YILDIRAY OĞUR

yildiray.ogur@tg.com.tr

Yıllardır heyula olarak bahsedilen derin devlete 1997'de bir ad bulunmuştu sonunda. 28 Şubat olmuş, bu defa ‘derin devlet’ muhafazakârların da ilgi sahasına girmeye başlamıştı...

ürkiye’nin  6 Kasım 1996’daki Susurluk kazasını konuştuğu günlerdi. Bütün eski defterler açılıyor, derin devlet, kontrgerilla kavramları havada uçuşuyordu.
 5 Ocak 1997  günü Aydınlık gazetesinde Dilek Oğuz’un konuştuğu eski denizci subay, yeni araştırmacı-yazar Erol Mütercimler, “Susurluk’a çete demek yetmez” diyerek ilk kez bir örgütün adını açıkladı:
“Bu örgütün adı ne? Bunun adı Ergenekon’dur. Bu örgüt 1960 yılında Kıbrıs’tan Türkiye’ye taşındı… Bunu kim kurdurdu? Batı’da Gladyo adıyla şekillendirilmiş olan grupları kurdurtanlar. Yani CIA-Pentagon.”
 7 Ocak 1997  günü Mütercimler bu kez Show Tv’de Can Dündar ve Celal Kazdağlı’nın hazırladığı 40 dakika programına çıkıp daha fazlasını ve Ergenekon’u kimden duyduğunu da anlattı:
Yıllardır heyula olarak bahsedilen derin devlete bir ad bulunmuştu sonunda. 28 Şubat olmuş. Askerî vesayet tartışılmaya başlanmış, bu kez ‘derin devlet’ muhafazakârların da ilgi sahasına girmeye başlamıştı.
“Ergenekon” adlı bir örgütten bir sonra bahsedecek kişi 2001 Mart’ında bir araba hırsızlığı dosyasından gözaltına alınan Tuncay Güney oldu.
Tuncay Güney, gözaltında olduğu sırada daha sonra Ergenekon soruşturmasından tutuklanacak İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'a Veli Küçük, Çetin Doğan’ın da aralarında olduğu isimlerin içinde olduğu Ergenekon örgütü ve faaliyetleri hakkında ayrıntılı bilgiler anlattı. (resmî ifade değil samimi beyan) 
 30 Nisan 2001’de Taha Kıvanç (Fehmi Koru) Yeni Şafak’taki köşesinde yazdığı Hayaller Gerçek Galiba başlıklı yazıda Ergenekon: Analiz-Yeniden yapılanma, yönetim ve geliştirme projesi adlı daha sonra Ergenekon soruşturmasının temeli olacak bir belgeden bahsetti.
 1 Mayıs 2001’de Taha Kıvanç “Deli saçması sanmayın” başlıklı bir yazı daha yazdı:
“Sanki ben çıkarmışım gibi, dün, bütün gün, 'Bu Ergenekon da nereden çıktı?' sorusuna cevap vermek zorunda kaldım.”
 12 Mayıs 2001'de Aksiyon dergisi Sivil Ergenekon başlıklı bir haber yaparak Ergenekon Analiz belgesini yayınladı.
 14 Haziran 2001'de, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun'un göreve getirildiği gün önüne Ergenekon şeması getirildi. Uzun'un İN kitabından okuyalım: "14 Haziran 2001 günü ikinci kez İstihbarat Dairesi Başkanlığı görevine getirildim. O gün şube müdürü, R.G. odama gelerek bana en üst kısmında 'Ergenekon Örgütü' yazan bir şema gösterdi. Bu şemanın en üstünde örgüt sorumlusu konumunda Orgeneral Çetin Doğan gösterilmişti... Şubesine giderek yanında Tuncay Güney isimli kişinin ifade tutanağını ve bir de bilgi notu getirdi. İfadeyi okudum, ne Çetin Doğan'ın ne de diğerlerinin isimleri yazılıydı... 'Şemayı kim yaptı, neye göre yaptı' diye sordum. 'İstanbul istihbarat gönderdi' dedi... Eğer o gün beni kandırabilselerdi, Ergenekon Operasyonu 2001'de başlayacaktı..."
 3 Temmuz 2002'de Tuncay Güney'in kaydı ve Ergenekon şeması göndereni belli olmayacak şekilde CD'yle MİT Müsteşarlığı'na gönderildi.
 3 Kasım 2002'de  AK Parti tek başına iktidara geldi.
 18 Aralık 2002' de Necip Hablemitoğlu öldürüldü.
 1 Mart 2003,  Meclis Irak'a asker tezkeresine "hayır" dedi.
 4-7 Mart 2003'te Çetin Doğan, 1. Ordu'da gerçek isimlerle irticai kalkışmaya karşı plan seminerini gerçekleştirdi.
 23 Mayıs 2003, Cumhuriyet gazetesi "Genç subaylar tedirgin" manşetiyle çıktı.
 10 Temmuz 2003,   MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun, müsteşarlığa ulaşan CD ve belgelerden yola çıkarak Ergenekon örgütü şema ve kitapçığını Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök'e sundu.
