Dışişleri Bakanlığı, Alman Meclisi'nin Ermeni iddialarına ilişkin kararı hakkında, "Özgürlüklerin pek çok alanda rahatlıkla kullanılabildiği Almanya’da, 1915 olayları konusunda ise tek sesli ve baskıcı bir ortam vardır. 1915’te ne olduğunu anlamak ve anlatmak yerine, Ermeni anlatısını dikte etmek üzere bu ülkede uzun yıllardır yürütülen çalışmalarla üretilen çok sayıda kitap, belgesel ve film Alman kamuoyunda tek yönlü bir kanaat oluşturma görevini üstlenmiştir." ifadesi kullanıldı. 

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, meşru bir tartışma konusu olduğu Avrupa hukuku içtihadına girmiş 1915 olayları hakkında Alman Federal Parlamentosu’nun bugün aldığı kararın söz konusu kurumun itibarı bakımından utanç verici olduğu vurgulandı.

Tarihi siyasileştiren, geçmişin özgürce konuşulmasını engelleyen, bir tabu haline getirilen Ermeni anlatısını tartışılmaz bir gerçek gibi dayatmaya çalışan, cehalet ve hukuka saygısızlık örneği olan bu kararın altında imzası olanlara, 1915 olaylarına ilişkin anlaşmazlıktan uzlaşıya varılabilmesinin diyalog, duygudaşlık ve adil bir bakış açısıyla mümkün olduğu hatırlatılan açıklamada, "Osmanlı Ermenilerinin acılarını paylaşarak hatıralarını yaşatmaya çalışan, Ermeni kültürel varlıklarına sahip çıkan ve iki komşu halk arasında uzlaşı yollarını açmak için önemli adımlar atan Türkiye’nin Alman Federal Parlamentosu’ndan öğreneceği hiçbir şey yoktur." denildi.

Alman Federal Parlamentosu'nun, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinde yaşananları öğrenmek istemesi halinde, Türkiye'nin 2005 yılından bu yana ısrarla önerdiği özgür, herkese açık ve bilimsel temelde çalışacak Ortak Tarih Komisyonu’nun kurulmasına katkıda bulunabileceği vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Özgürlüklerin pek çok alanda rahatlıkla kullanılabildiği Almanya’da, 1915 olayları konusunda ise tek sesli ve baskıcı bir ortam vardır. 1915’te ne olduğunu anlamak ve anlatmak yerine, Ermeni anlatısını dikte etmek üzere bu ülkede uzun yıllardır yürütülen çalışmalarla üretilen çok sayıda kitap, belgesel ve film Alman kamuoyunda tek yönlü bir kanaat oluşturma görevini üstlenmiştir. Bu politikanın arkasında yatan sebepler arasında, ırkçılığa varan Türk ve İslam karşıtlığı, güncel iç ve dış politik gelişmeler, kibirli ve fırsatçı bazı siyasetçiler ile Almanya’nın Namibya’dan holokosta uzanan insanlığa karşı suçlar ve soykırım sicilinin yaşattığı derin travma sayılabilir. Daha da vahimi Almanya’nın bu girişimi, siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel hayatına önemli katkılar veren Türk ve Türk asıllı Alman vatandaşlarını tarihlerine ve öz kimliklerine yabancılaştırmak ve asimile etmek gayretidir.

Ermeni anlatısını eğitim yoluyla genç nesillere dikte etmeye yönelik girişimler bu yüzden endişe vericidir. Almanya’daki Türk çocuklarının tarih derslerinde başarılı olabilmeleri için inanmadıkları ve doğru olmadığını bildikleri bir anlatıyı savunmalarını beklemek, böyle bir eğitim anlayışı, demokratik bir ülkeyle bağdaşmadığı gibi uyum çalışmalarına da yardımcı olmayacaktır. Bu dayatmaya karşı hukuki yollar da dahil her türlü imkan kullanılarak direnileceği şüphesizdir."

"AİHM'nin hukuken bağlayıcı tespitlerini hatırlatmak isteriz"

Almanya’nın 101 yıl önce yaşanmış tarihi bir konuyu siyasileştirmemesinin, adil ve nesnel olmasının, kendisinin de bir parçası olduğu Avrupa hukukunun gereği olduğunun altının çizildiği açıklamada, "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu konudaki Ermeni anlatısının mutlak gerçek olmadığına ve özgürce tartışılabileceği, Ermeni anlatısını sorgulayan görüşlerin ifade özgürlüğünün mutlak koruması altında bulunduğu, 1915 olayları ile holokost arasında benzerlik kurulamayacağına dair hukuken bağlayıcı tespitlerini bir kez daha hatırlatmak isteriz." ifadeleri kullanıldı.

Alman Federal Parlamentosu’nun, tarihi kendi bildiği gibi yorumlamasının ve ayrıca hukuku hiç dikkate almamasının kaygı verici olduğu belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:

"Bu ön yargılı ve mantık dışı siyasetin ciddi bir öz eleştiriye ihtiyacı olduğu ortadadır. Alman kamuoyunun, Türklerin görüşlerine, hafıza kayıtlarına ve uzlaşı yolundaki samimi çabalarına saygılı olması demokrasinin ve insan haklarının gereğidir. Müttefiklik ilişkisi içinde olduğumuz, Avrupa’nın geleceği için yakın işbirliği yürüttüğümüz Almanya’nın, gerek ikili ilişkilerimizin gerek Türkiye-Avrupa ilişkilerinin geleceği için hayati önemdeki görüş ve hassasiyetlerimizi dikkate almasını bekliyoruz. Bu şartlar altında Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Hüseyin Avni Karslıoğlu istişareler için Türkiye’ye çağrılmıştır."