Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, 65. Hükümet Programı üzerinde TBMM Genel Kurulunda Hükümet adına yaptığı konuşmada, bugünün 27 Mayıs darbesinin yıl dönümü olduğunu anımsattı.

Türkiye siyasi tarihinin bu kara gününü lanetle, ibretle hatırladıklarını ifade eden Kurtulmuş, 27 Mayıs darbesinde milletin emeğini, siyasi iradesini yok sayan, milletin canından çok sevdiği siyasi liderlerini darağacında şehit eden anlayışı, darbeci, baskıcı anlayışı bir kere daha lanetlediklerini belirtti.

"Süper lige çıkmadık"

Başbakan Yardımcısı Kurtulmuş, 65. Hükümeti, "reform, atılım, icraat hükümeti" olarak nitelendirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu Hükümet, geçmiş 14 yıllık süre içinde, AK Parti Hükümetleri tarafından Türkiye'de yapılan değişimleri, öncelikli olarak sistematik hale getirmek, yani bunları dönüşüm süreçleri içinde tamamlayarak, siyasi, ekonomik, toplumsal, hukuki reformları sonlandırmak durumundadır. Bu çerçevede bizler fani insanlar olarak biliyoruz ki her birimiz ülkeyi hangi seviyede yönetirsek yönetelim, hepimiz fani insanlarız. Yapmamız gereken milletin üzerimizde olan hakkını yerine getirmek, bu ülkede demokrasiyi bütün kurum ve kurallarıyla yerleştirmek, millete hizmet yolundaki sistematik değişimleri, reformları kalıcı hale getirerek, siyasi aktörlerden, siyasi figürlerden bağımsız olarak kalıcı kılmaktır. Bu çerçevede 65. Hükümetin öncelikli hedefi bu icraatlarını kalıcı hale getirmek, sistematik olarak dönüşümleri sağlamak ve bunları Türkiye siyasetinin, ekonomisinin geleceğine taşımaktır."

Türkiye'nin nice merhalelerden buraya kadar geldiğini, büyük mesafeler alındığını ancak yapılacak çok işler bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, "Futbol tabiriyle söylemek gerekirse, birinci ligten play off'a çıktık ama henüz süper lige çıkmış vaziyette değiliz. 65. Hükümetin ana görevi, Türkiye'yi, sizlerin de katkısıyla süper lige çıkarmak, yani dünyanın 10 büyük ülkesinden birisi yapmaktır." diye konuştu.

"Türkiye olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getiriyoruz"

Kurtulmuş, AB konusunda da "Biz Türkiye olarak üzerimize düşen sorumlulukları yerine getiriyoruz. Birileri, '3 bin sene sonra Türkiye Avrupa Birliği'ne girer' diyorsa, bu bizim ayıbımız değil, bunu söyleyenlerin ayıbıdır. Türkiye'ye 3 bin yıl sonra Avrupa Birliği'nin kapılarını gösterenlere şu soruyu da sormak hakkımızdır: Acaba 30 sene sonra Avrupa Birliği ne halde olacak? Siz önce Avrupa Birliği'nin 30 sene sonraki halini düzeltmeyi başarın." değerlendirmesinde bulundu.