 15/20 Kasım 2003'te İstanbul'da El Kaide, Sinagog, İngiliz Başkonsolosluğu ve HCBC'ye saldırılar düzenledi.
 19 Kasım 2003'te MİT Müsteşarı Atasagun Ergenekon belgeleri ve şemasını Başbakan Tayyip Erdoğan'a verdi. 
 6 Aralık 2003'te kuvvet komutanları Jandarma Sosyal Tesisleri'nde toplanıp, Kıbrıs barış görüşmeleri ve Kur'an Kursu düzenlemeleri nedeniyle hükümete karşı birlikte hareket etme kararı aldı. (Özden Örnek’in Günlükleri)
 3 Mart 2004 , Ankara Ticaret Odası'nda düzenlenen Hilafet'in kaldırılışının yıldönümü toplantısına komutanlar hep birlikte katılıp gövde gösterisi yaptılar.
 24 Nisan 2004'te Annan Planı Referandumu'nda Kıbrıslı Rumlar "hayır" dedi.
 9 Kasım 2005’te Şemdinli’de Umut Kitabevi’ne bomba atttğı iddiasıyla iki astsubay halk tarafından yakalandı. Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt astsubaylar için “Tanırım iyi çocuklardır” dedi.
 2 Şubat 2006'da  Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanı Sabri Uzun TBMM Şemdinli Komisyonu'na ifade verdi ve olaylar için "Hırsız evdeyse kilidin bir anlamı yok" dedi.
 Ocak-Şubat 2006  (İN kitabında Sabri Uzun'un verdiği tarih aralığı) Sabri Uzun'a ikinci kez şube müdürü R.G. gelip "Asker içinde bir örgütlenme var, biz bu örgüt üzerinde çalışmak istiyoruz" dedi.  Uzun "2001'deki örgüt mü" dedi. "Evet" cevabını aldı. Uzun, ikinci kez önüne gelen Ergenekon operasyonu teklifini geri çevirdi.
 8 Şubat 2006, Trabzon'da Katolik Santa Maria Kilisesi Rahibi 59 yaşındaki Andrea Santoro 16 yaşındaki  O.A.  tarafından kilise önünde silahla vurularak öldürüldü.
Şubat 2006'da Ağustos'taki  YAŞ'ta Genelkurmay Başkanı olması beklenen Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt'ın dedesinin Yahudi olduğunu iddia eden  ulusalihanet.com sitesi açıldı.
 18 Şubat 2006:  Ankara'da Sauna Çetesi'ne Küre Operasyonu düzenlendi. Polise göre aralarında eski polis, asker ve kamu görevlilerinin olduğu çete darbe ortamı için hazırlık yapmaktaydı. 
 7 Mart 2006  Ferhat Sarıkaya'nın Şemdinli İddianamesi kabul edildi. Büyükanıt’ı suçlayan Sarıkaya, meslekten atıldı.
 1 Mayıs 2006'da Trabzon Emniyet Müdürü Ramazan Akyürek Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı'na getirildi.
 5-10-11 Mayıs 2006 günleri  Şişli'deki Cumhuriyet gazetesi binasına üç kez bomba atıldı. Failler yakalanamadı.
 17 Mayıs 2006'da Danıştay Baskını oldu. Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin, avukat Alparslan Arslan tarafından vurularak öldürüldü. Arslan'ın Cumhuriyet gazetesine bomba atılmasının da arkasında olduğu tespit edildi.
 19  Mayıs 2006'da Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül, 19 Mayıs törenleri sırasında Başbakan Erdoğan, Meclis Başkanı Arınç'ın da katıldığı bir kahvaltıda Danıştay Saldırısı'nın arkasında "Albay Muzaffer" diye tanınan Muzaffer Tekin olduğunu söyledi. (Ertesi günkü gazetelerden)
 20 Mayıs 2006'da Muzaffer Tekin, bıçakla intihara teşebbüs etmiş olarak bırakıldığı Acıbadem Hastanesi'nde polis tarafından gözaltına alındı.
 24 Mayıs 2006'da Ergenekon bir kere daha geri döndü. Hürriyet’te çıkan Toygun Attilla imzalı habere polis Danıştay cinayetinin arkasında Ergenekon Yapılanması’nı araştırıyordu.
 26 Mayıs 2006  günü Sabah gazetesinin sürmanşetinde Ankara temsilcisi Aslı Aydıntaşbaş imzalı bir haber vardı: “Ergenekon Anayasası”.
 27 Mayıs 2006'da Muzaffer Tekin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.
 31 Mayıs 2006'da  Ankara Eryaman'da bir eve düzenlenen operasyonda  Atabeyler  adı verilen bir çetenin arşivi ele geçirildi. 
