Başbakan Binali Yıldırım, "Öyle tişörtüne 'kahraman' yazmakla kurtulacaklarını, meydan okuyarak bu işten sıyrılacaklarını zannediyorlar. Alnında hain yazanın göğsünde kahraman yazsa neye yarar?" dedi.

Yıldırım, Basın Yayın ve Enformasyon Genel Müdürlüğünün (BYEGM), şehit gazeteci Mustafa Canbaz'ın anısına, yerel medyanın gelişimine katkı sağlamak ve basında kaliteyi yükseltmek amacıyla geleneksel olarak düzenlediği "30. Yerel Medya Özendirme Yarışması"nın ödül törenine katıldı.

Başbakan Yıldırım, Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) hain darbe girişimine katılan alçakların hesabını sonuna kadar vereceklerini belirterek, "Öyle tişörtüne 'kahraman' yazmakla kurtulacaklarını, meydan okuyarak bu işten sıyrılacaklarını zannediyorlar. Alnında hain yazanın göğsünde kahraman yazsa neye yarar? Bu alçaklar, yurt dışındaki akıl hocalarına güveniyorlar. Onlara sürekli rüya tabirleri, birtakım ütopik menkıbeler, formüller göstererek morallerini yüksek tutmaya çalışıyorlar ama o gün gelecek, hepsinin maskeleri düşecek, hukuk devleti içerisinde bunlar hak ettikleri cezayı en ağır şekilde alacaklar." ifadelerini kullandı.

Şehit yakınları ve gazilerden sabretmeleri ve metanetlerini korumalarını isteyen Yıldırım, şunları söyledi:

"Bunlar iki şeyin peşindeler. Bu meseleyi uluslararası hukuka taşımak için her türlü çirkinliği, her türlü rezilliği ortaya koyuyorlar. Şu iki şeyi söyletmek için: Adil yargılama yapılmadı, savunma hakkımız tam olarak verilmedi. Bu iki mazereti de onların elinden alacağız. İlk savunmalarını istedikleri kadar yapsınlar. Gözlerimizin içine baka baka yalan söylesinler. Sabırlı olacağız, hukuka güveneceğiz, hukuka inanacağız, sonunda inşallah adalet tecelli edecek.Hiçbir şey, cezasız kalmaz. Mutlaka hak ettikleri cezayı hukuk içerisinde alacaklar."

Yıldırım, mesele millet, bayrak, vatan ve gelecek olunca gerisinin teferruat olduğunu dile getirerek, 15 Temmuz'u, milletin kenetlendiği, akın akın meydanları doldurduğu, ülkesine ve milletine sahip çıktığı gecenin adı olarak nitelendirdi.

"15 Temmuz’u iliklerimize kadar yaşadık. Yavrularımız, o körpe evlatlarımız, berrak zihinleriyle o geceyi nasıl gördüler? O alçaklara en büyük dersi verdiler." diyen Yıldırım, 11 yaşındaki torununun kendisine, "Dede, bunlar bizim askerimiz değil mi? Niye insanları öldürüyorlar?" diye sorduğunu anlattı.

''FİTİL FİTİL BURNUNUZDAN GELECEK!''

"O alçaklar, işte bu sorunun cevabını şimdi mahkemelerde veriyor." ifadelerini kullanan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Siz, bu milletin dişinden, tırnağından arttırarak ödediği vergilerle alınan tankları, uçakları, helikopterleri, silahları çalıp milletin üzerine ateş açacaksınız ve darbe yapmaya kalkacaksınız. Şimdi tabii bunu yapmaya kalkanlar belki Türkiye’de son dönem darbe tarihini, demokrasiye karşı vesayet girişimlerini okudular, hatmettiler, 'Ya bu iş oluyormuş, geçmişte olmuş, biz de yaparız.' deyip yola çıktılar. Çok da kolay olacağını düşündüler. Kendilerinden de çok emindiler ama onların hesap edemediği bir şey vardı, o da Hakk'ın gücü ve halkın gücü tankın gücünü yenmiştir, bunu hesap edemediler. Şimdi bu, bütün olan bitenler ortada iken 'Böyle bir darbe yoktu', 'Yalandı', 'Bu, bir kontrollü darbeydi' gibi saçma sapan birtakım algı operasyonlarını da yapmaktan geri durmuyorlar.

Milletten topladıkları 'himmet' diye oluk oluk paraları lobi şirketlerine aktararak düzmece raporlar hazırlıyorlar. Ne olacak? Bu raporlar dağıtılacak, çeşitli dillerde hazırlanacak, bunun bir kurgu darbe girişimi olduğu algısı yerleştirilecek. Yemezler. Fitil fitil burnunuzdan gelecek. Nerede olursanız olun, dünyanın öbür ucunda da olursanız olun, bu millet bunun hesabını sizden soracak. Bizim de boynumuzun borcudur, bu hesabı mutlaka soracağız. Bu darbenin arkasındaki bütün odakları da açığa çıkarmak, tek tek milletin önüne getirmek de bizim en önemli görevimizdir."

''MAHALİNDE OLANI ISKALAYAN BİR BASIN...''

Başbakan Yıldırım, yerel basının milletle iç içe olmasının önemine değinerek, "Şehrimizde, ilçede, caddede, sokakta, her yerde siz varsınız. O yakınlık içerisinde toplumun gerçekleriyle birebir temastasınız. Sizler yerelin ruhunu yansıtıyorsunuz. Siyasette yereli ihmal eden asla başarılı olamaz. Basında da bu böyledir. Mahallinde olanı ıskalayan bir basın, ideal bir basın olarak görülemez. Onun için yerel basına güveniyoruz. Fedakarca yaptığınız işleri takdir ediyoruz." ifadelerini kullandı.

BYEGM’nin yerel medyayı güçlendirmeye, özendirmeye yönelik yaptığı organizasyondan dolayı Genel Müdür Mehmet Akarca ve ekibine teşekkür eden Yıldırım, ödüllendirmek, teşvik etmek, başarıyı karşılıksız bırakmamanın yeniden başarının kapısını açacağını dile getirdi.

Yıldırım, ödül almaya hak kazanan basın mensuplarını da tebrik etti.

''BÜTÜN BİLDİKLERİMİZİ DÜRÜSTÇE PAYLAŞIRIZ''

BYEGM tarafından dünyanın çeşitli ülkelerinden Türkiye'ye getirilerek 15 Temmuz’un anlatıldığı 350'ye yakın basın mensubunun da salonda bulunduğunu anımsatan Yıldırım, şunları kaydetti:

"15 Temmuz, sizin gözlerinizden, sizin gözlemlerinizden, sizin tespitlerinizden en doğru şekilde bütün dünyaya, dalga dalga yayılacaktır. Buna inancım tamdır. Sizden isteğimiz, talebimiz, bu konuda şehitlerimizin ruhunu rahatlatmak adına, gazilerimizin adına lütfen bu konuları işlerken Türkiye'de olduğunuzu, Türkiye'de bu işlere tanık olduğunuzu ve bu konuda yapılmaya çalışılan saptırmalara, yönlendirmelere karşı lütfen tavır alın, karşılık verin ve bizlerle teması sürekli devam ettirin. Biz size her zaman, her şeyi şeffaf bir şekilde, en doğrusunu olumlu yanlı da olumsuz yanlı da anlatmaya, bütün bildiklerimizi dürüstçe paylaşmaya hazırız."