SÜLEYMAN DOĞAN / gitti, gördü, yazdı...

İstanbul’dan on saatlik yolculuktan sonra ABD Boston havalimanına inerken Atlas Okyanusu adeta bizi selamlıyordu. Yemyeşil bir tabiat ile gök mavisinin bütünleştiği bu harika manzara görenleri büyülüyordu. Amerika başlangıçta işte böyle kendine çekiyordu. Uçaktan şehre inerken ilk intibanız yeşillik ve düzenli şehirleşmenin varlığıydı. 
Doktora öğrencim öğretim görevlisi Aylin Yavaş ve Türkiye’nin çeşitli üniversitelerinden on civarında akademisyenle birlikte Amerika Harvard Üniversitesinde tebliğ sunum yapmak için gittik. Harvard Üniversitesi kampüsünde 23-27 Mayıs 2016 tarihlerinde düzenlenen IJAS (International Journal of Arts and Sciences) 2016'da, "Türkiye'de Azınlık ve Devlet Liselerinde Çokkültürlü Eğitimin İncelenmesi: Çoklu Örnek Olay" başlıklı doktora tezinden iki bildiri sunduk. Konferansta farklı kültürlerden insanlar ile tanışmak, eğitimde farklılık, eşitlik ve çoğulculuk gibi konuları ele almak bakımından son derece faydalı oldu. Konferans, Sosyal Bilimler, İnsan ve Toplum Bilimleri, İktisat ve İşletme, Eğitim ve Öğretim, Bilim ve Teknoloji alanları başta olmak üzere, farklı disiplinden dünyanın çeşitli yerlerinden gelen 500’den fazla akademisyenin katılımıyla gerçekleştirildi. Bildiriler dışında, poster sunumları ve çalışma atölyeleri de düzenlendi. Dünyanın çeşitli yerlerinden gelen akademisyenlerin birbirleriyle tanışma fırsatı da oldu.
ABD gezimde bana yardımcı olan Dr. Emrah İlik ve New York fotoğraflarını büyük bir itina ile çeken aziz arkadaşım Yalova Üniversitesi öğretim üyesi  Doç. Dr. Süleyman Berk’e ve New York’ta hanesini açan Bayburtlu Çetin Güzel’e çok teşekkür ediyorum. 
Özellikle Türk vatandaşları,  kültürel yozlaşmadan korumak için son yıllarda ticari faaliyetleri yanında kültürel faaliyetlere de önem vermektedirler. Açılan camiler yanına mutlaka tesis edilen Kültür Evleri Türklerin buradaki en büyük sığınağı olmaktadır. Artık vatandaşlarımızı Amerika’da işveren olarak görmek de bizler için gurur vericiydi. Her sektörden insan iki ülke ticareti arasında aracı olarak iş hayatında yer almaktadır. Yazılım sektöründen canlı hayvan ticaretine, eğitim sektörüne kadar vatandaşlarımız ön planda yer almaktadır. İlim adamlarımız artık Amerikan Üniversitelerinde isimlerinden bahsettirmektedir.
1992’den beri New York’ta bulunan Çetin Güzel dostumuz, kendine Anadolu esintilerinden güzel bir dünya kurmuş. Şark odası şeklinde düzenlediği misafirhanesinde, hem dostlarını ağırlıyor hem de zaman zaman dostlarıyla sazlı sözlü Anadolu geceleri düzenliyor. Doç. Dr. Süleyman Berk dostumuzla böyle bir geceye biz de şahit olduk. Gerçekten Anadolu türkülerinin tadı gurbette bir başka oluyor!.. Yine Çetin Güzel bey ile Amerika’da yaşayan Türkler üzerine çalışmaların yapılması için Türkiye ve Amerika’da konuyla ilgili çalışacak akademisyen çalışma grubu oluştura konusunda görüş birliğine vardır. 




ERDOĞAN AÇMIŞTI
ABD’NİN EN BÜYÜK İKİ MİNARELİ CAMİSİ

Merkezin projesi Klasik Osmanlı mimarisiyle Mimar Sinan’ın çizgisini yansıtan Washington Camii ve külleyişi görenleri hayran bırakıyor. Maryland’in Lanham şehrinde bulunan merkez, Washington DC’nin merkezine 10 mil uzaklıkta ve NASA Uzay Araştırmaları Merkezi’nin hemen yanında bulunuyor. 60 dönüm üzerinde toplam 26 bin 903 metrekare kapalı alan bulunan projede, 1879 metrekare üzerine yapılan 915 metrekarelik dışı altın varakla kaplı cemaat binası, hamam, sauna, kapalı yüzme havuzu, spor salonu, 1717 metrekarelik misafirhane, sanat atölyeleri, kütüphane, 180 kişilik restoran, 500 araçlık otopark, 10 adet geleneksel Türk evi, açık spor ve piknik alanı, çocuk bahçesi, geleneksel tasarımlı iki çeşme ile değişik çiçek bahçeleri bulunuyor.

