Ebru Karatosun - Ankara

Ankara Garı ile Suruç patlamasını organize eden ve geçtiğimiz günlerde kendini patlatarak öldüren DAEŞ’in Gaziantep sözde emiri Yunus Durmaz’ın kardeşi Hacı Ali Durmaz, polise verdiği ifadede hem kan donduran itiraflarda bulundu hem de DAEŞ’le  ilgili çarpıcı bilgiler anlattı. Durmaz’ın ifadesine Türkiye ulaştı. 1997 doğumlu olan, 2012 yılında Suriye’ye cihat amaçlı gittiğini ve Marvan (kılıç) kod adını kullandığını söyleyen Durmaz,  “Hadislerde okuduğum kadarıyla Şam’ın faziletli bir yer olduğunu duydum ve orada yaşananlara dayanamadım ve çatışmak amacıyla oraya gittim. Suriye’de yaklaşık bir aylık eğitim aldım” dedi. Eğitim aldıktan sonra yaklaşık 4 ay Rojava bölgesinde nöbet tuttuğunu dile getiren Durmaz, birçok kez Suriye’den Gaziantep’e geçiş yaptığını ve Suriye’de Marvan (kılınç) kod adını kullandığını ifade etti. Gaziantep emniyetinde ifadesi alınan Durmaz’ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

İSMİMİ GÖRÜNCE ABİMLE KAÇTIM

Ankara Garı patlamasından bir gün sonra Gaziantep’e geldim. Ertesi günü abim haber gönderdi. Bizi bulunduğumuz adresten alacağını söyledi. Daha sonra Karataş’ta bir adrese geldik. İlk bulunduğumuz adresten ayrılırken ben kimliğimi bu adreste unuttum. Sonrasında kendi ismimi televizyonlarda Tren Garı patlamasının arananları arasında gördüm. Bu dönem zarfında birkaç adres değiştirdik. İsmimi orda duyunca tutuklanacağımı düşündüm bu nedenle abim Yunus Durmaz’la birlikte kaçtım.

ŞİFRELİ MESAJLAR GELİYORDU

Gittiğimiz adreslerde en son yakalandığım adresin dışında diğerlerinde mühimmat yoktu. Yakalandığımız adrese de mühimmat sonradan geldi. Abim de ne geldiğini bilmiyordu. Telefondan Suriye’deki emirle mesajlaşıyordu. Ben bu şahsın kim olduğunu bilmiyordum. Mesajlar şifreli geliyordu. Daha sonra operasyon yapıldı, abim kendini patlattı ve ben de yakalandım. Yengem ve çocukları babasının yanında kalıyordu. Abim yeleği giyerim ve yanına giderim, kendimi patlatırım, diye yengemi tehdit etti. Bunun üzerine 1-2 ay önce kaldığımız eve geldi. Dışarıdan gıda ihtiyaçlarımızı yengem karşılıyordu. Çünkü onun aranması yoktu ve kendisini kimse tanımıyordu.

SALDIRI SONRASI YELEKLER GELDİ

1 Mayıs 2016 tarihinde Gaziantep Emniyet Müdürlüğü önünde gerçekleştirilen canlı bomba eyleminden birkaç gün sonra canlı bomba yelekleri abime gönderildi. Malzemeler gelince abim de şaşırdı. Malzemelerin hangi eylem için kullanılacaklarını bilmiyorum.

Cihat bölgelerine cihat etmek amacıyla gittim. Yakın noktalarda nöbet tutanlar telsiz aracılığıyla haberleşirler. Örgüte ilk katılım olduğunda savaşçı veya fedai olup olmadığımız sorulur. Ben ilk katıldığımda savaşçı olduğumu söyledim. Fedai olarak katılanlar bir eve kapatılır motive edilir. Eylemin yapılacağı bölgenin emiri o bölgede faaliyet yürüten örgüt mensuplarını toplar ve canlı bomba tarzında bir eylem yapacağını söyler. Fedai olarak katılanlar arasından gönüllülük esasına göre eylemi yapacak kişi belirlenir. DAEŞ terör örgütü sosyal paylaşım sitelerinde yayımladığı videolar sayesinde örgüte katılmak isteyenlerle irtibata geçiyor. Şu an hâkimiyeti altında bulunan bölgelerde çıkardığı petrol ile finansman sağlıyor.

AİLEM ÇATIŞMA BÖLGESİNDE

Abim Ökkeş Durmaz, Cihan Durmaz, kız kardeşim Gamze Durmaz ile annem halen Suriye’deler ve ne iş yaptıklarını bilmiyorum. İklime, Seyfurrahman, Esadullah kod ismini kullanan arkadaşlarım var. Kendilerinin gerçek ismini bilmiyorum. Uçak bombardımanı sonucu hayatını kaybeden tanıdıklarım var ancak şu an isimlerini sayamıyorum.

KAMERANIN YÖNÜNÜ DEĞİŞTİRDİ

Durmaz, patlamada eskortluk yapan Yakup Şahin’in ifadelerini de reddetti. Halil İbrahim Durgun’u tanımadığını söyleyen Durmaz, “Yunus Emre Alagöz’ün ismini televizyonlardan duydum. Abim Yunus Durmaz ile kaldığımız adrese girip çıkarken abim binaya ait güvenlik kameralarının yönünü değiştiriyordu. Bende abimin böyle yapması üzerine bizim kaldığımız evde daha önceden birilerinin kaldığını tahmin ettim. Bu şahısların Ankara eylemini gerçekleştiren şahıslar olduğunu düşünüyorum. Eylem için hazırlığı bu evde mi yapıp yapmadıklarını bilmiyorum” diye konuştu.