KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakere görüşmeleri dönüşünde Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bugünkü müzakere görüşmesini değerlendirdi ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. “Türk tarafı olarak, bu noktaya gelmiş olan bir süreci elbette başarıyla hedefe vardırmaktır” diyen Akıncı, "İlerleme dediğimiz noktaya ulaşmış bir süreçten bahsediyoruz ve bütün hedefimiz Türk tarafı olarak bu noktaya gelmiş olan bir süreci elbette başarıyla hedefine vardırmaktır. Bunu öteden beri inanarak, isteyerek söylemekteyiz. Çünkü bunun Kıbrıs için en iyisi olduğuna inanıyoruz. Bunun olmadığı noktada belirsizlikler içinde tüm taraflar için iyi bir durum olmayacağını değerlendiriyoruz" dedi.

“YENİ BİR CENEVRE KONFERANSI İÇİN HAZİRAN AYINI ÖNERDİK”

Gelinen noktada somut olarak Cenevre Konferansı’nın yeniden toplanması için haziran ayını önerdiklerini belirten Akıncı, şunları kaydetti:

“BM Genel Sekreteri ve yardımcısı Eide’nin Haziran içinde uygun bir tarihin saptanması şartıyla bunu söyledik. Ancak tarih olarak haziran uygun. Temmuz ayının potansiyel tehlikeler içerdiğini herkes biliyor. Bunları tekrar tekrar söylememe gerek yok. Rum tarafında başlamış bir başkanlık yarışı var. Erken başladı ama başladı. Rum tarafı, ‘takvim istemem’, ‘son tarih olmaz gibi’ söylemlerde bulunsa da bu doğal takvim işliyor ve mutlaka bu geçmekte olan zamanın çok iyi değerlendirilmesi gerektiği konusu artık herkesçe biliniyor.

Eğer haziranda bir mutabakat sağlanabilseydi bugün, o güne kadarki dönemi de burada yine toplantılarla Cenevre’ye hazırlık için geçirebilirdik. Ama böyle bir karar, uzlaşma çıkmadı bugün. Müzakereciler düzeyinde artık yol alınamıyor. Bu önerimizin dışında izlenen yöntemle ilgili de bir önerimiz oldu. Uzunca bir süredir gelinen noktada tek tek konuları ele alıp onun etrafında dolanarak bir yere varma metodunun artık mümkün olmadığını, müzakereciler düzeyinde de artık yol alınamadığını ve artık bir paket yaklaşımının bizi sonuca götüreceğini seslendirmekte.”

“İKİ YILDIR ALINABİLECEK MESAFE ALINDI”

Akıncı, “Tüm konuların birlikte sonuçlanabileceği bir metot önermekteyiz. Çözüm istiyorsak bundan başka bir alternatif de kalmadı. İki yıldır alınabilecek mesafe alındı. Geriye kalan konuları bu paket yaklaşımıyla. O taraf bilecek ki eğer bir konuda adım atarsa diğer konuda nasıl bir karşılık göreceğini önceden anlayabileceği bir çalışma yapılacak. Bizler de bileceğiz ki bizim için önemli unsurlar bunlardır, Rum tarafı için de şunlardır. Böylece bir çerçevenin ortaya çıkabileceğini aynı zaman dilimi içinde görebileceğiz eğer bu yaklaşım kabul edilebilseydi” şeklinde konuştu.

“TEK TARAFLI KAZI VE ARAŞTIRMANIN SÜRDÜRÜLMESİ YENİ GERGİNLİKLERİ TETİKLEYECEK”

“Bizim bu yaklaşımımız bir uyarıyı da içerdi; o da hidrokarbon olayıyla ilgili Kıbrıs’ın ortak zenginliği olan bu zenginliğin her iki toplumun da yararına kullanılması seçeneği yerine tek taraflı bu kazı ve araştırmanın sürdürülmesi mahsurlu, yeni gerginlikleri tetikleyecek” diyen Akıncı, “Bundan sonrası için önerilerimize kulak verilmesini ve bunun ertelenmesini önerdik. Bu da son derece önemli bir konuydu. Çok daha uzun sürdü toplantı. Ancak üzülerek ifade ediyorum. Bizim bu yaklaşım ve ön koşulsuz Cenevre’ye gidebileceğimizi ve paket yaklaşımla genel bir çerçevenin ortaya çıkmasıyla elde edilecekleri her iki tarafın görebileceğini, toplumuna sunabileceğini öngören yaklaşımımız karşılık görmedi” dedi.

