Haliç Kongre Merkezinde, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle iftar programında bir araya gelen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ramazan-ı Şerif'in ortasına yaklaşıldığını belirterek, ramazanın tüm insanlığın huzuruna vesile olmasını diledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi:

"Beklediğimiz nedir? Birliğimizdir, beraberliğimizdir, dayanışmamızdır. Bunu başarmamız lazım. Biz bir olursak, iri olursak, diri olursak, kardeş olursak hep beraber Türkiye olursak bu işi bitiririz. Yoksa az önce sayın başkanın ifade ettiği gibi bunlar liseli çocuklara da dadanırlar başka yerlere de dadanırlar. Niye? Başka çıkış yolları kalmadı. Fakat 'inlerine gireceğiz' dedik, girdik. Bunların da inlerine girdik, paralelin de inlerine girdik. Gireceğiz. Nereden, kimlerden hangi türlü destek alırlarsa alsınlar gireceğiz.

"Artık güvenlik güçlerimizde şu ayrı, bu ayrı yok"

"Dün akşam Ankara'da çevik kuvvet polisimizle iftar yaptım. Ondan önce Mardin'de aynı şekilde Türk Silahlı Kuvvetleriyle bir iftar yaptım." diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Şunu gördüm; Artık güvenlik güçlerimizde şu ayrı, bu ayrı yok. Askerimiz, polisimiz, köy korucumuz hepsi aynen bakıyorsunuz etle kemik gibi. Birbiriyle kaynaşmış durumdalar. Allah nazardan saklasın. Avrupa Parlamento binasının koridorlarına terör örgütlerinin paçavralarını asanların ve onların önünde poz verenlerin ve onları o şekilde hareket etmeye sevk edenlerin bu ülkede 'Biz terörle mücadele ediyoruz' deme hakları yoktur. Bunu Avrupa Parlamentosunun ileri gelenlerine söylüyorum. Kimi aldatıyorsunuz? Bu beslemelerinizle siz bir yere varamazsınız, temel hak ve özgürlük mücadelesi veremezsiniz. Yanlış oyundasınız. Yanlış işler yapıyorsunuz" ifadelerini kullandı.

"Teröristin iyisi kötüsü olmaz"

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu yılın birinci çeyreğinde Türkiye'nin Avrupa ülkeleri arasında birinci sırada yer aldığının altını çizerek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"4,8 bu bir bir bereketi gösteriyor, azmi gösteriyor. İnanmak... İnandığınız zaman tekeden bile süt çıkartırsınız. Bu işin lamı cimi yok ve neticede böyle oluyor zaten. Türkiye için gerçek tehdit ne bölücü terör örgütünün saldırıları ne finans krizini etkileri ne de şu veya bu gücün düşmanlığıdır. Bizim için asıl tehdit mağdura, mazluma, garibe, kimsesize, haksızlığa uğramış olanlara  el uzatacak takatimizin veya  idrakimizin kalmamasıdır. İşte o zaman bu günümüz ve geleceğimiz için gerçekten endişelenmeliyiz.

Hani birileri Türkiye için endişeleniyordu ya... Gezi olayları vesaireler olduğu zaman 'Biz Türkiye'deki bu durumdan endişeliyiz' (diyorlardı). Ben de onlara dedim ki Fransa'da, Belçika'da, İngiltere'deki bu son gelişmelerden dolayı çok endişeliyim. 'Endişelenerek bakıyorum. Böyle izliyorum' dedim. Rahatsız olmuşlar. Niye rahatsız oluyorsunuz? Demek ki terör kol gezdiği zaman sen de polisine ne diyorsun, 'gereği neyse yap' diyorsun. Türkiye'nin teröristi iyi terörist mi? Ne farkı var? O da insan öldürüyor, o da insan öldürüyor. Teröristin iyisi, kötüsü olmaz. Bunu her zaman söyledik ve şu yaptığımız operasyonlar terörle mücadelede ülkemize huzuru, refahı o bölgelerde de getirene kadar durmadan devam edecektir. Bu işi Allah'ın izniyle bitireceğiz ve Allah'ın izniyle başaracağız. Bunda kararlılığımız var. Askerimiz, polisimiz, köy korucularımızla beraber kararlılığımız var. Bu millet Allah'ın izniyle bunlara prim vermeyecek."