 Mayıs-Haziran 2006 - Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi içinde ulusalcılık faaliyetlerini izlemek üzere bir C-5 şubesi kuruldu. Hrant Dink iddianamesindeki ifadelere göre Ramazan Akyürek, şubenin Ali Fuat Yılmazer'in teklifiyle kurulduğunu söyledi. Aynı iddianameye C5 şubesi 2012'ye kadar resmî bir statüsü olmadan çalıştı.)
 1 Ağustos 2006’da Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt Genelkurmay Başkanlığı'na getirildi.
 23 Kasım 2006'da Erhan Tuncel'in Emniyet'in "yardımcı istihbarat elemanı" görevine son verildi.
 13 Ocak 2007 - İstanbul Emniyet İstihbarat Şube Müdürü, Ankara’ya çağrıldı. Coşkun Çakar, Recep Güven ve Ramazan Akyürek tarafından görevi bırakması istendi.
 19 Ocak 2007  Hrant Dink öldürüldü.
 5 Şubat 2007'de Mülkiye müfettişlerinin raporu doğrultusunda İstanbul İstihbarat Şube Müdürü Ahmet İlhan Güler açığa alındı.
Şubat 2007 - Hrant Dink cinayetinden 10 gün sonra Emniyet Başbakan'ın önüne yeniden Ergenekon şemalarını koydu Şemalardan biri Hrant Dink cinayetini Ergenekon'a bağlıyordu. Diğeri ise Ergenekon örgütünün şemasıydı. Şemada 1'inci, 2'nci Ergenekon dalgalarında tutuklanacak isimler birbiriyle irtibat içinde gösterilmişti.
 23 Mart 2007 - Ali Fuat Yılmazer, İstanbul Emniyet İstihbarat'ın başına getirildi.
 29 Mart 2007 - 13 Mart günü bir kısmı  Denizciler.com  sitesinde yayınlanan Özden Örnek'in darbe günlükleri Nokta Dergisi'nde yayınlandı.  2003-2004'teki Ayışığı, Sarıkız darbe planları ortaya çıktı.
 14 Nisan 2007 - Cumhurbaşkanlığı seçimi yaklaştıkça ülke ısındı. Tandoğan'da Cumhuriyet Mitingi yapıldı. Ordu-hükümet ilişkileri yeniden gerildi.
 18 Nisan 2007 - Malatya'da Zirve Yayınevi basıldı, üç misyoner boğazı kesilerek öldürüldü.
 27 Nisan 2007 - Genelkurmay sitesinde e-muhtıra yayınlandı.  Anayasa Mahkemesi 367 kararını verdi. AKP 22 Temmuz'da erken seçimle bu kararı karşıladı.
 9 Mayıs 2007-  ABD, ülkeye girerken FBI tarafından sorgulanan, çıkışında bilgisayarındaki belgelere el konan Kozanlı Ömer lakaplı Ömer Hilmi Özdil'in ABD vizesini iptal etti.
 12 Haziran 2007'de Ümraniye'de bir gecekonduda 27 el bombası bulundu. 
 Haziran 2007 - Çırağan Sarayı'nda bir grup gazeteciyle bir araya gelen Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, "Ümraniye'de bulunan bombalara dikkat edin. Bunun arkası gelecek" dedi... 
 27 Haziran 2007'de emekli binbaşı Fikret Emek'in evinde bombalar ve silahlar bulundu.
 22 Temmuz 2007'de AK Parti yüzde 47'yle tek başına iktidar oldu.
 27 Temmuz 2007'de  Ergün Poyraz, Oktay Yıldırım, Ümit Oğuztan, Bekir Öztürk, Zekeriya Öztürk, Sedat Peker, Taner Ünal, Fuat Turgut, Hüseyin Görüm, Fikret Emek gözaltına alındı.
 22 Ocak 2008 - Ergenekon operasyonun birinci dalgasında Veli Küçük, 301 davalarının baş aktörü Avukat Kemal Kerinçsiz, Yasin Hayal'in avukatı Fuat Turgut, gazeteci Güler Kömürcü, Türk Ortodoks Patrikhanesi yöneticisi Sevgi Erenerol, emekli Albay Fikri Karadağ ile Susurluk sanıklarından Sami Hoştan, Drej Ali'nin olduğu 33 kişi gözaltına alındı...
Kronoloji böyle. Ergenekon soruşturmasını ortaya çıkaran eski Türkiye’yi hatırlamış olduk. Tabii soruşturmanın başlamasına -şimdi herkes inkâr etse de- her kesimden gelen katkıları ve desteği de. Yarın da bu kronoloji bize ne diyor ona bakalım. 

İŞTE O KAMYON

Bir döneme adını veren ve birçok karanlık ilişkiyi ortaya çıkaran Susurluk kazasının sembolü olan bu kamyon hurda olarak satılmıştı. Milletvekili Sedat Edip Bucak, emniyetçi Hüseyin Kocadağ, Mehmet Özbay sahte kimlikli Abdullah Çatlı ile Gonca Us bu kamyona çarpan lüks araçta bulunuyordu. Kazadan sağ çıkan tek isim Bucak olmuştu.