Yücel Kayaoğlu ANKARA - TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye’nin terörle mücadelede yalnız bırakıldığını belirterek, son olarak Atatürk Havaalanına yapılan DEAŞ saldırısından sonra, Türkiye’ye taziye mesajı gönderen ülkelerin terör konusundaki ‘çifte standarttan’ vazgeçmeleri gerektiğini söyledi. TBMM eski Başkanı Cemil Çiçek, Türkiye’nin son günlerde maruz kaldığı terör saldırıları ile ilgili açıklamalarda bulundu. Çiçek’in verdiği mesajlar özetle şöyle: “Türkiye 50 senedir terör yaşıyor. Hemen hemen aynı ülkeler telefon ya da mesajla üzüntülerini paylaşıyorlar. Dayanışma yerine işbirliğine ihtiyaç var. Mesaj gönderenler terörle mücadelede Türkiye’yi hep yalnız bırakmışlardır. Bu savaşlara vekâlet savaşı deniyor. Demek ki vekâlet verilen terör örgütü ve buna bu vekâleti veren birileri var demektir. Kimsenin kuzu postuna bürünmesine gerek yok. Türkiye’nin açısını gerçekten paylaşıyorlarsa taziye mesajı gönderenler ikiyüzlülük ve çifte standarttan vazgeçmeli. PYD’nin terör örgütü olduğu konusunda tereddüt yok. Mesaj gönderen ülkeler bunu terör örgütü kabul etmediği gibi kendi ülkelerinde temsilcilikler açtılar, izin verdiler.

DİN MASKELİ TERÖR
 Türkiye’nin, DAEŞ dahil terör örgütlerine karşı yürüttüğü mücadele ortada. Bu din maskeli terörün Türkiye’nin birlik ve bütünlüğü açısından ne kadar büyük problem teşkil ettiği ortada. Çünkü bizim çok farklı bir İslam anlayışımız var. Biz selefi değiliz. Biz din üzerinden bu türlü savaşların yapılmasını asla doğru bulmadık. Böyle kan döken bir anlayış bizim dinimizde yok. Cahiliye döneminde bile  döneminde belli aylarda kan dökülmesi yasak. Ramazan ayında, mübarek bir ayda, din adına hareket ettiğini söyleyen bir örgüt kan dökebiliyorsa bunun bizim inandığımız din ile bir alakası yok. Tabii bu konuda yapılacak çok iş var. Evvela Türkiye nasıl bir İslam anlayışına sahip bunu bütün dünyaya iyi bir şekilde izah etmesi gerekiyor. Türkiye bu türlü bir anlayış ile arasına koyduğu mesafeyi çok daha belirgin hale getirmesi lazım.  Böylesine karışık bir coğrafyada çatışmaları daha da arttırıcı tercihler ve kararlar yerine işbirliği imkanlarının aranması daha doğru olur.  Türkiye hem Rusya hem de İsrail ile yaptığı anlaşma bu açıdan doğrudur.

GERGİNLİĞİN FAYDASI YOK
İçeride de dostlarımızın sayısını arttırmamız gerekiyor. Başbakan’ın söylediği  ‘dostlarımızın sayısını arttırmak, düşmanlarımızın sayısını azaltmak’ kuralı doğru. Bu zaten tersinden baktığımızda dostlarımızın daha fazla düşman var demektir. Türkiye içinde de bir gerginliğin olduğu ortada. Bir gönül köprüsü kurmaya ihtiyaç var. Köprü diyorsanız köprünün iki ayağı var. Öbür ayak arasında bağlantı kurmamız gerekiyor. Köprünün iki ayağı var, birbiri ile bağlantısı yok, bunun iki ayağını buluşturmamız gerekiyor. Dışarıda dostların sayısını arttırırken içerdeki dostluklarımızı kuvvetlendirmemiz lazım. Gerginliklerin kimseye faydası yok. İçerideki dostlukları arttıracak, ilişkileri normalleştirecek bir söyleme ihtiyaç var. Ramazan iyi bir iklimdi ancak iyi değerlendiremedik.”