Cumhurbaşkanı Erdoğan, Brooking Enstitüsü'nde düzenlenen panelde konuştu. Erdoğan, Diyarbakır'da yedi polisin şehit edildiği saldırıyı nefretle kınadığını ifade ederek, "Çeşitli kılıflar altında himaye gören terör, maalesef aldığı bu cesaretle ülkemizi, vatandaşlarımızı hedef almayı sürdürüyor. Bizim, buna tahammülümüz kalmamıştır. Bu saldırıların, Avrupalı ülkeler başta olmak üzere tüm dünyanın PKK terör örgütünün ve uzantılarının geçek yüzlerini görmelerine vesile olmasını diliyorum" dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın konuşmasından satırbaşları:

Diyarbakır'daki saldırıyı kınıyorum. Bu saldırılar bizim terörle mücadele azmimizi kesintiye uğratmayacaktır. Terör örgütü, köşeye sıkıştıkça bu tür eylemlerle alçak ve kirli yüzünü de ifşa etmektedir. Milletimizin basireti ve desteğinin yanında, güvenlik güçlerimizin kararlılıklarıyla inşallah terör belasını bu ülkenin önünde bir engel olmaktan çıkaracağız.

"TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI"

Çeşitli kılıflar altında himaye gören terör, maalesef aldığı bu cesaretle ülkemizi,
vatandaşlarımızı hedef almayı sürdürüyor. Bizim, buna tahammülümüz kalmamıştır.
Bu saldırıların, Avrupalı ülkeler başta olmak üzere tüm dünyanın PKK terör
örgütünün ve uzantılarının geçek yüzlerini görmelerine vesile olmasını diliyorum.
Türkiye şu anda dünyanın en eli kanlı terör örgütlerinin ortak hedefi durumunda bulunan bir ülkedir. Buna rağmen demokrasiden, özgürlüklerden, hukuk devletinden taviz vermeden mücadelemizi sürdürüyoruz. Maruz kaldığı yüksek birçok terör tehdidiyle mukayese edildiğinde hak ve özgürlükler bakımından Türkiye'den daha ileri standartta bir ülke yoktur. Bu hakkın, ülkemize ve milletimize teslim edilmesini özellikle bekliyorum.

"SORUMLU SURİYE'DEKİ DİKTATÖR"

ABD ile önemli meselelerde kapsamlı işbirliği içindeyiz. Bazı meselelerde görüş ayrılıkları olabilir. Türkiye'nin çeştili sorunlarının başında terör eylemleri ve sınırımızdaki insani kriz geliyor. Türkiye-ABD ilişkileri sıkıntılı diyalog çözebilecek derinliğe sahiptir.
Türkiye olarak Suriyeli sığınmacılar konusunda hassasiyet gösteriyoruz. Avrupa'ya umut yolculuğuna çıkmaya çalışanlar ve hayatını kaybedenler bu krizin sorumlusu değildir. Sorumlu, Suriye'deki diktatördür.

"PKK'NIN DAİŞ'LE MÜCADELESİ YOK"

DAİŞ ve PKK'nın saldırılarında parçalanan bedenler, tüm dünyanın bedenini yaralamalıdır. PKK'nın DAİŞ'le mücadeleye katkı sağladığı propagandasının ne yazık ki karşılık bulduğunu görüyoruz. PKK'nın kendi emelleri dışında DAİŞ'le mücadelesi yoktur, bu yalandır.

"PROJEDEN ADANIN İKİ HALKININ DA YARARLANMASINI İSTERİZ"

İlişkileriniz Rus yönetiminin son yıllardaki politikaları yüzünden zaten yıpranmaya başlanmıştı.
Kıbrıs meselesinde garantör ülke olarak kalıcı çözümden yana kararlılığımız sürüyor. Kıbrıs Türk tarafı çözümden yana iradesini ortaya koymuştur. Rum tarafı buna samimi karşılık verirse çözüme ulaşmak mümkün olabilecektir. Kıbrıs'ın tamamının su ihtiyacını karşılayacak projeden adanın her iki halkının da yararlanabilmesini arzu ederiz.

