Gökhan Kaya ANKARA - Güneydoğu’da hızla sürdürülen operasyonlarda büyük kan kaybeden terör örgütü PKK, hadiseleri üniversite kampüslerine taşıyarak farklı bir sosyal zemin meydana getirme çabasında. Kanlı örgütün bu kaos planına ise akademisyenler ve öğrenciler tepkili. Nevruz kutlaması bahanesiyle gerginliklerin çıktığı ve iki öğrencinin bıçaklandığı Hacettepe Üniversitesi’nde yaşananlara ilişkin akademisyenler ve öğrenciler gazetemize önemli açıklamalarda bulundu. Üniversite mensupları yaşanılan gerginliklerin Türkiye’ye yönelik tezgahlanan planların bir parçası olduğu kanaatinde.

HEDEF TÜRKİYE
Bu hadiselere basit bir öğrenci olayı olarak bakmanın yanlış olduğunu söyleyen Akademisyenler Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Şükrü Koç, “Uluslararası güç merkezleri Türkiye’nin iyiye gidişini engellemek hatta geriye gidişini sağlamak için çaba sarf ediyorlar. Burada milliyetçilik duygusu azdırılmış Kürt gençlerini kullanıyorlar. Bu tür olayları 70’lerde bir kere daha yaşadık. Sol-sağ denilen solun öncüleri bu tür öğrencilerdi. Beka vadisinde yetiştirilmiş elemanlardı. Sağ-sol diye takdim ediliyordu. Zaman bunu gösterdi. Bu olayları karşıt görüşlü öğrenciler arasında yaşanan bir çatışma olarak nitelendirmek doğru değil. PKK’nın tetikçi olarak kullandığı, ileriyi göremeyen gençleri kullanıyorlar. Öte yandan bazı üniversitelerde öğrenci olaylarının daha sık, bazılarında ise hiç yaşanmaması ilginç bir durum. Bu tür olayları destekleyen, azdıran, koruyan öğretim üyeleri bulunmakta. Bu olaylara çok ciddi bakmak lazım. Bazı öğrenciler derslere bile giremiyor” dedi.

AF KAPSAMI DEĞİŞSİN
PKK’nın Kandil ve şehirdeki çözülmelerinin ardından eleman devşirebileceği tek yerin üniversiteler olduğunu kaydeden Öğretim Elemanları Sendikası (ÖGESEN) Başkanı Vahdet Özkoçak da şöyle konuştu: “Devletin varlığını hedef alan PKK ve DHKP-C gibi örgütler Türkiye’nin hemen hemen her yerinde etkinler. Hacettepe’de yaşanan olaylar karşıt görüşlü öğrenciler diye sunuluyor. Biz teröristi karşıt görüşlü ya da aydın kesimi olarak gösterirsek bunlarla mücadele edemeyiz. Terör olaylarına karışmış bir öğrenci varsa af kapsamıyla gelemez. Af kanununun çerçevesinin değiştirilmesi gerekiyor. Devlet ve üniversite sosyal medyadaki bütün hesaplar takip altına alınmalı. Zira bu olaylar sosyal medya hesabı üzerinden organize olunuyor. Ayrıca terör olaylarına karışmış fakat af kanunu ile tekrar üniversiteye dönenler takip edilmeli. Üniversitenin emniyet görevlileri teröre karşı iyi bir şekilde eğitilmeli ve okullara sivil polisler yerleştirilmeli.” 
 
Eğitim-Bir-Sen Genel Başkan Vekili Latif Selvi de şunları söyledi: “Doğu’da hendek siyasetiyle şiddetten beslenen siyasi partinin uzantısı öğrenciler, bulundukları kampüslerde şiddet olayları göstermektedir. Öğrencilikle alakası olmayan terör uzantısı kişilerin öğrencilikle ilişkileri kesilmelidir. Okullar terör örgütlerinin yuvası olamaz.  Öğrenciler de burada sağduyuyu elden bırakmamalıdır. Gençler üzerinden oyunlar oynayarak ülkede kaos ortamı oluşturulmak isteniyor. Bu oyunlara gençlerimiz gelmemelidir.”

