Daire tarafından Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilen gerekçede, başvuruya yönelik mevzuata yer verildi.

2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 14. maddesinin 6. fıkrasında delegelerin beşte birine, olağanüstü büyük kongre talebinde bulunma hakkı tanındığı belirtilen gerekçede, bu düzenlemenin parti içi iradenin serbestçe tezahürünü ameli olarak teminat altına alınmasını amaçladığı anlatıldı.

Gerekçede, bu nedenle yeter sayıda üyenin yönetim kuruluna karşı açığa vurduğu irade beyanının, hem üyelerin her birini ayrı ayrı, hem de yönetim kurulunu bağlayıcı nitelikte olduğu vurgulandı.

Türk Medeni Kanunu'nda, beşte bir imzaya karşılık olağanüstü toplantı yapılmaması halinde, üyelerden birinin başvurusu üzerine sulh hakimi tarafından üç üyenin genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirileceğine ilişkin düzenleme bulunduğu anlatılan gerekçede, şöyle denildi:

"Hüküm emredici niteliktedir. O halde, siyasi partilerde, kanunda gösterilen yeter sayıdaki üyenin olağanüstü büyük kongre yapılması talebinin, merkez karar ve yönetim organınca yerine getirilmemesi halinde, üyelerden birinin başvurusu üzerine, (Gündeminde seçim bulunsun veya bulunmasın) büyük kongreyi toplantıya çağırmakla üç üyenin görevlendirilmesine ilişkin kararı verecek yargı organının, sulh hukuk mahkemesi olduğu görülmektedir. Bu sebeple, işin Anayasa yargısının görevine girdiği yönündeki savunmaya itibar edilmemiştir."

"Tıkanıklık, delegelerin yasal haklarını kullanmalarıyla giderilebilir"

Siyasi partiye, Siyasi Partiler Kanunu'nun emredici hükümlerine aykırılık halinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi tarafından ihtarda bulunulabileceği ifade edilen gerekçede, şu tespitlere yer verildi:

"Yeter sayıda üyenin, kanun ve tüzük hükümlerine uygun olağanüstü kongre çağrısının, parti yönetimince yerine getirilmemesinin yol açtığı tıkanıklık, ancak delegelerin üyelik sıfatlarından kaynaklanan yasal haklarını kullanmalarıyla giderilebilir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının bir siyasi parti hakkında 104. maddeye dayanarak Anayasa Mahkemesine resen ihtar başvurusunda bulunma görevinin olması, yasanın 121. maddesinin ilk fıkrasında yer alan Medeni Kanun ve Dernekler Kanunu'na yapılan atıf karşısında, siyasi partilerin temel öznesi olan üyelerinin, Siyasi Partiler Kanunu ile Türk Medeni Kanunu'nun kendilerine tanıdığı hakka dayanarak, genel mahkemelerden hukuki himaye isteğinde bulunmalarına engel değildir. Aksinin kabulü, siyasi partilerin faaliyetlerinin demokrasi ilkelerine uygunluğunu arayan Anayasa ilkesiyle bağdaşmayacağı gibi Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama hürriyetinin de ihlali anlamına gelir. Bu bakımdan ihtar yolunun var olması yeter sayıda delegenin olağanüstü büyük kongre talebinin parti yönetimince yerine getirilmemesi halinde, çağrıda bulunan üyelerin mahkemeden, Türk Medeni Kanunu'nun 75/2. maddesi gereğince olağanüstü kongreyi toplantıya çağırmak üzere üç üye görevlendirilmesi talebinde bulunmalarına engel teşkil etmemektedir."