Cumhurbaşkanı Erdoüğan, İstanbul'da sağlık tesislerinin açılışın açıklamalar yaptı.

İşte Erdoğan'ın konuşmasından satır başları;

Bu sağlık tesislerinin tamamı İstanbul'un depreme hazırlık projelerinin kapsamında inşa edildi. Bir yandan depreme dayanıksız hastane binalarını yıkıyor diğer taraftan hem kapasite genişliği olan, dünya çapında olan sağlık tesisleri kazandırıyoruz. Her zaman söylüyorum, devlet-i aliye Osmaniye'yenin önemli padişlahlarından birisi Kanuni ne diyor "Halk içinde nesne yok sıhhat gibi/Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi" Yeter ki, sağlıklı bir nefes olmasın devlet. Onun için de bu eserlerin yapımına çok büyük önem veriyoruz. İstanbullular'ın ve tüm milletimizin hizmetine sunulmasında katkısı olan emeği olan hükümetimizin Başbakanına, bakanlarına teşekkür ediyor doktorlarımıza, yardımcı sağlık personelimize başarılar diliyorum. Bu hastanede derdine derman arayan vatandaşlarımıza Rabbimden şifa diliyorum.

BAYANLARA HAKARET ETMEKLE PRİM YAPNIYOR SİYASET...

Önceliklerimizde eğitim, sağlık, adalet ve emniyet diyerek yola çıktık. Ulaşım dedik, enerji, tarım, gıda dedik. Bu alanlarda büyük adımlar attık. En çok başarılı olduğumuz, vatandaşımızı en çok memnun ettiğimiz hizmetlerin başında sağlık ve eğitimin geldiğini görüyoruz. Şu anda ana muhalefetin başında olan zatın Sosyal Sigortalar'ın başında olduğu dönemi lütfen bir araştırın. Hastanelerimizin durumu neydi bir öğrenin. Böyle bayanlara hakaret etmekle prim yapmıyor siyaset. Hizmetle yapıyor. Acilde can çekişen insanları çok iyi biliriz. Tuvalet kan revan içindeydi. Biz seni çok iyi tanırız, cemaziyelevvelirin çok iyi biliriz. Hastalara senet imzalatılır, senet ödenmezse o kişi hastanede rehin tutulurdu. Ölü bile eğer parası ödenmezse morgda rehin tutulurdu. Bu ülke o dönemleri gördü. Öyle herkes istediği hastaneye gidemezdi.

HASTANEYİ BULSA DOKTORU, DOKTORU BULSA İLACI BULAMAZDIK

İşçinin, memurun, kurumların, meslek kuruluşlarının ayrı hastaneleri vardı ama hiçbirinde adamakıllı hizmet yoktur. Öyle aile hekimliği görülmüş duyulmuş şeyler değildi. Hastanelere gitmek ayrı bir dert doktor bulup, muayene olmak ayrı bir sıkıntı. Oldun diyelim tetkiki ayrı bir macera ilaçları alabilmek çok daha büyük sorun. Rahmetli Nida Tüfekçi ne diyor biliyor musunuz: Hastane önünde incir ağacı, doktor bulamadı bana ilacı, baş tabip geliyor yürekten acı, ellerin yeri bana dert oldu.... Doktorlar ilacı bulsa bile o ilacı alamadığı yaşadığı Türkiye. Bizim acıyla hatırladığımız hastane maceralarımız muhakkak vardı, benim var.

EN BÜYÜK HAYALİM NEYDİ BİLİYOR MUSUNUZ: ŞEHİR HASTANELERİ

Ambulans sayımızı 617'den 5855'e çıkardık. Uçağından helikopterine. Karda kışta dağlara tırmanacaksın, nerede? Şimdi karda çıkabilmek için paletli ambulanslarımız var. Teröre, terör bölgelirine yönelik zırhlı ambulanslarımız var. Her ihtiyaç için ambulanslarımız mevcut. Hastanelerimizi koğuş sisteminden çıkarıp, tek, çift bazı yerlerde üç odalı yerlerimiz var. Ülkemizin dört bir yanında yeni sağlık yatırımları sürüyor. Şimdi hayalim gerçekleşiyor. Neydi o hayalim biliyor musunuz: Şehir hastaneleriydi. Şu anda 18 farklı şehirde 23 katrilyon lira yatırım maliyeti olan şehir hastanelerimizin inşaası süratle devam ediyor. Bu hastanelerde yok yok. Her şehrin merkezinde şehir hastanesi olacak. Dedik ki, ne aldatan olacağız, ne aldanan olacağız. 14 şehir hastanemize en kısa sürede başlayacağız.