“RUM LİDERİN TAVRINI ANLAMAKTA GÜÇLÜK ÇEKİYORUM”

Akıncı, “Aslında önerdiğimiz model bugüne kadar önerdiğimizin dışında bir yaklaşım. Anastisiadis’in böyle bir yaklaşımı sanki daha önce denenmiş gibi değerlendirmesini yadırgadık. Al-ver ile sonuca gitmek hiç olmadı. Denenmiş metotları yeniden denemeye gerek yoktur şeklinde bir algı içinde gördük Rum lideri. Bunu anlamakta güçlük çekiyorum” diye konuştu.

“YENİDEN CENEVRE’YE GİTMEYE HAZIR OLDUĞUMUZU SÖYLEDİK”

Pakete yönelik ve tüm başlıkları içerecek bir yaklaşımın çözüme götüreceğini belirten Akıncı, “Birinci konferans Cenevre’de toplandı ama tamamlanmadı. Yeniden toplanması için de gerekenler yapıldı aslında. Herhangi bir önkoşul yok Cenevre’nin yeniden başlaması için yeniden gitmeye hazır olduğumuzu söyledik. İkinci, 11 Şubat 2014 anlaşmasına uygundur. Tüm başlıkların birbiriyle ilintili ele alınması prensibine de uygundur bizim yaklaşımımız. Çok yapıcı ve olumlu öneriler yaptığını söylüyor Rum lider. Ama ortada öneri falan yok, önkoşul var. Cenevre’ye giderim ama şu şekilde giderim yaklaşımı var. Mont Pelerin’de de gördük. Yunanistan bazı konuları önceden kabul ettirip gelebileceğini söylüyordu. Böyle bir müzakere anlayışı olamaz. Anastiasiadis’in ne söylediğini açıklamayacağım. Açıklama hakkımı mahfuz tutuyorum diyor zaten. Hiçbir yapıcılığı olmayan, hiçbir Kıbrıslı Türk liderin kabul etme imkanı olmayan bir yaklaşım sergiledi. Eide, önümüzdeki 1-2 gün içinde bizlerle temasını sürdürecek. Farklı bir gelişme olursa hep birlikte göreceğiz. Geldiğimiz nokta şu anda budur. Rum lider bu tavrı değiştirmezse değil ben, benden sonra gelecek çok farklı liderler bile Rum liderle bu çerçevede oturup müzakereleri sürdüremez” ifadelerini kullandı.

“BM GENEL SEKRETERİ DE BİR DEĞERLENDİRME YAPACAKTIR”

“Bizim bugün böyle bir takvim yapma şansımız zaten yoktu. Tutum bu olmaya devam edecekse yarın da yok” diyen Akıncı, “Ne var ki BM’nin özel danışmanı Sayın Eide, doğru olarak bugün yaşananları Genel Merkezine iletecektir herhalde. Onun sonrasında BM Genel Sekreteri de bir değerlendirme yapacaktır. Göreceğiz. Artık incir ipi gibi uzayan bir sürecin tekrarlayıcısı olmak istemem ben. Bunu defalarca söyledim. Bunu kimse istemez. 50 yıldır süren bir müzakere sürecinden söz ediyoruz. Artık bitirmemiz, sonuca varmamız lazım. Ben sonuç alınacak bir model öneriyorum. Falanı konuşalım filanı konuşmayalım demiyorum. Her şeyi bir paket içinde görelim. Bizim açımızdan, sizin açınızdan beklentiler karşılığını buluyor mu? AB’nin ilkeleri var, BM’nin de var, tüm bunları yan yana koyduğumuzda bu her iki toplumun da referandumlarından geçebilir mi buna bakıp sonuca götürmek lazım. Yapamıyorsak da gerçek durumu halklarımıza anlatmamız lazım Öneri, yaklaşım dediğiniz her şeyden önce insaflı olması lazım. Karşı tarafın kabul edeceğine yakın bir şey sunmanız lazım. Öyle bir durumla karşı karşıya kaldık ki; kabul edeceğimizi düşünmeleri bile enteresan” dedi.

“TÜRK TARAFININ POZİSYONLARINA YAKIN BİR EİDE GÖRMÜYORUZ BİZ”

Akıncı “Eide’ye neden böyle bakıyorlar onu da anlamak mümkün değil. Yorum yapma hakkımı mahfuz tutayım, her şeyi konuşmayayım ama, Türk tarafının pozisyonlarına yakın bir Eide görmüyoruz biz. Rum tarafı bugüne kadar gelmiş geçmiş istisnasız tüm BM temsilcilerini böyle bıktırmış, usandırmıştır. Belki bunlar taktik icabı yapıyordur. Saldıralım, Türk tezlerine destek veriyorsun diyelim de bıktıralım... Belki önceden sonuç almışlardır, yine sonuç alacaklarını düşünüyorlardır. Eide’nin ve o görevi yürütenlerin şahsında ne Türk görüşlerine yakınlık istiyoruz ne başka bir şey. Tarafsızlık. Ne yaşandıysa orada, bunları objektif bir şekilde BM Genel Sekreteri’ne aktarmasını istiyoruz. Bana öyle geliyor ki gelinen noktada ilk iş objektif şekilde durumu tahlil edip BM Genel Sekreteri’ne durumu aktarmak ve onun ne düşüneceğini değerlendirmek lazım. Temmuz öncesi dönem bize göre çok önemlidir. Enosis Plebisiti olayını hep beraber yaşadık. Tepkimizi küçümsemeye, olayı küçük göstermeye çalıştılar ancak o tepkilerimizde biz haklıydık, aradan zaman geçti yine bu haklılığımızın altını çizmek istiyorum” dedi.