"İSRAİL İLE YAPILACAK GÖRÜŞMELERDE NETİCE SAĞLAMAYI UMUYORUZ"

İsrail'in işgali ve saldırıları altındaki Filistinl, kardeşlerimizin acılarına hiçbir zaman kayıtsız kalamayız. DAİŞ'in İstanbul'daki saldırısı sonrası İsrail Cumhurbaşkanı ile telefonda görüştük. Gazze ambargosunun kaldırılması önemli. İsrail ile Nisan ortasında yapılacak görüşmeler sonucunda olumlu bir netice sağlayabilmeyi umuyoruz.

"TERÖRÜN HEDEFİ OLMAYAN ÜLKE KALMADI"

Terör, düzensiz göç, ırkçılık, yabancı düşmanlığı gibi tehlikelere karşı her ülkenin çözüm araması gerekir. Terörizmle mücadelede uluslararası ve müşterek çabalar gerekir. Terörün hedefi olmayan ülke neredeyse kalmadı. Teröre karşı temel prensiplerde anlaşmalıyız. En başta ayırım gözetmeksizin tüm terör örgütleriyle aynı kararlılıkla mücadele edilmeli.

"PYD VE YPG'NİN İYİ ÖRGÜT OLDUĞUNU KABUL EDEMEYİZ"

DAİŞ'e karşı mücadele ettiği söylenerek PYD ve YPG'nin iyi örgüt olduğunun söylenmesini kabul etmemiz mümkün değildir.

"İŞADAMIMIZI ÖLDÜREN TERÖRİST BRÜKSEL'DE DOLAŞIYOR"

Belçika'ya bildirdiğimiz canlı bomba serbest bırakıldı. Bizde işadamını öldüren terörist, Brüksel'de rahatça dolaşabiliyor. İslam dinini terörizmle ilişkilendirmek gibi bir eğilimle karşı karşıyayız. Batı da İslamofobi'yi insanlık suçu kabul etmeli, semavi bir dinin terörizmle bağdaştırılmasını kabul edemeyiz.

KONUŞMANIN ARDINDAN SORU-CEVAP KISMINA GEÇİLDİ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmanın ardından soruları yanıtladı.

"TUTUKLU 52 KİŞİ GAZETECİ DEĞİL, CEZASI KESİNLEŞMİŞ MAHKUM"

"İyi ki hazırlıklı geldim. Şimdi bize tabii sürekli olarak yurtdışından zaman zaman böyle gerçekten bizlerin bu konudaki hassasiyetlerini bildiği halde gelip kendilerine bütün dosyaları önüne koymamıza rağmen ülkemizdeki iktidarlara düşman görüntü içerisinde olanların vermiş olduğu bilgilerle hareket edenler var. Tutuklu gazetecilerle ilgili burada Adalet Bakanlığımızın bilgilerini içeren dosyayı vereyim. Ben özetini vereyim, tutuklu gazeteci olduğu iddia edilen 52 isim, başta terör suçları olmak üzere birçok suçtan temyiz aşamları da tamamlanmak suretiyle cezası kesinleşen isimlerdir. Bunlar mahkumdur. 4 isim ise cezası yerel mahkemeler tarafından verilen, temyiz süreci devam edilen isimledir. Tutuklu gazeteci olduğu iddia edilen sadece 7 isim vardır. Sadece 2'sinin sarı basın kartı vardır. Bunlar da bizi aldatmasın. 7 isimden 4'ü PKK terör örgütüne üye olmak, 3'ü ise FETÖ terör örgütüne üye olmaktan yargılanmaya devam ediyor.

"İÇERİ GİRERKEN BAĞIRAN ÇAĞIRANLARI GÖRDÜM"

FETÖ nedir açıklayayım. O da milli güvenlik strateji belgesiyle illegal faaliyetler gösteren bir örgüt. Bunun bir diğer yanıtı, cezaevlerinde anayasa ile teminat altına alınan basın hürriyeti altına hükümlü hiçbir gazeteci yoktur. Bunlar buralarda farklı şekilde ifade ediliyor. İçeri girerken bağıran çağıranları gördüm. Bu işi bildikleri için bağırıp çağırmıyorlar. Türkiye ilk defa yapılmış bir cumhurbaşkanlığı seçiminde, yüzde 52 ile Cumhurbaşkanı seçilmiş olan Erdoğan'a karşı burada illegal bir görüntü sergiliyorlar. Şu anda yüzde 52 desteğe sahip olan Erdoğan diğer adaylardan bir tanesi ki en yakın olan yüzde 35 almıştır, arada 17 puan var, 14 partinin desteği olmasına rağmen almıştır."