ARTIK SAĞLIK HİZMET TALEP EDEN DEĞİL HİZMET VEREN TÜRKİYE

Türkiye yakın coğrafyamız başta olmak üzere dünyanın dört bir yanından gelen hastalara sağlık hizmeti veriyor. Eskiden bizim hastalarımız yurtdışına giderdi, şimdi yurtdışından buraya geliyorlar. Alan el olmaktan çıktık, veren el hale geldik. Sağlık alanında hizmet talep eden durumundan çıktık hizmet veren olduk. Bunların gerisinde emek, alınteri var. Türkiye birilerinin göstermek istediği veya terörle perdelenmeye çalışıldığı gibi krizlerin pençesinde kıvranan bir ülke değildir olmayacaktır. Birçok dünya ülkesi sağlık alanında gerçekleştirdiğimiz reformu soruyor. Bunun için ne diyoruz: Tek millet, tek devlet, tek bayrak ve tek devlet.

PANSİLVANYA'DA NE İŞEN VAR? NİYE KAÇTIN? GELSENE BURAYA.

780 bin kilometre kareyle tek vatan. Bu vatanın üzerinde kimse operasyon düşünmesin. Düşünen bedelini şu anda ödediği gibi öder ve ödemeye devam edecektir. Devlet içinde devlet olmaz. Neymiş; paralel devlet, nereden çıktı bu? Sene 1999 kaç, Pansilvanya'ya git orada bazı tohumlar at. Kendini gizle Pansilvanya'dan 'acaba Türkiye Cumhuriyeti devletini nasıl ele geçiririz?' Niye kaçtın, ne işin var orada, suçsuzsan buraya gel. Birileri koruma altına mı aldı seni? Ne işin var orada gel. Bunlarda imam çoktur. Hepsi de kaçıp gidiyor. Bir kısmı cezaevinde, bir kısmı değişik ülkelerde dolaşıyor. İnlerine girdik, giriyoruz, girmeye de devam edeceğiz. İllegal terör yapılanmalarına bu ülkede müsaade edilmez, edilmeyecektir.

SAĞLIK ÇALIŞANLARINA ŞİDDET KESİNLİKLE MAZUR GÖRÜLEMEZ

Zaman zaman sizlere yanlış yapıldığını duyuyorum. Acil servislerde, polikliniklerde doktorlarımıza, hemşirelerimize, idari personelimize dönük sözlü ve fiili saldırılar asla kabul edilemez. Bunlar insani, vicdani değildir. Bu tür yanlış yollara sapanları özellikle uyarmak istiyorum. Hiçbir gerekçe insanlara sağlık hizmeti vermek için canını dişine takan bu kardeşlere saldırıları mazur gösteremez. Terörle mücadelenin yoğun olarak sürdüğü yerlerde gerçekten çok büyük başarı hikayeleri yazıyorlar. 13 kez roketle silahlı saldırıya uğrayan hastanemiz, oradaki görev yapan personelimiz hizmetlerine hiç ara vermeden devam etmişlerdi. Burası roket yedi demediler, devam ettiler. Sur'daki hastanemiz benzer şartlarda hizmetlerini sürdürdü. Şırnak'ta, Nusaybin'de kahraman sağlıkçılarımıza bir kez daha sevgilerimi, saygılarımı iletiyorum. İstanbul'da, bu kutlu şehirde yaşamak da çalışmak da bir ayrıcalıktı. Sizler bu ayrıcalığı, çok daha ileri taşımış oluyorsunuz. Yeni hastane binalarımızın hayırlı olmasını diliyorum. Buralarda görev yapacak olan personelimize başarılar diliyor, sizlere sevgilerimi saygılarımı sunuyo