Geçen ay Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açtığı Washington Cami ve Külliyesi görenleri hayran bırakıyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açtığı merkezde bulunan 760 kişilik cami, ABD’nin en büyük ve çifte minareli ilk camisi. Camide kapalı alan ve avluyla birlikte aynı anda 3 bin kişi ibadet edebiliyor. Açılışta Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez üç dilde hutbe okudu.  Külliyenin mimari Hilmi Şenalp de insan odaklı diye nitelediği, projenin detaylarını şu sözlerle anlattı: "Külliye; Klâsik Osmanlı mimari üslubunda bir cami, Selçuklu mimari çizgilerini taşıyan bir kültür merkezi, müze, sergi salonları, Türk hamamı, misafirhane, okul, sanat galerisi ve 10 adet geleneksel Türk evinden oluşuyor. Merkez hem temsil açısından hem de toplumun ihtiyaçlarına cevap vermesi açısından önem arz etmekte olup, insan merkezli geleneksel Türk mimarisi ile Amerikan inşaat tecrübesinin birleşmesi sonucu meydana geldi."  
ABD’de bugün 500 bine yakın Türk kökenli vatandaşın yaşadığı düşünülüyor. Osmanlı’dan Amerika’ya ilk yola çıkanlar Rumlardı. ‘Neden Geldim İstanbul’a’ isimli şarkının orijinali olan ‘Neden Geldim Amerika’ya’ 1920’li yıllarda Ahilleas Pulos isimli bir Rum tarafından New York’taki bir Osmanlı kahvehanesinde kaydedilmişti. ABD’de her yıl 15 bin kadar Türk doktora yapıyor. Amerikan üniversitelerinde 750 Türkiye doğumlu akademisyen görev yapıyor. Bunların çoğu mühendislik ve işletme alanlarında çalışıyor. Bugün ABD en az örgütü toplum Türkler denebilir. Bürokraside ve devletin diğer kurumlarında çalışan Türkler oldukça az. Türkler’in çalışma yerlere genelinde ticaret alanları. Türkler daha fazla organize olmalı ve nesillerin muhafazası için Türkiye Cumhuriyeti Devleti okul açmalıdır. Çünkü kültür ve medeniyetin taşıyıcı dildir. Dilin en iyi okunup korunacağı yerler ise okuldur. Büyükelçiliklerde Türk vatandaşlarıyla daha yakından ilgilenilmelidir.  


BİR GARİP ÖLDÜ DİYELER...
Türk mezarları Ermenilerle iç içe

Boston şehri yakınlarındaki Worcester’da bulunan Hope Cemetery mezarlığında 200 civarında Müslüman kabri bulunuyor. Kabristanlık çok geniş bir alanda kurulmuş. Bizdeki ilk Ankara’da kurulan Cebeci Asri mezarlığı düşüncesiyle kurulmuş. 1836 tarihi gösterilen mezarlıkta Katolik, Protestan, Yahudi, Ermeni mezarlıkları var. Ermeni mezarlıkların bulundu yerde ise Osmanlı dönemine ait Osmanlı tebasından gayrimüslim Araplar olduğu gibi Türkiye’den gitmiş Ermeniler ve Müslüman Türkler’in de mezarları var. Mezarlığı ziyaret edip Fatihalar okuduk. Çok geniş bir alana kurulan mezarlıkta Hristiyan ve Yahudi Mezarlığı içinde Müslümanlar çok garip kalmışlar. Âdeta bize gitmeyin bize daha fazla okuyun diye fısıldattıklarını hissettim. Çoğunlukla Ermenilerin olduğu bölüme gömülen Müslümanlar ait 1800’lü yıllara ait mezar bulunmakla beraber genellikle 1918 yılından sonra kayıtlı mezarlar dikkat çekiyor. Mezarların tasnifi için ciddi bir araştırma ve inceleme yapılması kaçınılmaz görünüyor. Çünkü hepsi birbirine karışmış. 
Osmanlıca kitabe, Boston Ermeni toplumuna ait mezarlığın bir köşesinde yer alan Müslüman mezarlığında bulunan kitabede, Latin harfleriyle mezarlığın parselinin Muslim Brotherhood Association'a (Müslüman Kardeşlik Derneği) ait olduğu belirtiliyor. Devamı Osmanlıca olan yazıda, kitabenin dikiliş tarihinin 1918 olduğu ifade ediliyor. Müslüman mezarlığının 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başında Osmanlı Devleti topraklarından göç eden Suriyeli, Lübnanlı, Filistinli, Türk, Boşnak diğer bazı Balkan kökenli Müslümanlara ait olduğu tahmin ediliyor. Bu arada Müslüman mezarlarının bulunduğu bölümde, mezar taşlarından bazılarında Osmanlıca bazılarında İngilizce yazılar bulunduğu görülüyor. Mezar taşları, göçmenlerin kültürel geçiş sürecine işaret eden örnekler de sunuyor. Örneğin, Latin harfleri ile "Charles K. Abraham" olarak yazılmış bir ismin baş tarafında Arapça harflerle "Halil Ebu Asli oğlu" ibaresi yer alıyor.
Üzerindeki ay yıldız işaretinden Müslüman olduğu anlaşılan Mahmud Mahmud isimli şahsın mezar taşının yanı başında dikili olan ABD bayraklı Amerikan Alayı arması, burada yatan kişinin bir gazi olduğunu gösteriyor. Bu arada Kaletski, Alexandrovich ve Alexandrovich gibi soyadlar taşıyan mezar taşlarında da ay yıldız işaretleri görmek mümkün.