"HAKARET BAŞKA ELEŞTİRİ BAŞKA"

Sizi eleştiren gazetecilerle sorun yaşıyor musunuz?

Bu ifadeyi seçerek kullandığınıza inanıyorum. Eleştiri noktasında hiçbir sıkıntımız yok ama hakaret noktasında sıkıntımız var. Eleştirene teşekkür ederim ama hakaret edene de hemen avukatlarım mutlaka yargıya giderler. Hakaret başka bir şey, eleştiri başka. Hakareti insani bulmuyorum fakat eleştiriyi insani buluyorum. Keşke eleştirilerle yaklaşılsa ama öyle hakaretler yapılmıştır ki, aileme, çocuklarıma, tepeden tırnağa, ilgili ilgisiz, çok korkunç yaklaşımlar. Hırsızlıktan tutunuz, bütün ülkenin varlıklarını çalıp çırpmaya varıncaya kadar ileri gittiler. Bu ülkede yargı var. Varsa belge yargıya götür. Götür yargıya, gereğini yap. Hele hele FETÖ'cülerin egemen olduğu dönemde çok daha rahat yapabilirlerdi. Nitekim yaptılar. Milli İstihbarat Müsteşarım üzerinden bizi vurmaya kalktılar. Halkım kalktı beni yüzde 52'yle Cumhurbaşkanı yaptı.

"İRAN İLE SURİYE KONUSUNDA SAĞLIKLI HAREKET EDEMEDİK"

Brookings'de konuşmanızda birkaç farklı konuya değindiniz ama İran'ın adı geçmedi.

Sayın Ruhani'nin ilk dönemlerinde yükseliş söz konusuydu. Şimdi bir düşüş söz konusu. İran, özellikle Irak ve Suriye konusunda sağlıklı hareket edemediğimiz bir strateji izledi. Temenni ederdik ki, bu olumlu yaklaşım Suriye'de olsun, Irak'ta olsun, barışa birlikte katkı sağlayalım.

"KAPILARIMIZI AÇTIK, KONUK ETTİK"

Suriye krizi...

Biz de anlamakta zorlanıyoruz. İnsani, vicdani noktadan yaklaşacak. AB ülkelerin tamamına yakını ekonomik olarak güçlü ülkeler. Biz bunları sorun yapmadık. 2 milyon 700 bin Suriyeliyi, varil bombalarından kaçıyorlardı... Kapılarımızı açtık ve konuk ettik. İnsan Hakları Evrensel Beyannemesi nerede diye soruyorum, pek bakmadıklarını görüyorum. Çok daha farklı bir sorumluluk, mesuliyet alırlardı. Buradaki paylaşımı beraber yapar ve önemli adımlar atardık. Suriye'nin kuzeyinde, bunu değerli dostlarımız hep açıkladım. Suriye'de güvenli bir bölge yapalım. Biz müteahhitlikte iyiyiz. Biz burada şehir kuralım. Arındırılmış bir bölge olsun. Bir şey daha var, uçuşa yasak bölge ilan ederek güvenliği sağlamamız lazım. Batılı dostlara söyledik ama beklediğimiz cevabı alamadık, beklemedeyiz.

"BM BU İŞİ YAPABİLİR"

Bu insanları nasıl koruyacaksınız? Kara birliği mi konuşlandırmak gerekir?

Dünyanın değişik yerlerinde bu koruma tedbirleri alınıyor. Kıbrıs'ta yeşil hat. Meksika Amerika arasında güvenlik güçleri vardı. Orada da bu şekilde bir güvenlik hattı devreye girmek suretiyle. BM bu işi yapabilir. Hatta daha ileri gitmek suretiyle NATO da devreye girer. Burada yaşayan insanların güvenliğini sağlamak görevdir. Gereği o. NATO'nun bütün mensupları orada olmalı.