Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, üretim sürecinde makineyle insanı aynı değerde gören anlayışı asla kabul etmediğini belirterek, “Ücret ve sosyal hakları kısıtlamak, işçiyi iş kazaları ve meslek hastalıklarından koruyacak tedbirleri almamak, kazanç olmaz. O kazanç bizim değerlerimizde haramdır. Bu kazanmak değil çalmaktır, gasptır” dedi. Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası 8. İş Sağlığı ve Güvenliği Konferansı’nda konuşan Erdoğan, sözlerine Anneler Günü’ne temas ederek başladı. Erdoğan, “Biz onları ayaklarının altı öpülesi anneler olarak bildik. Anne farklı bir varlık. Bizler onların eseriyiz ve onlar bizler için çok çileler çektiler” dedi. Soma faciasında yitirilen 301 şehitle birlikte iş kazalarında hayatlarını kaybeden tüm işçilere rahmet, ailelerine ve yakınlarına baş sağlığı dileyen Erdoğan, “Az önce İbrahim Sadri kardeşimin o dokunaklı (Hoşça kal anne) şiiri, bizleri özellikle annesi olmayanları, çok daha farklı yerlere taşıyordu. Bir günün anneler günü olmasını, sadece bir prosedürün yerine gelmesi olarak düşünüyorum. Bizim için her an, her gün anneler günüdür. Anneleri ellerinden öpüyorum. Rızkının peşinde koşan, dokunuşlarıyla dünyamızı daha yaşanabilir bir yer haline getiren emekçi kadınlarımızı bir kez daha selamlıyorum. Başta sevgili annem olmak üzere, ebedi aleme irtihal etmiş Hakk’ın rahmetine kavuşmuş tüm anneleri hayırla yad ediyorum” diye konuştu. 

EMEKÇİLERİ İSTİSMAR EDİYORLAR

Son 13 yılda istihdamın arttığını ve işsizliği önleyecek çalışmaların sürdüğünü ifade eden Erdoğan, “İnsana makine, ham madde, sermaye gibi salt üretim aracı olarak bakamayız. Bizim anlayışımızda insan ‘homoekonomikus’ değildir. İş kazalarının azaltılması, can kayıplarının ve emek sömürüsünün önüne geçilmesi için öncelikle bu konuda kendimizi düzeltmeli, insanı merkeze alan bir anlayışı, iş hayatına hâkim kılmalıyız. Sadece hükümet veya iş verenlerin alacağı tedbirlerle bu sorunun üstesinden gelinmesi mümkün değil. İşçilerimizin hassasiyet göstermesi, bu konuda dikkatli olması gerekir” diye konuştu. İş güvenliği konusunda tüm ayrışmaların bir tarafa bırakılarak ortak hareket edilmesi gerektiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti: 

“Ülkemizdeki elim kazaları dahi istismar etmekten, bu hadiseleri kendi çıkarları için kullanmaktan imtina etmeyen bir kesim var. İnsanların acılarını kanatmaktan çekinmeyenler, işçi bayramlarını da yakmanın, yıkmanın, sokakları terörize etmenin bir aracı haline getirmenin çabası içinde oldular. Emekçi kardeşlerimizin fedakarlıklarının, alın terlerinin sembolü olan, bu anlamlı günü terör propagandası yapmak, canlı bombaları kahramanlaştırmak için bir fırsat olarak görenler var. İşçilerin hak ve hukukunu savunması gereken örgütlerden bazıları da bu noktada hep sorumsuz bir tavır sergilediler. Emekçileri kendilerine kalkan yaparak, polise, kamu mallarına, dükkanlara saldırmanın işçi haklarıyla alakası olabilir mi? Terör örgütü flamalarıyla yollara dökülmenin, işçi bayramıyla ne ilgisi olabilir? Bu tavır her şeyden önce emekçi kardeşlerime yapılmış bir hakarettir.” 

BUNLARDA DİKTATÖRLÜK VAR

Erdoğan, İstanbul’da, Çekmeköy Belediyesi’nin düzenlediği ve Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleştirilen “Adalet ve Merhamet” temalı Uluslararası Kısa Film Yarışması Ödül Töreni’ne de katıldı. Türkiye’nin Suriyeli mültecilere kapılarını ardına kadar açtığına dikkat çeken Erdoğan, “Türkiye gönlünü ve sınırlarını, mazlumlara ve mağdurlara açarken, üç maymunu oynayanlar, konu kendileri olunca ilk iş kapıları kapattılar. İşte bunlarda merhamet yok, adalet yok. Bunlarda diktatörlük var, zulüm var. Biz meseleyi kaynağında çözmeyi, Suriye’de güvenli bölge oluşturarak insanları göç etmeye zorlayan sebepleri ortadan kaldırmayı teklif ettiğimiz halde, meseleyi ısrarla başka yönlere çekmeyi sürdürdüler” dedi.