikirlerini bir araya getiriyorlar, karşılıklı olarak müzakere ediyorlar, bunlar güzel şeyler ama yeterli değil."

"Filistin davası için önemli bir adımdır"

Kurtulmuş, kendisinin de katıldığı 2014'teki Kudüs Temas Grubu Toplantısı'nda yapılan üç teklifin zirvenin sonuç bildirisinde yer bulmasından memnuniyet duyduğunu bildirdi.

Kurtulmuş, "Onlardan birisi Filistin'de kurumsal ve bireysel anlamda karşılaşılan insan hakları ihlallerinin dünya kamuoyuna taşınması, uluslararası mahkemelere taşınması konusunda son derece aktif olarak hareket etmesi gereken bir hukuki kurumun oluşması, uluslararası bir hukuk müessesesinin oluşması. Bununla ilgili bugünkü karar metninde bir madde yer alacak. Bu sevindiricidir" dedi.

'Mescid-i Aksa'nın etrafındaki İslami kültürel varlıkları yok ediyor'

Kurtulmuş, İİT'nin bu konuyu sonuç bildirisinde kabul etmesini Filistin davası için önemli bir adım olarak nitelendirerek, şu ifadeleri kullandı:

"İkinci adım ise İsrail bir taraftan yeni yerleşimcilere müsaade ediyor, onların önünü açıyor ama diğer taraftan yaptığı bir şey daha var, özellikle Kudüs'te ve Mescid-i Aksa'nın etrafındaki İslami kültürel varlıkları yok ediyor. Şehirleri hem Yahudileştiriyor, bu sadece oraya daha fazla Yahudi yerleşimci getirmekle değil, aynı zamanda var olan tarihsel yapıların, geleneksel oradaki kurumları da maalesef onları da yok etmeye, silmeye gayret ediyor. Dolayısıyla bir vakıf, uluslararası bir vakıf kurularak, Türkiye'de bunların hepsine çok aktif olarak katılmayı niyet ettiğini ifade etmiştir, bu vakıf üzerinden Kudüs'teki, Filistin topraklarındaki İslami kültürel varlığın devamının sağlanması, bunların hem İslam hem Batı dünyasında ciddi bir şekilde tanıtımı sağlanarak, 'Buralar Müslümanların, Filistinlilerin topraklarıydı' diye bu topraklardaki İslami varlığın unutulmamasını da sağlamak istiyoruz. Dolayısıyla bu vakfın harekete geçirilmesi, aktif hale getirilmesi kararının da sonuç bildirisinde yer alması bizim için oldukça sevindiricidir."

Ortadoğu barışı

Temas grubunun toplantısında batı başkentlerinin İslam ülkelerindeki bakanlardan oluşturulacak heyetlerle dolaşılarak Filistin meselesinin, Kudüs'teki hak ihlallerinin, yeni yerleşimcilerin ortaya koyduğu hukuksuz durumun anlatılmasına yönelik de teklifte bulunduklarını anımsatan Kurtulmuş, bunun da zirvenin sonuç bildirisine girdiğine dikkati çekti.

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bizim dünyaya şunu anlatmamız lazım, bugün eğer dünya barışı fevkalade ciddi tehdit, tehlikeler altındaysa bunun en temel nedenlerinden birisi Ortadoğu barışının sağlanmamış olmasıdır. Ortadoğu barışının sağlanmamasının temel nedenlerinden birisi ise Filistin'de bir barışın sağlanmamasıdır. Dolayısıyla Filistin barışının sağlanması aslında bugün çok büyük, devasa küresel sorunlar olarak gördüğümüz birçok sorunun çözümünün de kapısını aralayacaktır. Örneğin terörizmle küresel anlamda mücadele mi etmek istiyoruz, bunu Batılı ülkeler için de söylüyorum, o zaman buyrun terörizmle mücadele etmenin önemli enstrümanlarından, araçlarından birisi Filistin'de insan hak ve onuruna yaraşır bir barışın sağlanmasıdır. Filistinlilerin de o topraklarda binlerce senedir yaşayan, o toprakların asli unsuru olarak orada söz haklarının, insanca yaşama haklarının, varlığının temin edilmesidir. Bu temin edilmediği müddetçe Ortadoğu barışı olmayacak. Ortadoğu barışı olmadığı sürece de dünya terör ve benzeri tehditlerden kurtulamayacaktır."

İran Dışişleri Bakanı Zarif ile görüşmesi

Kurtulmuş, zirve kapsamında İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile yaptığı görüşmede, Suriye'deki durumun geldiği son noktayı tekrar konuştuklarını belirtti.

"Bakış açılarımızda belli farklılıklar olsa da İran ve Türkiye bu bölgenin iki önemli ülkesi olarak hem bölgesel sorunların çözülmesinde hem de özelde Suriye sorununun çözülmesinde, birbirlerinin siyasi farklılıklar saklı kalmak şartıyla, çözüm noktasında birbirlerine yakın duruşlara, noktalara doğru gelmek durumundadır" diyen Kurtulmuş, muhtemel Suriye barışındaki temel noktaların ne olması gerektiğini bir kere daha Zarif ile paylaştıklarına işaret etti.

Yeni anayasa çalışmaları

İç siyasette anayasa görüşmelerinin kilitlendiği belirtilerek, bundan sonraki takvime ve yönteme ilişkin soru üzerine Kurtulmuş, Türkiye'nin yeni bir anayasa ihtiyacının yeni olmadığına dikkati çekti. Türkiye'deki seçimlerin önemli gündem maddelerinden birinin anayasa değişikliği olduğunu ifade eden Kurtulmuş, her dönem çeşitli çevrelerden yeni anayasa çağrılarının yapıldığını anımsattı. 

Bunun "olsa da olur olmasa da olur" bir konu olarak değerlendirilemeyeceğini vurgulayan Kurtulmuş, "Türkiye'nin bundan sonraki istikametinin düzgün bir şekilde devam edebilmesi için olmazsa olmaz bir şarttır" dedi.