Öğrenciler endişeli, 'Can güvenliğimiz tehlike altında'
Üniversitedeki gerginlikler yüzünden rahatça ders işleyemediklerini söyleyen öğrenciler, can emniyetleri için de korku taşıyor. Hadiselerin meydana geldiği üniversitelerde eğitim gören öğrenciler yaşanılanlar hakkında oldukça endişeli. Onlar da akademisyenler gibi bunun bir ‘kaşıt görüş’ kavgası olmadığı düşüncesinde. Hadise günü Hacettepe Üniversitesi’nde bulunan hukuk fakültesi öğrencisi Mehmet Furkan Taşkıran, şahit olduklarını şöyle anlattı: “Olaylar olduğunda okuldaydım. Olayı çıkaranlara karşıt görüşlü öğrencilerdi demek doğru değil. Bizim üniversitemizde solcu öğrenciler daha fazla. Bunlar hükümet düşmanlığının verdiği bir durumla teröristlerin yanında yer alıyor, etkin oluyorlar. Dağ kadrosundan gelenler var mıdır bilmiyorum fakat örgütün gençlik yapılanmasında oldukları aşikar. Rektörlüğün soruşturma başlatması gerekiyor. Arkadaşlarımızın can güvenliği yok. Bizler okulumuzda şiddet istemiyoruz fakat karşı taraf milliyetçi arkadaşlarımıza durduk yere saldırdıkları için onlardan aklı selim olmalarını bekleyemeyiz.”  

SAYILARI AZ, SESLERİ ÇOK
 Hacettepe Üniversitesi İktisat Fakültesi İkinci sınıf talebesi Ahmet Ünal da, “Sebebi ve çıkaran kim olursa olsun okulumda şiddet olayları görmek istemiyorum. Olayları çıkaranların sayısı 100-150 kişi ama az olmalarına rağmen sesleri çok çıkıyor. Bu öğrencilere dokunulmuyor; gözaltına alınıp geri bırakılıyorlar. Her yıl kanlı olaylar çıkıyor. Bu ne zamana kadar devam edecek? Kimi zaman derslere girmemizi bile engelliyorlar. Ankara Gar’ındaki canlı bomba olayından sonra sınıfları basıp ders yaptırmadılar. Olayları provoke eden öğrenciler bence okuldan atılmalı” dedi. İsminin açıklanması istemeyen  Hacettepe İktisat Fakültesi ikinci sınıf öğrencisi ise şöyle konuştu: “Hayatımda görmediğim, ‘bu da mı öğrenci?’ diyeceğimiz kişileri olaylarda en önde görüyoruz. Okulda öyle tipler var ki öğrenci olmasına ihtimal yok. Bunlar sayıca az olmasına rağmen sesleri çok çıkıyor”

ÜNİVERSİTE YÖNETİMİ SERT ÇIKTI
Yaklaşık 10 öğrencinin yaralandığı olaylarından ardından açıklama yapan Hacettepe Üniversitesi yönetimi ise, “İki grup arasında çıkan ve kampüs geneline yayılmayan durumda, hiçbir akademik personelimizin taraf olmadığı, aksine olayların yatışması için üstün gayret gösterdiği, buna karşılık asılsız şekilde suçlandığı, hedef gösterildiği haberler tamamen gerçek dışıdır” ifadeleriyle kendini savundu. “Üniversitemiz yönetimi, çalışanlarıyla gerek olayların yatıştırılmasında fedakârca rol almış gerekse talihsizce yaralanan öğrencilerimizin tedavisi için ivedilikle gerekenleri yapmıştır” diyen Yönetim, herhangi bir siyasi içerik taşıyan, terörü destekleyen simgenin, afişin hiçbir şekilde asılmasına ve yayılmasına müsaade etmediklerini de bildirdi.