“BİZ MÜZAKERELERDEN KOPMAK İSTESEK KOPARDIK”

“İki büyük parti Rum Meclisi’nde bunu düzeltmek için adım attılar ve düzeltici bir adım attılar” diyen Akıncı, “Onu bile teknik mesele deyip Anayasa Mahkemesi’ne sevk etti Anastasiadis. Sırf müzakerelerin tekrar başlaması için atılan bir adımdı. AKEL, bunun böyle olmasını arzu eden bir parti değildi ama buna rağmen DİSİ’nin bu önerisini destekledi. Dileğimiz Anastasiadis’in bunu imzalayarak bu sorunu halletmesiydi ama bunu yapmadı. Biz müzakerelerden kopmak istesek kopardık. Çünkü gereğini yerine getirmedi, Anayasa Mahkemesi’ne havale etti. Müzakerelerden kopmamamızın tek nedeni, bu kısa dönemin hayati öneme haiz olduğunu bilmemizdir. İki tarafın da kaygılarını, endişelerini dikkate alan, kabul edilebilir, iki tarafın da referandumlarından geçebilecek bir anlayışla hareket etmemiz lazım. Bu süreyi çok akılcı değerlendirmemiz lazım. Hiçbir Kıbrıs Türkü’nün kabul edemeyeceği fikirlerle gelmek tek işe yarayacak; bu önemli zaman dilimi maalesef akıp gidecek” dedi.

“BM’DE OBJEKTİF DAVRANMALI”

“Bugün kendisine defalarca anlattığımız konuları bir daha düşünmesini, değerlendirmesini öneriyorum Anastasiadis’e” diyen Akıncı, “BM’de bu konuda objektif davranmalı. Önümüzdeki kısa dönemi temenni ederim bugünkü gibi değil çok daha verimli bir şekilde kullanabilelim. Değerlendirmemiz ve çağrımız, toplantıdaki görüşlerin değerlendirilmesini umalım. Bugün yapılamadı, belki yarın öbür gün yapılır ve askıya alınmaz. Askıya almak demek iyi bir sonuç doğurmaz demektir. Rum tarafında hiçbir şey gizli kalmaz, 24 saatte her şey açıklanır. Sadece olanlar değil, olmayanlar da eklenerek açıklanır. Belki bugün olanlar doğru düzgün yansır da görürüz. Anastasiadis açıklamasıyla bu konuya zemin hazırladı maalesef. Bu önerilerin yapıcı olduğunu söyleyince bizim de sizlere söylediklerimizi söyleme zorunluluğu doğdu” diye konuştu.

“AB MÜKTESEBATINA AYKIRI OLMAYACAK ŞEKİLDE BİRÇOK KONU HALLEDİLEBİLİR”

Dünkü görüşmenin çok verimli bir görüşme olduğunu belirten Akıncı, “Martin Kıbrıs’taydı tekrar. 9 saat bu bildiğiniz eşdeğer muamele konusu üzerinde AB perspektifinden olayın değerlendirilmesi yapıldı. Avrupa bunu kabul edemez, müktesebatına aykırıdır vesaire denildi, hiç öyle bir şey olmadığını gördü dün taraflar. AB müktesebatına aykırı olmayacak şekilde birçok konu halledilebilir. O konuda oluşturulan şamata kadar büyük bir hadise değil. Çözülebilecek bir konudur. Dünkü görüşme bu anlamda önemli. Halen daha anayasa komisyonunun ataması yapılmadı. Anayasa yapacağız, yasalar yapacağız. Rum tarafı komisyon üyelerini bir türlü atamıyor çünkü. Federal yasalar, çözüm bekleyen konular bu anlattığım paket yaklaşımıyla bir çerçeveye çıkarabilirsek onlar çok daha hızlı halledebilir. Dolayısıyla uzlaşılamayan büyüklükte konular değildir hepsi. Bazıları zordur ama hiçbir çözülemez değil. Yeter ki anlattığım tarzda bir yaklaşım olsun” ifadelerini kullandı.